Atatürkçü Düşünce Sistemi

06 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Atatürkçülük, Seminerler

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, tıp hekimi olduğunu ancak 25 yılı aşkın bir süredir Atatürkçülük, Kemalizm ve Atatürkçü Düşünce Sistemi üzerine incelemeler yaptığını ve bu alanda Türkçe ve İngilizce yazılmış hemen tüm kitapları ve yayınları takip ettiğini belirtti.

Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran

Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran


Prof. Dr. Yurtkuran, “Ulu Önder’in sözleri ve icraatları zaman zaman siyasi materyal olarak, zaman zaman da kişisel ya da grup etkinliğini artırmak için kullanılmakta ve bu kullanılmalar sırasında da esasından saptırılmaktadır. Kısaca ‘Atatürkçü Düşünce Sistemi nedir, neleri emreder, nerelerde bizi serbest bırakmıştır?’ bunu anlatmak istiyorum. Bunun için seminerin ilk konuşmasını yapmayı kabul ettim” dedi.
Atatürkçülük anlayışına araştırmacılar tarafından zaman zaman değişik anlamlar yüklendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yurtkuran, “Örneğin, İstiklal Savaşı sürecini Kemalizm, devrimler sürecini Atatürkçülük olarak yorumlayan tarihçilerimiz vardır. Ama çok büyük bir araştırmacı grubu, Atatürkçülük, Kemalizm ve Atatürkçü Düşünce Sistemi kavramlarının tam karşılığının aynı olduğunu, bir bütünü tarif ettiği hususunda mutabıktır. Bana göre de üçü aynı anlamı karşılamaktadır. Kavram olarak, Atatürkçü Düşünce Sistemi tercih ediyorum” şeklinde konuştu.

Atatürkçülük Klasik İdeoloji Değildir
“Atatürkçü Düşünce Sistemi, Kemalizm ya da Atatürkçülük nedir? Bunlar ideoloji midir? Türk’e mi aittir?” sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Yurtkuran, klasik ideolojilerle karşılaştırıldığında Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin bir ideoloji olmadığının görüleceğini söyledi.
Atatürkçülük’ün iki önemli noktada klasik ideolojilerden ayrıldığını belirten Prof. Dr. Yurtkuran, bunların Atatürkçü Düşünce Sisteminin en önemli üstünlüğü olduğunu dile getirdi. Birinci noktanın klasik ideolojilerde önce fikir, ardından eylemin gelmesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Yurtkuran şöyle devam etti:
“Klasik ideolojilerde çoğunlukla da fikri zikreden ile eylemi yapan farklı kişilerdir. Ama, Atatürkçü Düşünce Sisitemi’nde önce eylem gelir. Önce savaş kazanılmıştır, arkasından devrimler yapılmıştır, ondan sonra bu bütünün fikri yapısı yazıya dökülmüştür. Fikri yapısı oluşturulmuştur. Yani, klasik idelojilere göre teoriden hareketle uygulama gelmemiş, bizzat uygulama Kemalizm’in çehresini belirlemiştir. Bu kanaatimce, klasik ideolojilere karşı Atatürkçülük’ün en önemli üstünlüğünden bir tanesidir. Çünkü yaşayan bir sistemdir.”

