Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor

24 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Ekonomi, Güncel, manset

Yeşim Tekstil CEO’su ve aynı zamanda Uludağ İhracatçılar Birliği Konfeksiyon Hazır Giyim Başkanı olan Şenol Şankaya, ISO 500 listesinde ilk 100 firma arasında sadece bir tane tekstil firmasının ve hiç hazır giyim firmasının bulunmadığına işaret ederek, sektörün gittikçe küçüldüğüne dikkat çekti.
Yeşim Tekstil CEO’su ve Uludağ İhracatçılar Birliği Konfeksiyon Hazır Giyim Başkanı Şenol Şankaya, hazır giyim ve tekstil sektörünün her geçen gün ciro ve ihracat bazında kan kaybettiğini belirterek “ISO 500 listesini incelediğimizde, hazırgiyim firmalarının sayısının çok azaldığını, ilk 500’de yer alan firmaların büyük bir kısmının da geçtiğimiz yıllara göre sıralamada daha gerilerde kaldığını görüyoruz” dedi.
Yeşim Tekstil’in IS0 500 Büyük Firma listesinde hazır giyim firması olarak ilk sırada yer alırken, genel sıralamada 172. olduğunu belirten Şankaya, Yeşim’in krizin tüm olumsuz etkilerine rağmen sektördeki liderliğini devam ettirdiğini söyledi.senolsankayagenel
“Hazır giyim ve tekstil sektörü sıralamada gittikçe düşüyor”
Şankaya, ilk 100 firmada sadece bir tane tekstil firmasının bulunmasının hiç hazır giyim firması bulunmamasının ihracatın lokomotifi olarak görülen sektör için düşündürücü olduğunu vurgulayarak, listedeki tekstil ve hazır giyim firmaları incelendiğinde büyük bir kısmının geçmiş yıllara göre daha alt sıralarda yer aldığını kaydetti.
Sektörün 2009 yılındaki ilk 6 ayını da değerlendiren Şankaya, rakamların çok da parlak olmadığını söyledi. Şankaya, resmi rakamlara göre, Türkiye’nin yıllık ihracatının ilk 6 ay itibariyle yüzde 15,51′lik düşüş gösterdiğini, tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri genelinde de yüzde 25,8 oranında daralma olduğunu belirterek, bu duruma paralel olarak sektördeki istihdam kaybının da yüzde 30’ları bulduğuna dikkat çekti.
Şankaya ayrıca hazır giyim birlik başkanı olduğu Uludağ İhracatçı Birlikleri kayıtlarına göre de, Ocak-Haziran döneminde Türkiye’nin en önemli tekstil ve konfeksiyon merkezlerinden olan Bursa’da, yılın ilk yarısında yapılan ihracatın, tekstilde yüzde 27,2, hazır giyim ve konfeksiyonda ise yüzde 32,5 oranında düştüğünü belirtti.
“Teşvik paketi yetersiz”
Şankaya son açıklanan teşvik paketiyle ilgili şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde açıklanan teşvik paketinin özellikle yeni yatırımları, yeni kredi ve istihdam olanaklarını estekliyor. Küresel ekonomik koşullar göz önüne alındığında, bu teşviklerden faydalanabilecek hazır giyim firma sayısının çok fazla olmayacağını düşünüyorum. Pakette 1 ve 2. bölgelerde yer alan tekstil ve hazırgiyim firmaları için ise teşvik yer almıyor. Açıklanan teşvik paketinden hükümetimizin hazır giyim sektörünü doğu bölgesine kaydırmak istediği anlaşılıyor. Hazır giyimde sadece 3 ve 4. bölgelerdeki firmalara teşvik verildiğini görüyoruz. Bursa gibi tekstil ve hazır giyim sektörünün yoğun olduğu 1 ve 2. bölgelerdeki büyük yatırımların verilen teşviklerle bu bölgelere taşınma olasılığı yok denecek kadar az. Özellikle zamanla yarışılan ve rekabet şartlarını kaybetmemek için büyük bir çaba gösterilen bir dönemde bu taşınmanın olması mümkün değil. ”
Kriz döneminde bir çok köklü tekstil ve hazır giyim firmasının eleman çıkarmak zorunda kaldığına dikkat çeken Şankaya işsizliğin önüne geçmek istiyorsak üretim şartlarını tekrar rekabet edebilir şartlara getirmeliyiz dedi. Tekstil ve hazır giyim sektöründeki 1 ve 2. bölgedeki firmaların canlandırılması halinde istihdam sorununun çözüleceğini söyleyen Şankaya bu sektörlerin hala Türkiye için çok önemli olduğunu söyledi. Krizin etkilerini azaltmak üzere bu bölgelerdeki firmaların maliyetlerinin düşürülebilmesi için en azından bir yıl boyunca sigorta primlerinin ve muhtasarlarının ertelenmesinin bu bölgelerdeki firmalar için son derece önemli olduğunu ifade etti.
Bursa’daki tekstil ve hazırgiyim firmalarının birçoğunun uzun yıllar boyunca oluşturulan bir sistem ve insan kaynağı ile bugünkü rekabet gücüne sahip olduğunu dikkat çeken Şankaya sistemin sadece makineler ve binalardan oluşmadığını, bu sistemi kusursuz bir şekilde işleterek üretimi gerçekleştirecek kalifiye insan gücü ve yetişmiş insan kaynağına da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bu yüzden 3 ve 4. bölgelerde 5 yıl boyunca verilecek teşviklerin de en az 10 yıl için verilmesinin daha anlamlı olacağını ifade eden Şankaya, teşvik süresi uzamalı dedi. Doğuya taşınan bir firmanın en az 3 yılda sistemini tam olarak kurarak randıman almaya başlayacağını belirten Şankaya sistemin sürekliliğini sağlamak için 10 yıl boyunca teşvik verilmesinin bu bölgelerdeki yapılanmanın doğru bir şekilde olması ve devamlılığı için son derece önemli olduğunu söyledi.

İlgili yazılar:

Çin tekstili tasarımı da öğrendi

14 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Ekonomi, Güncel, manset

cinmodasiic3

Türk tekstili, tekstilcilerin markalaşma çabalarına rağmen kan kaybetmeye devam ederken, Çin tekstili ucuz üretim avantajına “tasarım” yeteneğini de ekledi.
Bu gelişmenin ne anlama geldiğini en iyi tekstilciler bilir. Seslerini bir türlü duyuramayan, duyurduklarında da sonuç alamayan tekstilcimizin halini rakamlar çok net ortaya koyuyor:
. 2003-2008 yılları arasında kapanan firma sayısı 490 bin,
. Krizde sektörden 3 bin firma kapandı, 3 bin firma daha kapanmanın eşiğinde,
. Hazır giyim ihracatı 2009’un ilk 6 ayında yüzde 25 geriledi.
. İç pazarda hazır giyim harcamaları yüzde 13 azaldı.
. Ağustos 2008′de 346 bin olan kayıtlı tekstil çalışan sayısı Mart 2009 itibariyle 309 bine, Ağustos 2008′de 434 bin olan kayıtlı hazır giyimde çalışan sayısı 362 bine geriledi.
. Sektör için hazırlanan ve 1 Ocak 2009’da uygulanacağı söylenen “Tekstil, Hazır giyim ve Deri Sektörü Strateji Eylem Planı” lafta kaldı.
Türk tekstilinde ortaya çıkan tablo böyle. Türk tekstilinin mevcut üretim kapasitesini, istihdamını ve kredilerini korumak için destek ihtiyacının sürdüğü ortada.
Sektörün yeniden güç kazanması için hem ulusal tekstil stratejilerinin belirlenmesi ve bu stratejiler paralelinde yenilikçi ürünler geliştirilmesi, hem de otomotiv ve beyaz eşyada olduğu desteklenmesi gerekiyor.
Peki, rakibimiz Çin’de neler oluyor.
Düşük maliyet avantajına “tasarım” gücünü de ekleyen Çin, tekstilde dünyanın zirvesine oynamaya devam ediyor. Bir çok Çinli tasarımcının ismini öğrenmeye başladık bile. Örneğin Guo Pei , Wu Yong, Jiang Zhuo ve Xuan Yu, şimdiden isimlerini tüm dünyaya duyurdular. Tekstil ürünlerinde Batı stili çizgilere yer veren, bunun yanında Çin kültüründen süslemeleri kullanan Çinli tasarımcılar, krize rağmen tekstil gelirlerinin yaklaşık yüzde 25 artmasını sağladılar.
Her yıl düzenlenen Çin Uluslararası Moda Haftası da, Çinli tasarımcıları dünya devleriyle aynı platforma taşıyor.
Bundan 4-5 yıl önce moda dünyasında Çin stilinden söz edilmezken, günümüzde takip edilen konuma ulaştılar.
Sırada ne var hepimiz biliyoruz. Elbette ki markalaşma. Hızla gelişen Çin tekstili tasarımın ardından markalaşmada da söz sahibi olduğunda, dünya tekstili Çin’in tekeline girmiş olacak.
Allah, Türkiye’de yatırım ve üretim yapan, istihdam yaratan Türk tekstilcisinin yardımcısı olsun! Çünkü Allah’tan başkasının yardım edeceği yok gibi görünüyor.
Sinan Tunç
cinmodasiic2