Demokratik Ve Pragmatik Çağdaşlaşma Ülküsü
Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni klasik ideolojilerden İkincisi önemli noktayı da “demokratik ve pragmatik bir sistem olması” şeklinde nitelendiren Prof. Dr. Yurtkuran, “Yani, aklın ve bilimin gözlem ve bulgularına dayanır. Bu nedenle de, klasik ideolojilerin tam aksine peşinen bir değişim süreci içerisinde olacağını kabul etmiştir. Yani, klasik ideolojilerin kesinlikle reddettiği zamana uyumu, Kemalizm peşinen kabul eder. Bu da klasik ideolojilere göre en önemli üstünlüklerinden bir tanesidir. Kemalizm’de, zamanın teori üzerinde bir takım değişiklikleri yaratacağını peşinen kabul etmek vardır ki, bu değişen gerçekleri de kabul etmek anlamına gelir” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Yurtkuran; Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni “Pragmatik, demokratik bir çağdaşlaşma ülküsü” şeklinde tanımlayarak “Bu benim tarifimdir, Atatürk Dil Tarih Kurumu’na da bu öneriyi yaptık” dedi.
Tarihçi, bilim adamı ve felsefecilerin Kemalizm üzerine birçok tanım getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yurtkuran, Emre Kongar’a atıfta bulunarak, “Kongar diyor ki; ‘Atatürkçülük, çağdaş uygarlığa ulaşmak için, önce bu uygarlığın boyunduruğundan yani, sömürgesi olmaktan kurtulmayı başarıp, sonra da ona erişmek üzere toplumsal, siyasi, ekonomik ve hukuksal formüllerinin gerçekleştirilmesidir.’ Bu tarif bütün süreci özetlemektedir; tarihsel sürecin fotoğrafıdır.” diye konuştu.

Antiemperyalizm ve Yurtseverlik
Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin temelinde, “İlkelerin içerisinde olmayan ancak, ilkelerin tabanını oluşturan en önemli ögenin emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmak olduğu”na dikkati çeken Prof. Dr. Yurtkuran, şunları söyledi:
“Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin tabanını, antiemperyalizm ve yurtseverlik oluşturur. Savaş emperyalist güçlere karşı verilmiştir. Bunlar ilkelerde içerisinde yoktur. Antiemperyalist ve yurtseverlik tabanına nasıl ulaşılmış; savaş nasıl kazanılmış; ilkeler nasıl oluşturulmuş ve devrimler yapılmıştır?
Osmanlı İmparatorluğu’nun son 100-150 yılı kronolojik sıraya göre yıkılma sürecidir. Bu dönemdeki, Osmanlı aydınların çoğu asker kökenlidir ve ömürlerini savaş meydanlarında geçirirken, bir yandan da Osmanlı’dan ulus yaratma çabaları içerisine girmişlerdir. Jöntürklerin batılılaşma hareketinin başladığı, Hıristiyan unsurların bağımsız bir devlet olmaya kalktıkları dönemde bir imparatorluk hayali kurulmuştur. Ancak, bu hayal tam kurulurken, Arapların İngilizlerle ortak hakareti, Arnavutlarda ayrılıkçı hareketlerin başlaması, panislamist bir Osmanlı İmparatorluğu’nun olanaksız olduğunu göstermiştir. Bu arada; tüm Avrupa’yı saran milliyetçilik akımları Osmanlı aydınlarını da etkilemiş ve milliyetçilik ya da diğer bir deyişle Türkçülük hareketlerini başlatmıştır.”
Türkçülük hareketinin iki yönde geliştiğini anlatan Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, “Bunlardan bir tanesi şu anda gördüğümüz kadarıyla daha mütevazı, daha gerçekçi, Anadolu’da ulus devlet modelini hayal eden aydınlardır. Bu grup, Atatürk’ün yanında yer almıştır. Diğeri de şu anda gördüğümüz gibi, hayalperest, bir takım büyük birleşik Türkler devletini hayal edenlerdi”.
Yurtseverliğin “Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ve gelişimi için hiçbir karşılık beklemeden, koşulsuz ve kısıtlamasız çaba sarfetmek ve bunu yaşam biçimi haline getirmek olduğu”nu söyleyen Prof. Dr. Yurtkuran; “Türk ulusunun ulusal kurtuluş savaşını tetikleyen olay İzmir’in işgalidir. Bu durum, Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile büyük tepki uyandırmıştır. Tabanda oluşan antiemperyalist ve yurtseverlik zemini, mandacılara, işgalcilere, işbirlikçilere, padişahlığa karşı savaşılarak ulusal devletin kurulmasına olanak sağlamıştır.” şeklinde konuştu.

Laiklik
Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin bugün kabul edilen 10 temel ilkesi içinde birincisi ve çimentosunun “laiklik” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, “Laikliğin 5 ana başlığı vardır, dörde inse sistem çöker” dedi. Prof. Dr. Yurtkuran, laiklik ilkesindeki 5 temel başlığın “devlet yönetimine dini kuralların ve görüşlerin karıştırılmaması, din ve vicdan hürriyetinin devlet tarafından sağlanması, din ve mezhep ayrımı yapmadan yurttaşlara eşit yaklaşım, devlet yönetimi ve eğitiminin akılcı ve çağdaş esaslara göre düzenlenmesi, devlet yönetimi ve eğitiminin dini müdahalelerden mutlaka korunması”ndan oluştuğuna dikkat çekti.

Bağımsızlık
İkinci ilkenin “bağımsızlık” olduğunu anlatan Prof. Dr. Yurtkuran, “Temel özelliği ulusal sınırlarımız içinde ulusal egemenliğe dayalı siyasi, adli, kültürel ve ekonomik tam bağımsızlıktır. Ekonomik tam bağımsızlığın bugünün koşullarına göre yorumlanması gerekmektedir. Çünkü bugünkü dünya koşulları Atatürk devrimlerinin yapıldığı dönemlere, özellikle ekonomik alanda olarak ciddi farklılıklar göstermektedir. Atatürkçülüğün temel ilkelerinden biri de, peşinen değişimi kabul etmek olduğu için dünyanın gerçekleri doğrultusunda ekonomik tam bağımsızlık tekrar değerlendirilebilir” dedi.

Egemenlik
“Üçüncü ilke, ulusal egemenliktir” diyen Prof. Dr. Yurtkuran, “Türk ulusunun devlet karşısında eşitliği ve hukukun üstünlüğünü gösteren bir ilkedir. Hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının devlet karşısında eşit olacağını ve hukukun her nevi kavramın üstünde olduğunu ifade eder.” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, “Bu nedenle de, ulusal egemenlik kavramı, Atatürkçü sistemin bir nevi zümre, sınıf ve grup farklılığını reddeder”
diyerek, ulusal egemenlik kavramıyla ulusun bölünmez bir bütün olduğu ve hiçbir grubun ayrıcalığının olmadığı esasının ilkeleştiğini vurguladı.

Cumhuriyetçilik
Cumhuriyetçilik ilkesinin; ulusal irade ve hür seçimden oluştuğunu; milletin vekillerinin seçimlerini öngördüğünü kaydeden Yurtkuran, “Cumhuriyetçilik ilkesi, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ve bölünmez bütün olan Türkiye Cumhuriyeti’nin şekillendiği ilkedir. Üzerinde çok fazla spekülasyon yapılamaz” dedi.

Ulusçuluk / Milliyetçilik
Özellikle, herkesin çok fazla kullandığı bir ilke olan ulusçuluğun, milliyetçilik olarak da tanımlanacağını vurgulayan Yurtkuran, “Kemalist milliyetçilik veya Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin Ulusçuluk ilkesi, Türk Ulusunun dil, kültür, tarih ve çağdaşlaşma ülküsü birliği ile birbirine bağlı vatandaşlardan oluştuğunu kabul eder. Burada esas unsur, dil birliğidir. Dikkatinizi çekerse, burada ırk kavramı yoktur. Atatürk milliyetçiliği, ırkçılığı temelden reddeder. Irkçılığa dayalı olmadığı için de, bilinen milliyetçilik içinde belki de tek bütünleştirici olanıdır. Anadolu’nun yapısını çok iyi bilen Atatürk, bu yüzden’ne mutlu Türk olana’ yerine, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ demiştir” şeklinde konuştu.

Halkçılık
Atatürkçü Düşünce Sistemi’nde Halkçılık ilkesinin, ulusun bireylerini ayrılık gözetmeksizin memleketin öz evladı olarak kabul etmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yurtkuran şöyle konuştu: “‘Ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyen herkes, bu memleketin öz evladıdır. Türklük, burada üst kimliktir. Bireylerin hak ve özgürlüklerini halkçılık ilkesi, devlet güvencesi altına alır. Tüm vatandaşlarına, fırsat eşitliği sağlar. Eğitim, sağlık, askerlikte her alanda vatandaşları eşit olarak görür.”

Devletçilik
Prof. Dr. Yurtkuran, Devletçilik ilkesinin, en çok yanlış algılanan ilkeler arasında olduğuna dikkat çekerek; bu ilkenin her türlü ticari ve ekonomik işlevi devletin işi olarak gören anlayışla hiçbir ilgisinin olmadığını vurguladı.
Batı Avrupa’nın sosyal devleti keşfetmesinden 20 yıl önce, Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin sosyal devlet kavramını, Devletçilik ilkesiyle ortaya koyduğunu anlatan Prof. Dr. Yurtkuran, Atatürk Devletçiliği’nin sosyalist ya da komünist rejimlerdeki devletçilik anlayışıyla da ilgisi olmadığını ve Türkiye’nin rotasının İzmir İktisat Kongresi’nde çizildiğini belirtti.
Prof. Dr. Yurtkuran, devletin ekonomiye ve sanayiye girmesi için iki koşul olduğuna dikkat çekerek, “Bunlardan biri, zorunluluk; diğeri ise stratejiktir. İç ve dış güvenlikte, eğitimde, sağlıkta, adalette, sosyal güvenlikte devlet esas olarak alınır. Sosyal güvenlikte devletin esas alınması demek, sosyal devlet modelinin tanımıdır” diyerek; Cumhuriyet’in ilk yıllarında Bursa’da kurulan Merinos fabrikasını ve diğer sanayi tesislerini örnek verdi.

Devrimcilik
Sekizinci temel ilke olan “Devrimcilik”in çok fazla speküle edildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Yurtkuran, “Aslında, devrimcilik ilkesinin temel tarifi bilimsel doğrular doğrultusunda sonsuza kadar yenilenme ve gelişmedir. Yani, her konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin bilimsel esaslar dahilinde yenilenmesi ve gelişmesi” şeklinde tanımladı.
Prof. Dr. Yurtkuran, bir takım devrim söylemleriyle Atatürkçülük’ün Devrimcilik ilkesini birbirine karıştırılmaması gerektiği üzerinde durdu.

Barışçılık
Atatürkçü Düşünce Sistemi’nde “yurtta sulh, cihanda sulh” sözüyle özdeşleştirilen Barışcılık ilkesinin temel siyasetinin Türkiye’nin güvenliği ve barış için caydırıcılığı esas kabul ettiğini belirten Prof. Dr. Yurtkuran, “Barışçılık ilkesi, Türkiye’nin güvenliğini amaçlayan, hiçbir milletin alehinde olmayan bir barış siyasetidir, Atatürkçülük’ün temel siyasetidir. Barışçılığın sağlanabilmesi için caydırıcılığı esas kabul eder. Yani, gerçekçi bir barışçılık anlayışı vardır. Caydırıcı olmayı, esas kabul eder. Hem ekonomik, hem asgari, hem de iç bütünlük olarak dışardan bakıldığında dokunulması tehlike yaratan bir ülke gücünde durmak anlamındadır. Atatürk, barışçı bir Türkiye’yi anlatırken hep göndermeler yapmıştır. Ordunun barışın temel direği olduğuna, ordunun gücüne gönderme yapmıştır” dedi.

Akılcılık ve Bilimcilik
Akılcılık ve bilimcilik ilkesi ile ilgili çok fazla birşey söylemeyeceğini belirten Prof. Dr. Yurtkuran, Atatürk’ün bir söylemini okuyarak sözlerini noktaladı:
“Biz ilhamlarımızı gökten veya gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve milletler tarihinin bin bir facia ve ızdırap kaydeden yapraklarından çıkarttığımız neticelerdir.”

Tarih:
18 Şubat 2004

Bilgi:
Dönemin Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ın “Bilimin Işığında Aydınlanma Seminerleri”nde yaptığı konuşmaya ilişkin haber.

Paylaşmak için tıklayınız:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • RSS
  • Twitter
  • Technorati
  • email
  • Live
  • Yahoo! Bookmarks
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace

İlgili yazılar:

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.