İlgili yazılar:

Matematik yalan söylemez

01 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Ekonomi, Güncel

Hukukçuya yalan söyletebilirsiniz. Gazeteciye, politikacıya, öğretmene, hatta zabıtaya yalan söyletebilirsiniz. Yerleşik deyimle “adam gibi adam” değilse yalan söyler.

Ama matematikçiye kolay kolay yalan söyletemezsiniz. Hatta hiç söyletemezsiniz. Rakamlar yalan söyletmez.

Bakalım yalan söylemeyen ve söyletmeyen rakamlar 30 Haziran 2009’da ne dedi:

  • Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13,8 daraldı ve resmen durgunluğa girdi.
  • Türkiye ‘en çok daralan ülkeler’ sıralamasında üçüncü sırada yer aldı.
  • Yılın ilk 6 aylık döneminde ihracat yüzde 34,5 azaldı.
  • Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 4,6 azalan tüketim, yılın ilk üç ayında da yüzde 9,2’lik düşüş kaydetti.
  • Yatırımlarda yüzde 29,7’lik daralma yaşandı.

Ne demişti başbakanımız:

“Allah’a şükür küresel kriz Türkiye’yi teğet geçti.”

Baktı teğet geçmemiş, aradan 4 ay geçtikten sonra düzeltti:

“Yok pardon. Teğet geçmedi de, teğet geçerken birazcık sıyırdı.”

Acaba şimdi ne diyecek çok merak ediyorum.

Ne diyecek bilemiyorum. O kadar hayal gücüm yok ama “Teğet geçiyordu, teğet geçerken sıyırdı, sıyırırken de kafamızı patlattı” demeyeceği ortada.

Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya yüzde 6,9 daralma yaşarken, İsveç ekonomisi yüzde 6,5, İtalya da yüzde 6 oranında daraldı. Latin Amerika’nın en çok daralan ülkesi yüzde 8,2 ile Meksika oldu. Bizi azıcık sıyıran kriz Türk ekonomisini yüzde 13,8 daralttıysa, yukarıda saydığım ülkelere demek ki hiçbir şey olmadı.

Yalan söylemeyen matematiğin verileri ortada. Kimin ne diyeceği, ne yalanlar üreteceği artık umurumda değil.

Çünkü ülkemiz ekonomik anlamda uçurumdan aşağı hızla düşerken söylenen yalanlar da anlamını yitiriyor. İsteyen istediği yalanı söylesin, gerçekler balyoz etkisiyle günlük yaşamımıza giriyor. İnsanlar aç, insanlar açık, insanlar işsiz, insanlar umutsuz ve ümitsiz.  Bırakalım artık kim ne söylemişi de, kafamızı patlatan krize çözüm bulalım.

Sinan Tunç

İlgili yazılar: