<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinan Tunç &#187; Güncel</title>
	<atom:link href="http://www.sinantunc.com/category/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinantunc.com</link>
	<description>Bilgi paylaştıkça çoğalıyor...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2009 07:16:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Küresel Isınma Kaderimiz Değil</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/kuresel-isinma-kaderimiz-degil/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/kuresel-isinma-kaderimiz-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 07:12:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞADER]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[karbondioksit]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[ozon tabakası]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[tabiat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=635</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde küresel ısınma terimi daha çok kuraklıkla eş anlamlı olarak kullanılıyor. Oysa gerçek hiç te öyle değil. Küresel ısınmanın asıl etkisi, yeryüzündeki su çevrim düzeninin (su buharı, bulutlanma, yağmur, kar) bozulması olarak ortaya çıkıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 Eylül 2009 günü tüm gazeteler, tüm yurdu etkisi altına alan yağışların tufana dönüştüğü haberlerini baş manşetlere taşımışlardı. Yurdun birçok bölgesinde su baskınlarına neden olan seller, Marmara ve Karadeniz bölgesinde son birkaç yıldır özellikle Temmuz ayında etkilisini gösteriyordu. Can ve mal kaybı her geçen yıl artıyor. Sellerin bu düzeyde etkili olmasında, Karadenizlinin denizle arasına bir engel gibi çekilen Karadeniz Otoyolu olduğu kadar küresel ısınmanın da önemli payı bulunuyor.</p>
<p>Günümüzde küresel ısınma terimi daha çok kuraklıkla eş anlamlı olarak kullanılıyor. Oysa gerçek hiç te öyle değil. Küresel ısınmanın asıl etkisi, yeryüzündeki su çevrim düzeninin (su buharı, bulutlanma, yağmur, kar) bozulması olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Yeryüzündeki su miktarı ilk oluşumundan bu yana hiç değişmedi. Havadaki karbondioksit oranının, insan etkilikleriyle katlanarak artması sonucu oluşan küresel ısınma, dünyanın yağış dengesini etkiliyor. Küresel ısınmanın etkisiyle, yeryüzündeki kimi bölgeler, her zamankinden çok daha fazla yağış alırken, bazı bölgeler olması gereken yağışı alamıyor. Bunun sonucu fazla yağış alan bölgelerde seller ve toprak kaymaları can ve mal kaybına neden olurken, az yağış alan yerler kuraklıkla başetmek zorunda kalıyor.</p>
<p>Küresel ısınma konusunda toplum, geçmiş yıllarda yanlış bir yönlendirmenin etkisi altında kaldı.  Su tasarrufu yaparak, küresel ısınmayla baş edilebileceği yanılgısı yaratıldı. Oysa ki su tasarrufunun, barajlarda biriken suyun insanlar tarafından daha uzun süre kullanılmasından başka bir etkisi olamaz. Bu yanlış bilinçlendirmeyle, evini gereksiz malzemelerle doldurmuş, hergün işine kendi özel arabasıyla giderek gereksiz enerji kullanımına neden olan bireyleri, evinde/işyerinde su tasarrufu yaptığı için kendini huzurlu hisseder duruma geldiler. Oysa satın alınan her ürünün üretimi aşamasında tahmin edilemeyecek boyutlarda su kullanılıyor.</p>
<p>* 1 Varil ham petrolü rafine etmek için 7 ton su tüketiliyor</p>
<p>* 4 Adet otomobil lastiği üretimi için 7500 ton su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Otomobil üretmek için 150 ton su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Ton çelik üretmek için 240 ton su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Kg kumaş için (baskısız boyasız) 120 litre su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Kg kumaşı boyamak için 80 litre su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Kg plastik üretmek için 200 litre su tüketiliyor</p>
<p>* 1 Kg pamuk ya da yün üretimi için 850 litre su tüketiliyor</p>
<p>Evimizde su tasarrufu yaparak küresel ısınma sorununun çözemeyeceğimiz ortada. Sorunun çözümü başka bir alanda, bireysel olarak yaptığımız tüketimlerde yatıyor.</p>
<p>Satın aldığımız herşey, enerji kullanılarak üretiliyor. Elektrik dahil üretim ve dağıtım sırasında kullanılan her tür enerji, fosil kaynaklar (kömür, petrol, doğalgaz) kullanılarak üretiliyor. İşte küresel ısınmanın temel nedeni olan havadaki karbondioksit fazlalığı da, bu fosil yakıtların enerji üretmek için yakılmasıyla ortaya çıkıyor.</p>
<p>Buradan şu sonuç ortaya çıkıyor. Kuraklık olsun, sel ve toprak kayması olsun, küresel ısınmanın olumsuz sonuçları bizleri etkiliyor. Ancak küresel ısınma da, bizlerin tüketimine sunulan ürünlerin üretimi aşamasında kullanılan enerji kaynaklarının etkisiyle kendini gösteriyor. O halde bizler, tükettiğimiz her ürünle küresel ısınmaya önemli bir katkıda bulunuyoruz. Hiç tüketmeden yaşayamayız. Ancak günümüzde tüketim öyle bir çılgınlık haline geldi ki, gerekli olsun olmasın kendimizi bu çılgınlığa kaptırıyoruz.</p>
<p>Tüketim bu çılgınlık boyutunda sürdükçe, küresel ısınmanın etkisi katlanarak artacak. Birey olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Küresel ısınma konusunda yapılacak en temel şey, tüketimimizi sınırlandırmak olacaktır.</p>
<p>Egemen sistem Kapitalizm, bizlerin daha çok tüketmemizi istiyor. Oysa bizler tükettikçe kirlilik ve beraberinde küresel ısınmayı katlıyarak arttıracak. Çok uzun olmayan bir süre sonra, küresel ısınma konusunda artık geri dönüşü olmayan bir noktaya geleceğiz. Bizler birey olarak gereksiz ve aşırı tüketimimizi engelleyerek bu olumsuz gidişe dur diyebiliriz.</p>
<p>Özel araba kullanmak yerine toplu ulaşım, bozuldu/modası geçti diye yenisini almak yerine var olanı onarmak/kullanmak, tek kullanımlık kullan-at ürünler kullanmak yerine bu ürünlerden uzak durmak, yaşamı sürdürmek adına birey olarak  yapabileceğimiz şeyler arasında yer alıyor. İşte bizler, bunları yaptığımızda ancak küresel ısınmaya karşı olumlu bir çaba içinde yer almış olacağız.</p>
<p>DOĞADER &#8211; Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li>ilgili yazı yok</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/kuresel-isinma-kaderimiz-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARAF&#8217;ta neler oldu?</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/tarafta-neler-oldu/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/tarafta-neler-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 08:28:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Basın İş Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberci]]></category>
		<category><![CDATA[işten kovma]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Medyada çalışma ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[taraflı basın]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[Taraf Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmet Demirdöğen, 15 Temmuz 2009 tarihinde sudan gerekçelerle savunma istenip kendisi savunma vermeyeceğini belirtince beş dakika sonra faksla görevden alındı. Gazete yönetimi, aynı gün bu görevin Erdem Gül, kabul etmemesi halinde bürodan başka bir kişi tarafından vekaleten yürütülmesini istedi. Ankara Büro çalışanları, Demirdöğen’in görevden alınma şekline tepki olarak temsilcinin görevlerini kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Taraf Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmet Demirdöğen, 15 Temmuz 2009 tarihinde sudan gerekçelerle savunma istenip kendisi savunma vermeyeceğini belirtince beş dakika sonra faksla görevden alındı.<br />
Gazete yönetimi, aynı gün bu görevin Erdem Gül, kabul etmemesi halinde bürodan başka bir kişi tarafından vekaleten yürütülmesini istedi.<br />
Ankara Büro çalışanları, Demirdöğen’in görevden alınma şekline tepki olarak temsilcinin görevlerini kabul etmeyeceğini gazete yönetimine aşağıdaki yazıyla bildirdi.</p>
<p>***</p>
<p>Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeliği’ne</p>
<p>Ankara Temsilcimiz İsmet Demirdöğen, dün itibariyle bu görevinden alınmıştır. Gazete yönetiminin bu tasarrufa elbette hakkı olmakla birlikte, bunun yöntemi büro çalışanları olarak bizi rahatsız etti.<br />
Habercilik anlayışı ile diğer medyadan ayrılma iddiasını bugüne kadar kanıtlayan, bizim de gazeteye bağlanmamızı böylece sağlayan gazetemiz, Ankara Büronun kuruluşunda görev yapan temsilci arkadaşımızı da, medyanın bilindik yöntemleriyle görevden almamalıydı.<br />
Gazete yönetiminin tasarrufuna karışmamakla birlikte, büro çalışanları olarak itiraz hakkımızı kullanıyoruz.<br />
İtirazımız, büro temsilcisinin kim olacağıyla ilgili değil,  ilkeseldir. Bu nedenle, tüm çalışanlar olarak kendi alanlarımızla ilgili haber izleme faaliyetlerini sürdürüyoruz. Ancak, gündem adıyla başlıklar geçmiyoruz.<br />
Bunun bir nedeni de görevden alınan arkadaşımızın yerine herhangi birimizin geçici de olsa bu görevi kabul etmemesidir. 16.07.2009<br />
Ankara Büro Çalışanları</p>
<p>***</p>
<p>Bunun üzerine gazete yönetimi, aynı gün Ankara Temsilciliği’ne İstanbul’da görevli Mustafa Cesur’un atandığını yine faksla bildirdi. Ancak Cesur, Ankara’da birkaç saat kaldıktan sonra İstanbul’a geri döndü.<br />
Bu arada gazete kurulduğu günden beri yaşanan, son dönemde daha da ağırlaşan ve bir türlü çözülmeyen sorunlar, gazete yönetimine 21 Temmuz 2009 tarihli şu yazıyla iletildi.</p>
<p>***</p>
<p>Taraf Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü’ne,</p>
<p>Geçen hafta Ankara Temsilcimizin bu görevinden alınması üzerine büro çalışanları olarak tarafınıza bir yazı iletmiştik.<br />
Bu yazıda, yönetimin bu yönde tasarrufa elbette hakkı olmakla birlikte bunun yöntemine çalışanlar olarak itiraz etme hakkımızı kullandığımızı dile getirmiştik.<br />
Taraf’ın yayın çizgisinde farklı olma iddiasına destek vermiş; bunu kanıtlamasının bizi bu gazetede çalışmaya bağlayan ana neden olduğunu dile getirirken, gazetenin içişlerinde de yaygın medyadan ayrılması gerektiğine işaret etmiştik.<br />
Özetlediğimiz bu gerekçeye bağlı olarak da herhangi bir arkadaşımızın temsilcilik başta, yöneticilik görevini üstlenmeyeceğini aktarmış; buna karşın her çalışanın kendi alanıyla ilgili haber üretimine devam edeceğini bildirmiştik. Biz, bugüne kadar buna uygun davrandık,  yönetici sıfatıyla gündem toplantılarına katılmamakla birlikte kendi izlediklerimiz dışında istenenleri de haberleştirip tarafınıza ilettik.<br />
Gazete yönetiminin ağırlıkla Erdem Gül üzerinden yaptığı görüşmelerde iletilen mesaj, sorunu konuşarak aşmaktan ziyade ‘bunu yapamazsınız, sonuçları iyi olmaz’ tonunda oldu. Bu görüşmelerde sizlere, ‘bize kötü davranıyorsunuz, temel yakınmamız bu, karşı çıkışımız ilkesel’ diyerek kendimizi ifade etmeye çalıştık.<br />
Ancak ‘bu yönteme itirazımız var’ yazımız üzerine yönetiminizden ‘arkadaşlar sorun nedir, konuşalım’ tutumu beklerken sanki bu eleştiriyi yaparak suç işlediğimiz kabul edilmiş; hızla ve yine aynı elektronik yöntemle ‘Ankara temsilciliğine vekaleten Mustafa Cesur atanmıştır’ bildirimiyle bu suç güya cezalandırılmıştır.<br />
Bize göre bu yöntem de yanlıştı, hem yönetim için, hem yeni görevlendirilen arkadaş için, hem de bizler için sorunu çözmeye yaramamış; tersine zorlaştırmıştı.<br />
Oysa biz, ‘itirazımız var’ derken  kimin temsilci olacağıyla öncelikle ilgili değildik. Öncelikle kurulacak iletişimde neden bu noktaya geldiğimize ilişkin görüşlerimizi aktarıp diğer medyada olmayan daha paylaşımcı, daha demokratik ilişki kurulması gerektiğini aktarabiliriz umudunda idik. Henüz bu olmuş değil.<br />
Bu yüzden ilk tutumumuzu korumakla birlikte neden bu aşamaya gelmiştik; ‘itirazımız var’ derken neleri kastetmiştik; son yaşanan temsilci sorunuyla patlayan birikim nelerden oluşmuştu kimi örnekler vermek isteriz.<br />
Evet. Taraf gibi bir gazeteye kamuoyunun olduğu gibi biz gazetecilerin de gereksinimi vardı.<br />
Evet. Taraf, temel olarak kurulu düzene itiraz için vardı; bu misyona uygun davranmayı sürdürüyor.<br />
Evet. Taraf, herkes için evrensel hukuk talep ediyor; hukuku zorlayanlara cesaretle karşı çıkıyor.<br />
Evet. Taraf, güçlü olanın değil zayıf olanın, iktidarın değil ağırlıkla yönetilenlerin sesi olmayı önemsiyor.<br />
Evet. Taraf’ta çalışmak bir ayrıcalık. Zor ama vicdan rahatlatıyor.<br />
Evet. Taraf diğer gazetelerden önde olmayı, ama özellikle daha dikkatli, daha özverili, daha cesaretli olmayı önemsiyor.<br />
Evet. Taraf, herkes için adalet talep ediyor.<br />
Evet. Taraf, karşı çıkmanın, eleştirinin en tabii hak olduğunu biliyor ve bildiriyor.<br />
Evet. Taraf, bizler için bir ekmek kapısı. Hepimizin tek tek bir işte çalışmaya ihtiyacı var.<br />
Ama ne yazık ki Taraf, arzuladığı dünyaya ve medyaya  ilişkin taleplerinin pek çoğunu çalışanlarından esirgiyor.<br />
Çünkü Taraf, diğer medyanın çoğu kez faşizan motifler de içeren yönetim anlayışından ayrılmak için bir fark, çaba ortaya koymuyor.<br />
Çünkü Taraf, ‘gazetemizde kurulu düzen budur, böyle yönetileceksiniz’ dayatması içinde.<br />
Çünkü Taraf yönetimi, kendi dışındaki gazete emekçilerine hiçlik duygusu yaşatmak istiyor.<br />
Çünkü Taraf yönetimi, çalışanlarını kimi zaman da ‘Ankara Büro’ tanımıyla toptan aşağılayabiliyor.<br />
Çünkü Taraf yönetimi, geç ve eksik (Ankara çalışanları için daha geç ve daha eksik) ödenen ücretlerini yüksek sesle talep dahi etmeyi beceremeyen çalışanlarına ‘buna şükredilmesi gerektiğini’ hissettiriyor.<br />
Çünkü Taraf yönetimi-sahipliği, bu konuda zamanında açıklama yapmasının öncelikle hukuk devletlerindeki çağdaş işçi-işveren ilişkisinin gereği olduğunu bilmek istemiyor.<br />
Çünkü Taraf yöneticileri, sanki çalışanlarına hakaret de edilebileceğini düşünüyor.<br />
Çünkü Taraf, çalışanların vergi iadelerini ödemeyip kendisinde tutma hakkı bile görebiliyor.<br />
Çünkü Taraf, savunduğu AB standardında çalışma yaşamı değil sanki köle düzeni istiyor.<br />
Çünkü Taraf, İstanbul’daki çalışanlarına aylık 130 TL yemek ücreti ödediği halde, bunu Ankara Bürosu çalışanlarından 15 ay esirgeme hakkını kendinde görüyor. Bunun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir zorunluluk olduğunu unutup kendisinin en çok kızdığı ‘ayrımcılık’ için açıklama yapma gereği dahi duymuyor.<br />
Çünkü Taraf, çalışanlarını 20 ay önceki çoğu düşük ve kendi içinde çok adaletsiz ücretlerle çalıştırmayı sürdürebiliyor. Değil 6 ay,  hiç değilse 1 yıl dolduğunda yeni ücret belirlemek gerektiğini düşünmüyor.<br />
Çünkü Taraf, diğer medya yöneticileri gibi çalışanlarını sert çıkarak, işsiz bırakmak tehdidiyle haber üretiminin nitel ve nicel olarak artırılabileceği yanılgısından kurtulmak istemiyor. Çünkü Taraf, yayın çizgisinde korku egemenliğine karşı çıkarken çalışanlarıyla korku üzerine iletişimde fayda görüyor.<br />
Tüm bunları, daha fazlasını da bugüne kadar tartışmak mümkündü. Ama olmadı. Bu gecikmede biz de kabahatliyiz. Çünkü bunları konuşacak bir kanal açık değildi. Ancak bizim buna çok önceden yüksek sesle itiraz etmemiz gerekirdi.<br />
Hülasa bu gazeteyi seviyorduk, seviyoruz. Evet, bu gazeteye diğer gazetelere kıyasla ihtiyaç daha fazla. Bu daha fazla fedakarlık gerektirir. Evet, bu dönemde işsiz kalmak pek de sevimli değil, aksine yıkıcı.<br />
Biz, üretime daha fazla katılmak kaygısıyla da hareket ettik. Çünkü evet, biz en cevval, en hızlı, en büyük gazeteciler değiliz. Zaten olmak gerektiğini de düşünmüyoruz. Ama kendimize kefiliz. Biz daha iyi iletişimi hak eden; haklarını bilen düzgün gazetecileriz.<br />
Son söz; yukarıda ‘çünkü’ diye başlayan ve artırılabilecek konularda iyileştirme olmasını istiyoruz.<br />
Gazetecinin karşı çıkan insan olmak zorunda olduğuna inanıyoruz. Tıpkı Taraf gibi. Ve bize göre Ankara büroda yüksek sesle konuşmak isteyen ve ‘itirazımız var’ diyen çalışanların olması, gazete sahipliği ve siz yöneticiler için de bir kazançtır.</p>
<p>***</p>
<p>Bu iki yazıya rağmen geçen sürede gazete yönetiminden ne sözlü ne yazılı bir yanıt alınabildi. Yazılar yok sayılarak ilişki sürdürülmek istendi. Ankara Bürosu’nun gündem geçmeme-toplantıya katılmama ancak haber üretimine devam yönündeki tutumu, tehditle bitirilmek istendi.<br />
Bu amaçla 31 Temmuz Cuma günü Ahmet Altan, diafonla Ankara’ya bağlanıp tehditkar üslubuyla büroda kim varsa hazır ola geçmesini ve kendi gündemini sunmasını istedi.<br />
Altan’ın protestoyu yok sayan, iletişimi reddeden tavrı üzerine Ankara Büro adına Adnan Keskin, Ahmet Altan’ın ‘hadi anlatın, ne haber var’ tutumuna karşı çıkmış; devamında kendisiyle yaklaşık yarım saat tartışmıştır. Soner Arıkanoğlu’nun zaman zaman katıldığı ve her iki büronun da dinlediği tartışmada, önceki talepkar yazılar hatırlatılmış; bunlarla ilgili gelişme olmadığında aynı tutumun sürdürüleceği kararlılığını yinelenmiştir.<br />
Ahmet Altan’ın bu tartışmadaki genel tutumu yine tehditkar, çalışanları yok sayan tarzda olmuş; “Ben böyle gördüm. Gazetecilik ayrı iş, hak ve alacaklar ayrı iştir. Para yoksa da çalışmak durumundasınız. Beğenmeyen gider” çıkışı, bu tarzını kuvvetlendirmiştir. Ankara Büro çalışanları ise, hak ve alacaklar için gazete yönetimine ihtarname çekeceğini bildirmiştir.<br />
Tartışma sürerken Ahmet Altan’ın tutumuna tepki olarak Nazmi Belge ile Songül Çiçek gazete ile yollarını ayırmışlardır.<br />
Nitekim Ankara Büro’da çalışan yedi kişi, birikmiş hak ve alacaklarının (maaş ve maaş farkları, ödenmemiş yemek paraları, fazla mesai, vergi iadeleri) ödenmesi için gazete yönetimine aynı gün ayrı ayrı ihtarname gönderdi.<br />
Ahmet Altan, 1 Ağustos Cumartesi günü, Ankara Büro’da görevli dört muhabirden (Adnan Keskin, Erdem Gül, Ezgi Akın ve Coşkun İncekara) toplantıya katılmadıkları gerekçesiyle yazılı savunma istedi. Altan’ın yazılı savunma talebi, izleyen günlerde de sürdü. Altan, 3 ve 4 Ağustos tarihlerinde  yine dört muhabirden aynı gerekçeyle yazılı savunma istedi. Ancak toplantılara katılmadıkları halde Soner Arıkanoğlu ve Aylan Uncu’yu bu sürecin dışında tuttu. Arıkanoğlu ve Uncu’dan hiç yazılı savunma istemedi. Fakat Altan’ın savunma talepleri, bu iki ismin de imzasıyla yanıtlandı.<br />
Taleplerine olumlu yanıt alamayan Ankara Büro çalışanları, 7 Ağustos’ta haber üretimi durdurma kararı alarak bu kararlarını gazete yönetimine bildirdi. Ahmet Altan aynı gün Ankara büroya faks mesajı çekerek, bürodaki herkesin işine son verdi. Ahmet Altan imzalı faks mesajı şöyle:</p>
<p>***</p>
<p>Ankara Büro’ya</p>
<p>Gördüğüm kadarıyla iş kanunlarını gazetecilikten daha iyi biliyorsunuz.<br />
Artık haber yazmayacağınızı bildirmişsiniz, ama istifa etmemişsiniz. Çok haysiyetli bir davranış gibi gördüğümü söyleyemem ama elbette herkesin ölçüleri farklıdır.<br />
Sanırım parası olmayan bir gazeteden biraz tazminat almak için yapıyorsunuz bunu.<br />
Umarım her yandan aşağılıkça ve kalleşçe kuşatılmış; beş parasız bırakılmış bir gazeteden tazminat koparmak için verdiğiniz bu ‘şanlı mücadeleyi’ çocuklarınıza övünerek anlatabilirsiniz.<br />
Biraz para bulur bulmaz o çok istediğiniz ‘çıkış’ kağıtlarınızı gönderip özlemle beklediğinizi anladığım tazminatlarınızın ödenmesi için elimden geleni yapacağım.<br />
Şimdi evinize gidin.<br />
Burada binbir meşakkatle boğuşan meslektaşlarınızla aynı yerde bulunmanız, çalışan arkadaşlarınıza karşı haksızlık olacak çünkü.</p>
<p>***</p>
<p>Ankara Büro çalışanlarının Ahmet Altan’a yanıtı ise şöyle oldu:</p>
<p>İstanbul Büro’ya, Ahmet Altan’a,</p>
<p>‘Şimdi Evinize gidin’ tavsiyesini içeren yazınızı cümle cümle yanıtlıyoruz.<br />
1-‘Gördüğüm kadarıyla İş kanunlarını gazetecilikten daha iyi biliyorsunuz’ demişsiniz.<br />
*  İş kanunlarını bildiğimizi görmeniz iyi. Bu ayıp değil, kendileri de bir işçi olan gazeteciler için gerekli. Ancak bunu gazetecilikten daha iyi bildiğimizi söyleyerek bizi aşağılama hakkını nerden alıyorsunuz. İşveren olmak, başyazar olmak size bu hakkı veriyor mu?<br />
* Bizim size itirazımız tam da bu değil miydi? İlk yazılarımızda, sizinle sözlü tartışmamızda ‘bizi aşağılamaktan, değersiz hissettirmeye çalışmaktan vazgeçin’ demedik mi ? Siz de ‘siz değerlisiniz, iyi gazetecilersiniz ‘ yanıtını vermediniz mi ? Ayrıca biz size ‘en cevval gazeteciler biz değiliz. Buna gerek de yok. Ancak biz düzgün insanlarız-gazetecileriz’ demedik mi? Bu size yetmiyor mu?<br />
* Taraf’ın bir ihtiyaç olduğunu, mevcutlarından daha iyi ve yaşaması gereken gazete olduğunu,  bizim burada olma nedenimizin de bu olduğunu yazmadık mı?<br />
* İş hukuku kadar gazetecilik bilmemekle aşağılamak istediğiniz bu bürodan seçili dört-beş kişinin, sizin büronuzdan seçeceğiniz dört- beş kişiyle birlikte temel gazetecilik, gazetecilik etiği vb. konularda tarafsız bir heyetçe sınava alınmasına var mısınız?<br />
* Taraf iyi etkili cesur bir gazete evet, ama bu ‘gazeteciliği biz, özellikle de biz icat ettik’ egosunu haklı çıkarır mı? Taraf yokken de iyi haber yapan düzgün gazeteciler olduğunu hatırlatmak için ne yapmamız gerekiyor? Muhtemelen bizden daha başarılı bulduğunuz gazetecilerin bazıları  daha topa bop derken tam da sizin önemsediğiniz türden  haber yapmış gazeteciler olduğu aklınıza gelir mi?<br />
2- ‘Artık haber geçmeyeceğinizi bildirmişsiniz. Ama istifa etmemişsiniz..Çok haysiyetli bir davranış gibi gördüğümü söyleyemem ama elbet herkesin ölçüsü farklıdır” demişsiniz.<br />
* Size yazdığımız yazılarda ve sözlü tartışmamızda bizi aşağılamayın demedik mi?<br />
* İstifa etmeyip, ‘bize insan gibi davranmak, emeğimizin karşılığını vermek zorundasınız’ demek neden haysiyetsizlik?<br />
* Yoksa bize, ücretini alamayan üstüne aşağılanan işçiler itiraz edemez, direnemez, talep edemez. İstifa etmek zorundadır mı demek istiyorsunuz?<br />
* O zaman niye Sosyalizm diye bir şey vardı. Niye işçi hareketi işçi dayanışması vardı. Niye 1 Mayıs var. Niye sendikalar var. Niye direniş grev hakkı var? Yani size göre, işverene şimdi Ahmet Altan’a ‘istifa etmiyorum hakkımı istiyorum’ diyen bütün işçiler çalışanlar haysiyetsiz insanlar mıydı? İşçi mücadele tarihinde ‘Ahmet Altan’ın gazetesinde işçilik yapamazsınız, kölesiniz’ diye bir kayıt vardı da biz mi atladık?<br />
* Komşumuz Yunanistan’da hakları için neredeyse ayda bir grev yapan bütün gazeteciler haysiyetsiz mi?<br />
* Yoksa ‘Ya sev ya terket’ diyen faşistler gibi ‘ya gazeteyi beğenirsin, ya çeker gidersin’ demek ki haysiyetli davranış. Peki gazeteciliğini bile beş paralık gördüğün bu insanları sen neden işten atmadın? Bu mu haysiyet? Param yok, ya çalışın ya gidin demek ne zamandan beri haysiyet?<br />
* O zaman tüm patronlar ve devlet işvereni memurlara-işçilere haysiyetsiz  damgası vurabilir mi? ‘Ücret artışı talep etmeyin, sendika kurmayın gösteri yapmayın, iş bırakmayın, işvereninizi protesto etmeyin’ talimatına uymayan her işçiyi-memuru  sizin gibi ‘hadi evinize gidin-çıkış kağıtlarınız arkadan gelecek’ diye yönetme hakkına sahip miydi?<br />
* O zaman Kürtlere, Alevilere yönelik derin Ergenekoncu devletin ‘bu ülkenin sahibi  biziz. Ya bizim dediğimiz olacak, ya da bizim dediğimiz’ söylemleri dahi haklı olabilir mi? Çünkü tartışmamızda siz bize ‘ben böyle gördüm. Beğenen kalır beğenmeyen gider’ demiştiniz ‘Biz de hayır üçüncü yol var. İtiraz etmek ve talep etmektir. Bunu yapıyoruz’ dememiş miydik?<br />
* Çok daha önemlisi, ‘paramız yok’ dediğiniz gün, matbaa şirketi kurulması, onun için arsa avına çıkılması sorulduğunda ‘onu kredi ile alıyoruz’ demek ne kadar haysiyetli bir davranış. Bu haysiyeti, onlarca çalışanın yol-yemek parasını vermek için kullanmayışınız çok mu onurlu bir tercih?<br />
* Gazetenin Ankara Bürosu’nda çalışanların isimlerini dahi zikretmeden, ‘evinize gidin’ deyip toptan işten atmak, ama atıyorum bile diyememek haysiyet açısından ölçülebilir mi acaba?<br />
3- ‘Sanırım parası olmayan bir gazeteden biraz tazminat almak için yapıyorsunuz bunu’ diyorsunuz.<br />
* İş hukukunu keşke hukukçularından alınacak yardımla biraz çalışsa idiniz. Bize üç ayrı savunma yazısı yazarken, iş hukuku silahını kullanmasaydınız?<br />
* Çünkü bunu yapsaydınız, bu itirazı ‘biraz tazminat’ almak için yapmadığımızı anlardınız.<br />
* Zira üç haftadır bu eziyeti çekmez 10 ay bir yıl önce, maaşımızı zamanında ve tam yatırmadığınızda iş akdimizi fesheder ve ‘biraz tazminatı’ yine alırdık. Bugün de istifa eder ve yine alırız.<br />
* Ama tüm direnişiniz, bizi yok saymanız ‘biraz tazminat’ içinse birçok arkadaş olarak bu parayı bize verdiğinizde, kendimize alıkoymayıp gazeteye bağış, Kumkapı’da rakı içmek dahil harcamaya varız. Söz.<br />
* Ama bileceksiniz ki siz Ahmet Altan olarak iyi bir yazar olsanız da işveren veya işveren temsilcisisiniz ve biz de işçiyiz. ‘biraz tazminat’ için dahi talep hakkımız var? Yoksa yok mu?<br />
* Ama onu yapmadık, yapmayacağımızı uzun uzun anlattık. Ama siz bizi  okumadınız ve dinlemediniz ya da öyle davranıyorsunuz ya biz ona yandık.<br />
* Ama bunu okurken not alın, sizden taleplerimiz arasında akçalı konular sadece bir bölümü oluşturuyordu. Ama velev ki sadece hak-alacaklarımız olsun. ‘biraz tazminat’ bu kalemler içinde en küçük ve heba edilebilir kalemdir. Size asıl diğer kalemleri (ücret vb haklarda gecikmenin günlük yüzde 5 faiz gerektirdiğini- (yıllık yüzde 1800) söyler isek matematik uyarı yerine geçer.<br />
* Dahasını sayalım mı? 2 yıldır bizleri aynı ücretle çalıştırma hakkını nasıl buldunuz. Biz 6 ayda bir sembolik de olsa zam alan devlet memurlarından daha mı haysiyetsiz insanlarız? Neden bize bir yılın sonunda 1 kuruş zam yapmak zorunda hissetmediniz.<br />
*Acaba ‘Mecbursunuz böyle çalışırsınınız. Bu ücreti dahi hak etmediniz. Nerede  ücret artışı. Hem buna layık olmadığınız gibi, ‘dua edin’ bu gazetede çalıştığınıza demiş olmayasınız. Bunun için iş hukuku bilmeye değil ama vicdana sahip olmanız daha insani olmaz mıydı?<br />
4- “Umarım, her yandan aşağılıkça ve kalleşçe kuşatılmış, beş parasız bırakılmış bir gazeteden tazminat koparmak için verdiğimiz bu ‘şanlı mücadeleyi’ çocuklarınıza övünerek anlatabilirsiniz?<br />
* ‘Aşağılıkça ve kalleşçe kuşatılmış gazete’ gazete tanımı doğrudur. Ama bu o gazetenin çalışanlarına ‘sizler aşağılık insanlarsınız’ duygusunu yaşatma hakkını mı veriyor? Her kuşatılmış, gerçekliğini test edemediğimiz her ticari sıkıntıda olan şirkette neden kabak hep aşağıdakilerin başına patlıyor. IMF’ye borcumuz var’ diyen hükümetlerin işçi-memurlara para vermeme tutumu, ‘bölünme-şeriat tehlikesi var’ diyerek tüm hak ve özgürlükleri gasp etme hakkını kendinde görenler de haklı mı?<br />
* Diyelim, bu kuşatmaya beraber direnmemiz gerekiyor? O zaman madem parasız yapılacak bu iş, yol parasız kimi zaman icralık aç gazeteciler gazete yönetiminde neden yok. Neden siz patronsunuz, neden biz işçi. Madem bir siyasi dergi gibi çalışacağız. O zaman ‘gelin gazeteyi beraber yapalım’ demek çözüm olabilir miydi?  Neden biz işverenle empati kurmak zorundayız da gazetenin sahipleri işçisiyle empati kurmuyor?<br />
* Tazminat koparmak sözünü reddettik. Bu hakkımızdı, halen öyle.<br />
* sizin deyiminizle –ki artık bize göre de öyle- Şanlı mücadelemizi’ tazminat koparmak için yapmadık, velev ki öyle olsun. Siz de şanlı bir şey yapıp ‘attım sizi. Direnişinizi kırdım’ deseydiniz. Niye yapmadınız. Niye yapamadınız?<br />
* Evet bunu çocuklarımıza (var olanlar için) ve yakınlarımıza arkadaşlarımıza övünerek anlatabileceğiz? Onlara diyeceğiz ki Taraf’ın o çok cesur haberlerine biz de çekinmeden imza attık, çorbada bizim de tuzumuz oldu? Ama biz köle olmadık. Taraf, kurulu düzene karşı çıkıyordu, egemen medyaya benzemek istemiyordu, ama bizi tıpkı onlar gibi böcek gibi görüyordu. Bunu yapmayın etmeyin dedik. Ama dinletemedik. Mevcutlarına kıyasla görece iyi bir gazetede çalışmak, işverenin Ahmet Altan’ın bize tanıdığı bir lütuf değildi. Lütuf olmadığı için de biz eleştiririz, biz reddedebiliriz, biz işsiz kalmak pahasına sözümüzü söyler gideriz dedik.<br />
* Defalarca gönderilen ‘o büroyu kapatırım-atarım’ tehdidi yaparken ‘gelin konuşalım’ deme ihtiyacı duymayan insandan korkmayız, işsiz kalmaktan korksak da tercih ederiz.<br />
* Çocuklarımıza daha önce de dedik, sonra da diyeceğiz “Her şey iş-para değildir. Bazen reddet. Ama hiç kendini köleliliğe mecbur hissetme. Dünyanın en iyi gazetesi gazetecisi de olsa ona ‘hayır buna hakkın yok’ diyebil”<br />
5- ‘Biraz para bulur bulmaz o çok istediğiniz “çıkış’ kağıtlarını gönderip, özlemle beklediğinizi anladığım tazminatlarınızın ödenmesi için elimden geleni yapacağım” diyorsunuz.<br />
* İsabetli olur. Ama lütfen, ‘biraz’ değil ‘tümünü’ bulun ve  bu ‘çıkış kağıtlarını’ derhal gönderin. Bizi ‘istifa etmeyerek ‘haysiyetsiz’ davranmakla itham ettiniz. Biz tersini düşündük ve halen öyleyiz. Ama Lütfen bunu derhal siz yapın –çıkış kağıtlarımızı- acele gönderin ve haysiyet sizde kalsın.<br />
* Yine iş hukuku diyeceğiz, ama siz ‘ankara büro’ya evinize gidin’ dediniz. Ama tek tek bize ‘sizi işten atttım’ yazısı gönderin ki işten atıldığımızı işsizlik sigortası için gideceğimiz İŞKUR’a kanıtlayabilelim. Bu yasal-ahlaki gereklilik dışında bize son kıyağınız olsun.<br />
* Yoksa, hukuken işten atılmamış kötü gazeteciler olarak zorda kalacağız. İşten atılmamış hissiyle işe gelip gidebiliriz. Bu da sizi üzer.<br />
6 – ‘Şimdi evinize gidin” . Burada binbir meşakketle boğuşan meslektaşlarınızla aynı yerde bulunmanız, çalışan arkadaşlarınıza haksızlık olacak çünkü” dediniz.<br />
* Gidiyoruz. Ancak bir üst maddedeki (5) talebimizi dikkate almanızı talep de ediyoruz.<br />
* Gidiyoruz. Ama biz size ‘Seviyorduk be. Gitmek de istemiyoruz’ demiştik. Ama anlatamadık demek ki.<br />
* Gidiyoruz, ama çıkış kağıtlarımız gelene kadar büroya dikkat kesileceğiz.<br />
* Gidiyoruz. Ama giderken söylediklerimiz ‘binbir meşakketle çalışan arkadaşlarımıza’ haksızlık değildi. Bu sözlerimiz onlar adına da söylenmişti.<br />
Hülasa gidiyoruz. Hoşçakalın.<br />
Sizin şüphenizin aksine çocuklarımız ve diğer tüm yakınlarımız da bizi ‘iyi yaptınız’ diye karşılayacak ‘onurlu davrandınız’ diye kucaklayacak. Bize yeter. ‘biraz tazminat’ olmasın da derler. Belki de.<br />
Hoşçakalın Gözüm.<br />
****</p>
<p>Ankara Büro’da çalışan altı kişi (Adnan Keskin, Erdem Gül, Aylan Uncu, Soner Arıkanoğlu, Ezgi Akın, Dilek Karaaslan)  10 Ağustos Pazartesi günü gazete yönetimine ikinci bir ihtar çekerek iş akitlerinin feshedilip edilmediğinin bir gün içinde açıkça kendilerine bildirmesini, aksi halde iş akitlerinin işverence zımnen feshedildiğini kabul edeceklerini bildirmişlerdir.<br />
Ancak işveren bu ihtara da yanıt vermemiş, dolayısıyla bu çalışanlarla iş ilişkisini sona erdirdiğini kabul etmiştir.<br />
Bunun üzerine de bu çalışanlar, bu hukuki sonuç nedeniyle işyerinden eşyalarını toplayarak evlerine dönmüş, bir daha işbaşı yapmamışlardır.<br />
Bu arada görevden alınan İsmet Demirdöğen de haklı fesih yoluna giderek gazeteyle yolunu ayırmıştır.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/gazetecilik-ve-bilim-iletisimi-1/' title='Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 1'>Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 1</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/gazetecilik-ve-bilim-iletisimi-2/' title='Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 2'>Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 2</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/tarafta-neler-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 14:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[hazır giyim]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[konfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[yeşim tekstil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=593</guid>
		<description><![CDATA[Yeşim Tekstil CEO’su ve aynı zamanda Uludağ İhracatçılar Birliği Konfeksiyon Hazır Giyim Başkanı olan Şenol Şankaya, ISO 500 listesinde ilk 100 firma arasında sadece bir tane tekstil firmasının ve hiç hazır giyim firmasının bulunmadığına işaret ederek, sektörün gittikçe  küçüldüğüne dikkat çekti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşim Tekstil CEO’su ve aynı zamanda Uludağ İhracatçılar Birliği Konfeksiyon Hazır Giyim Başkanı olan Şenol Şankaya, ISO 500 listesinde ilk 100 firma arasında sadece bir tane tekstil firmasının ve hiç hazır giyim firmasının bulunmadığına işaret ederek, sektörün gittikçe  küçüldüğüne dikkat çekti.<br />
Yeşim Tekstil CEO’su ve Uludağ İhracatçılar Birliği Konfeksiyon Hazır Giyim Başkanı Şenol Şankaya, hazır giyim ve tekstil sektörünün her geçen gün ciro ve ihracat bazında kan kaybettiğini belirterek “ISO 500 listesini incelediğimizde, hazırgiyim firmalarının sayısının çok azaldığını, ilk 500’de yer alan firmaların büyük bir kısmının da geçtiğimiz yıllara göre sıralamada daha gerilerde kaldığını görüyoruz” dedi.<br />
Yeşim Tekstil’in IS0 500 Büyük Firma listesinde hazır giyim firması olarak ilk sırada yer alırken, genel sıralamada 172. olduğunu belirten Şankaya, Yeşim’in krizin tüm olumsuz etkilerine rağmen sektördeki liderliğini devam ettirdiğini söyledi.<img class="alignright size-full wp-image-596" title="senolsankayagenel" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/senolsankayagenel.JPG" alt="senolsankayagenel" width="293" height="309" /><br />
“Hazır giyim ve tekstil sektörü sıralamada gittikçe düşüyor”<br />
Şankaya, ilk 100 firmada sadece bir tane tekstil firmasının bulunmasının hiç hazır giyim firması bulunmamasının ihracatın lokomotifi olarak görülen sektör için düşündürücü olduğunu vurgulayarak, listedeki tekstil ve hazır giyim firmaları incelendiğinde büyük bir kısmının geçmiş yıllara göre daha alt sıralarda yer aldığını kaydetti.<br />
Sektörün 2009 yılındaki ilk 6 ayını da değerlendiren Şankaya, rakamların çok da parlak olmadığını söyledi. Şankaya, resmi rakamlara göre, Türkiye&#8217;nin yıllık ihracatının ilk 6 ay itibariyle yüzde 15,51&#8242;lik düşüş gösterdiğini, tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri genelinde de yüzde 25,8 oranında daralma olduğunu belirterek, bu duruma paralel olarak sektördeki istihdam kaybının da yüzde 30’ları bulduğuna dikkat çekti.<br />
Şankaya ayrıca hazır giyim birlik başkanı olduğu Uludağ İhracatçı Birlikleri kayıtlarına göre de, Ocak-Haziran döneminde  Türkiye&#8217;nin en önemli tekstil ve konfeksiyon merkezlerinden olan Bursa’da, yılın ilk yarısında yapılan ihracatın, tekstilde yüzde 27,2,  hazır giyim ve konfeksiyonda ise yüzde 32,5 oranında düştüğünü belirtti.<br />
“Teşvik paketi yetersiz”<br />
Şankaya son açıklanan teşvik paketiyle ilgili şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde açıklanan teşvik paketinin özellikle yeni yatırımları, yeni kredi ve istihdam olanaklarını estekliyor. Küresel ekonomik koşullar göz önüne alındığında, bu teşviklerden faydalanabilecek hazır giyim firma sayısının çok fazla olmayacağını  düşünüyorum. Pakette 1 ve 2. bölgelerde yer alan tekstil ve hazırgiyim firmaları için ise teşvik yer almıyor. Açıklanan teşvik paketinden hükümetimizin hazır giyim sektörünü doğu bölgesine kaydırmak istediği anlaşılıyor. Hazır giyimde sadece 3 ve 4. bölgelerdeki firmalara teşvik verildiğini görüyoruz. Bursa gibi tekstil ve hazır giyim sektörünün yoğun olduğu 1 ve 2. bölgelerdeki büyük yatırımların verilen teşviklerle bu bölgelere taşınma olasılığı yok denecek kadar az. Özellikle zamanla yarışılan ve  rekabet şartlarını kaybetmemek için büyük bir çaba gösterilen bir dönemde bu taşınmanın olması  mümkün değil. ”<br />
Kriz döneminde bir çok köklü tekstil ve hazır giyim firmasının eleman  çıkarmak zorunda kaldığına dikkat çeken Şankaya işsizliğin önüne geçmek istiyorsak üretim şartlarını tekrar rekabet edebilir şartlara getirmeliyiz dedi. Tekstil ve hazır giyim sektöründeki 1 ve 2. bölgedeki firmaların canlandırılması halinde istihdam sorununun çözüleceğini söyleyen Şankaya bu sektörlerin hala Türkiye için çok önemli olduğunu söyledi. Krizin etkilerini azaltmak üzere bu bölgelerdeki firmaların maliyetlerinin düşürülebilmesi için en azından bir yıl boyunca sigorta primlerinin ve muhtasarlarının ertelenmesinin bu bölgelerdeki firmalar için son derece önemli olduğunu ifade etti.<br />
Bursa’daki tekstil ve hazırgiyim firmalarının birçoğunun uzun yıllar boyunca oluşturulan bir sistem ve insan kaynağı ile bugünkü rekabet gücüne sahip olduğunu dikkat çeken Şankaya sistemin sadece makineler ve binalardan oluşmadığını, bu sistemi kusursuz bir şekilde işleterek üretimi gerçekleştirecek kalifiye insan gücü ve yetişmiş insan kaynağına da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bu yüzden 3 ve 4. bölgelerde 5 yıl boyunca verilecek  teşviklerin de en az 10 yıl için verilmesinin daha anlamlı olacağını ifade eden Şankaya, teşvik süresi uzamalı dedi. Doğuya taşınan bir  firmanın  en az 3 yılda sistemini tam olarak kurarak randıman almaya başlayacağını belirten Şankaya sistemin sürekliliğini sağlamak için 10 yıl boyunca  teşvik verilmesinin bu bölgelerdeki yapılanmanın doğru bir şekilde olması ve devamlılığı için son derece önemli olduğunu söyledi.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/cin-tekstili-tasarimi-da-ogrendi/' title='Çin tekstili tasarımı da öğrendi'>Çin tekstili tasarımı da öğrendi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/' title='Matematik yalan söylemez'>Matematik yalan söylemez</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/' title='Dünya Bankası karamsar '>Dünya Bankası karamsar </a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/' title='Bankacı Gözüyle Ekonomi'>Bankacı Gözüyle Ekonomi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ne-kadar-bursasporluyuz/' title='Ne kadar Bursasporluyuz?'>Ne kadar Bursasporluyuz?</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 13:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[24 temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[basın hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Basın İş Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[BGC]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Edinme Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiye erişme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Gazeteciler Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceyi açıklama özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberci]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[nuri kolaylı]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[saydamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sinan tunç]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[TGF]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[Genel Sekreterlik görevini sürdürdüğüm Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nuri Kolaylı, basından sansürün kaldırılışının 101. yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Sekreterlik görevini sürdürdüğüm Bursa Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nin Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nuri Kolaylı, basından sansürün kaldırılışının 101. yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.<br />
24 Temmuz 1908’de, gazetecilerin onurlu direnişi sonucu kalkan sansürün, ne yazık ki yaşadığımız çağa ayak uydurarak açıkça devam ettiğini vurgulayan gazeteci büyüğümüz Nuri Kolaylı, yazılı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:<br />
“Günümüzde medyada yaşanan uygulamalara baktığımızda, sansürün kalkmadığı görülmektedir.  Düşüncelerini yazdıkları, röportaj yaptıkları gerekçesiyle meslektaşlarımız yargılanmakta, gazeteciler kesin kanıtlara dayanılmadan gözaltına alınmakta, medyaya ve basın mensuplarına yönelik baskılar ve saldırılar sürmektedir.<br />
Çalışanların sendikasızlaştırıldığı, iş ve can güvenliklerinin olmadığı, TCK’da yer alan maddelerle basına çok ağır cezaların getirildiği bir ortamda ne basın özgürlüğünden, ne de sansürün kalktığından söz edilebilir.<br />
Oysa hızla gelişen dünyamızda basın özgürlüğü, iletişim özgürlüğünü de kapsayarak ulusal boyuttan, evrensel boyuta taşınmıştır. Basın özgürlüğü artık, bir iletişim hakkıdır. Basın özgürlüğü basınla ilgili kurumların ve kuruluşların özgürlük alanı olmasının ötesinde, bireysel hak ve özgürlük alanı haline gelmiştir. Bilgi edinme ve bilgilenme hak ve özgürlüklerini kapsamaktadır. Bu nedenle, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller mutlaka kaldırılmalıdır. Bugün demokrasimizin sınırları genişletilmiş çağdaş anlamda bir haber alma ve bilgi edinme özgürlüğüne ihtiyacı vardır.<br />
Özetlemeye çalıştığım gerçekler doğrultusunda 24 Temmuz’u Basın Bayramı olarak değil, geçtiğimiz yıllarda da vurguladığımız gibi dayanışma günü olarak görüyoruz.<br />
Halkın gerçekleri öğrenme ve bilgi edinme hakkının aracı olan basın özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadıkça, 24 Temmuzlar bizler için bayram olmayacaktır.”<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-3/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-2/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-1/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin tekstili tasarımı da öğrendi</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/cin-tekstili-tasarimi-da-ogrendi/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/cin-tekstili-tasarimi-da-ogrendi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 10:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[defile]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[iplik]]></category>
		<category><![CDATA[konfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tekstil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[Türk tekstili, tekstilcilerin markalaşma çabalarına rağmen kan kaybetmeye devam ederken, Çin tekstili ucuz üretim avantajına “tasarım” yeteneğini de ekledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-570 alignnone" title="cinmodasiic3" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/cinmodasiic32.jpg" alt="cinmodasiic3" width="571" height="184" /></p>
<p style="text-align: left;">Türk tekstili, tekstilcilerin markalaşma çabalarına rağmen kan kaybetmeye devam ederken, Çin tekstili ucuz üretim avantajına “tasarım” yeteneğini de ekledi.<br />
Bu gelişmenin ne anlama geldiğini en iyi tekstilciler bilir. Seslerini bir türlü duyuramayan, duyurduklarında da sonuç alamayan tekstilcimizin halini rakamlar çok net ortaya koyuyor:<br />
. 2003-2008 yılları arasında kapanan firma sayısı 490 bin,<br />
. Krizde sektörden 3 bin firma kapandı, 3 bin firma daha kapanmanın eşiğinde,<br />
. Hazır giyim ihracatı 2009’un ilk 6 ayında yüzde 25 geriledi.<br />
. İç pazarda hazır giyim harcamaları yüzde 13 azaldı.<br />
. Ağustos 2008&#8242;de 346 bin olan kayıtlı tekstil çalışan sayısı Mart 2009 itibariyle 309 bine, Ağustos 2008&#8242;de 434 bin olan kayıtlı hazır giyimde çalışan sayısı 362 bine geriledi.<br />
. Sektör için hazırlanan ve 1 Ocak 2009’da uygulanacağı söylenen “Tekstil, Hazır giyim ve Deri Sektörü Strateji Eylem Planı” lafta kaldı.<br />
Türk tekstilinde ortaya çıkan tablo böyle. Türk tekstilinin mevcut üretim kapasitesini, istihdamını ve kredilerini korumak için destek ihtiyacının sürdüğü ortada.<br />
Sektörün yeniden güç kazanması için hem ulusal tekstil stratejilerinin belirlenmesi ve bu stratejiler paralelinde yenilikçi ürünler geliştirilmesi, hem de otomotiv ve beyaz eşyada olduğu desteklenmesi gerekiyor.<br />
Peki, rakibimiz Çin’de neler oluyor.<br />
Düşük maliyet avantajına “tasarım” gücünü de ekleyen Çin, tekstilde dünyanın zirvesine oynamaya devam ediyor. Bir çok Çinli tasarımcının ismini öğrenmeye başladık bile. Örneğin Guo Pei , Wu Yong, Jiang Zhuo ve Xuan Yu, şimdiden isimlerini tüm dünyaya duyurdular. Tekstil ürünlerinde Batı stili çizgilere yer veren, bunun yanında Çin kültüründen süslemeleri kullanan Çinli tasarımcılar, krize rağmen tekstil gelirlerinin yaklaşık yüzde 25 artmasını sağladılar.<br />
Her yıl düzenlenen Çin Uluslararası Moda Haftası da, Çinli tasarımcıları dünya devleriyle aynı platforma taşıyor.<br />
Bundan 4-5 yıl önce moda dünyasında Çin stilinden söz edilmezken, günümüzde takip edilen konuma ulaştılar.<br />
Sırada ne var hepimiz biliyoruz. Elbette ki markalaşma. Hızla gelişen Çin tekstili tasarımın ardından markalaşmada da söz sahibi olduğunda, dünya tekstili Çin’in tekeline girmiş olacak.<br />
Allah, Türkiye’de yatırım ve üretim yapan, istihdam yaratan Türk tekstilcisinin yardımcısı olsun! Çünkü Allah’tan başkasının yardım edeceği yok gibi görünüyor.<br />
Sinan Tunç<br />
<img class="aligncenter size-full wp-image-560" title="cinmodasiic2" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/cinmodasiic2.jpg" alt="cinmodasiic2" width="551" height="122" /><br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/' title='Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor'>Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/mini-etek-2009-yazinda-yeniden-gundemde/' title='Mini 2009 yazında yine moda'>Mini 2009 yazında yine moda</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/cin-tekstili-tasarimi-da-ogrendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne kadar Bursasporluyuz?</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/ne-kadar-bursasporluyuz/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/ne-kadar-bursasporluyuz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 09:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Antrenör]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[çalım]]></category>
		<category><![CDATA[Chelsea]]></category>
		<category><![CDATA[Dortmund]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[football]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg]]></category>
		<category><![CDATA[hakem]]></category>
		<category><![CDATA[kaleci]]></category>
		<category><![CDATA[kazanç]]></category>
		<category><![CDATA[korner]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Liverpool]]></category>
		<category><![CDATA[Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester]]></category>
		<category><![CDATA[Milan]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[santra]]></category>
		<category><![CDATA[şut]]></category>
		<category><![CDATA[taç]]></category>
		<category><![CDATA[teknik direktör]]></category>
		<category><![CDATA[yan hakem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[Futbol dev bir sektör ve bu sektör hem kentleri dünya çapında tanıtıyor, hem de sağladığı ekonomik hareketlilikle refah seviyesini yükseltiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Liverpool, Göteborg, Manchester, Madrid, Milan, Chelsea, Dortmund, Barcelona.</p>
<p>Ve daha sayamayacağım kadar çok sayıda kent.</p>
<p>Hiç birini gidip görmedim. Ama bu kentleri biliyorum. Siz de biliyorsunuz.</p>
<p>Dağını, ovasını, tarihini mi biliyoruz?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Sadece ve sadece futbol takımlarının başarıları nedeniyle tanıyoruz bu kentleri.</p>
<p>Peki, Dünya’daki en büyük sektörler neler?</p>
<p>En başta elbette telekomünikasyon var. Ardından silah, kimya, otomotiv, elektronik, beyaz eşya ve petrol geliyor.</p>
<p>Futbol bu sıralamanın neresinde?</p>
<p>Futbolda dönen para hayallere sığmayacak kadar büyük miktarda.</p>
<p>Milyarlarca Euro’nun bozuk para gibi el değiştirdiği futbol, ülkelerin olmasa bile şehirlerin kaderini değiştiren bir öneme sahip.<img class="aligncenter size-full wp-image-545" title="bursasporic" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/bursasporic.JPG" alt="bursasporic" width="541" height="178" /></p>
<p>Özetle anlatmak istediğim, futbol dev bir sektör ve bu sektör hem kentleri dünya çapında tanıtıyor, hem de sağladığı ekonomik hareketlilikle refah seviyesini yükseltiyor.</p>
<p>Dönelim Bursa’ya.</p>
<p>bilyoner.com, 1 milyon üyesini kapsayan bir araştırmayla “Türkiye’nin Taraftar Haritası”nı çizdi ve sonuçları geçtiğimiz hafta açıkladı.<br />
Türkiye’nin 81 ilinde hangi takım taraftarlarının çoğunlukta olduğunu gösteren araştırmaya göre, 5 büyük ilden İstanbul ve Ankara’da en çok taraftarı olan takım Fenerbahçe iken; İzmir, Bursa ve Adana’da Galatasaray taraftarı çoğunlukta.</p>
<p>Cimbom’lu Bursaymışız da haberimiz yokmuş.</p>
<p>Ankete Bursa’dan katılanların yüzde 34’ü Galatasaraylı, yüzde 28’i Fenerbahçeli, yüzde 20’si de Beşiktaşlıyım demiş. Toplamı yüzde 82 ediyor.</p>
<p>Kalan yüzde 18’i Bursasporlu sanmıyorsunuz değil mi?</p>
<p>Trabzonlusu var, Sivaslısı var, Eskişehirlisi var, var da var…</p>
<p>Bursa böyleyken diğer Anadolu kentlerinde durum ne?</p>
<p>Trabzon’da Trabzonspor taraftarının oranı yüzde 72. Eskişehir’de Eskişehirspor %27’yle Galatasaray’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Sivas’daki Sivassporluların oranı yüzde 26, Malatya’daki Malatyasporluların oranı yüzde 23.</p>
<p>Araştırma gösteriyor ki, Bursalıların ve Bursa’da yaşayanların Bursa’yı futbolda marka kent yapmak gibi bir ideali yok.</p>
<p>Gönlümüz başka takımda bile olsa, kentimiz ve geleceğimiz için Bursaspor’un başarısını arzulasak, bu hedef doğrultusunda elbirliğiyle çalışsak ne güzel olurdu.</p>
<p>Sinan Tunç</p>
<p>NOT: Bir de facebook’a bakayım dedim, acaba ne kadar Bursasporlu var? 26.285 hayran<a href="http://www.facebook.com/s.php?k=100000000004&amp;id=7924643393">ı</a> olan bir sayfa buldum. Facebook hesabınız varsa, aşağıdaki bağlantıyı kullanarak destek olabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.facebook.com/pages/bursa-Turkey/Bursaspor/7924643393" target="_blank">http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.facebook.com/pages/bursa-Turkey/Bursaspor/7924643393</a><br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/' title='Bankacı Gözüyle Ekonomi'>Bankacı Gözüyle Ekonomi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/' title='Matematik yalan söylemez'>Matematik yalan söylemez</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/' title='Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor'>Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/ne-kadar-bursasporluyuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medya piyasaları çöküyor</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 10:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[basın hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Basın İş Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceyi açıklama özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[EFJ]]></category>
		<category><![CDATA[emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberci]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[kamera]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Medyada çalışma ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Medya]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sabah gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[saydamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sınıflar arası ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[TGF]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=514</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Gazeteciler Federasyonu'nun son bildirgesinde, "İnternet günlükleri ve sosyal paylaşım ağları, dünyanın yeni alanlarını gün ışığına çıkarırken, diğer alanlarda geleneksel medyanın, özellikle de gazetelerin ışığı solmakta" denildi. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa&#8217;daki gazeteci sendikalarının oluşturduğu üst örgüt olan Avrupa Gazeteciler Federasyonu&#8217;nun (European Federation of Journalists &#8211; EFJ) son bildirgesi, medyanın içinde bulunduğu ortam açısından oldukça düşündürücü belirlemeler içeriyor.<br />
<img class="aligncenter size-full wp-image-515" title="habercilericsayfa" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/habercilericsayfa.JPG" alt="habercilericsayfa" width="580" height="146" /></p>
<p>İnsanlara kendi içeriklerini oluşturma ve paylaşma olanağı sağlayan teknolojinin, aynı insanların içinde yaşadıkları topluma hitap eden medyayı ise zayıflattığı vurgulanan bildirgede, &#8220;İnternet günlükleri ve sosyal paylaşım ağları, dünyanın yeni alanlarını gün ışığına çıkarırken, diğer alanlarda geleneksel medyanın, özellikle de gazetelerin ışığı solmakta&#8221; denildi. Bildirgenin devamında şu görüşlere yer verildi:<br />
Medya piyasaları çöküyor. Reklamların internete kaçışı, gazeteler ve geleneksel televizyon için daha az zaman ayıran yeni bir kuşak, nitelikli gazeteciliğin zararına personel sayısını azaltan ve yazı işleri maliyetlerini düşüren bu endüstride paniğe yol açıyor ve demokratik çoğulculuğu zayıflatıyor.<br />
Sektörden umutsuzca daha fazla kar çıkarma peşinde olan işverenlerin neden olduğu Avrupa&#8217;da, gazetecilik ve medyadaki gerileme, son ekonomik darboğazdan ötürü son aylarda çarpıcı bir biçimde hızlandı. Bununla birlikte, Avrupa&#8217;da medyanın içinde bulunduğu kriz, yıllardır oluşum halindeydi, bu kriz son ekonomik durgunluktan önce başlamıştı.<br />
Kriz, medyanın Avrupa&#8217;daki siyasal, toplumsal ve demokratik yaşamı izlemesi üzerinde çarpıcı bir etkiye sahip. Özel sektör medyasıyla, başta radyo televizyon olmak üzere devletin fonladığı ve Avrupa halkına geleneksel olarak çoğulcu ve çeşitlilik içeren haberler sunan haber mecraları arasında artık, önceden var olan tatmin edici dengeden söz edilemez.<br />
Artık medyada çoğulculuğun teminat altında tutulabileceğinin garantisi yoktur. Özel sektör artık Avrupa&#8217;da demokrasi standartlarının korunması ve yükseltilmesinde merkezi öneme sahip olan enformasyon hizmetinin sağlanmasını garanti edemez.<br />
Aynı zamanda, kamusal radyo-televizyon alanı da kendine ait bir krizi yaşamakta ve hala büyük siyasi baskıların hedefi olmaktadır. Avrupa medyasının merkezinde, hem devlet destekli, hem de özel medya benzer biçimde olağan dışı bir baskı altındadır.<br />
Bu, kısa dönemli bir kriz değil. ABD&#8217;de geleneksel medyanın çöküşünün boyutu, hem medya çalışanları hem de kamusal kuruluşlarda büyük bir şoka yol açmıştır. Avrupa&#8217;nın da, piyasanın yeniden yapılanmasının sonuçlarıyla kısa sürede yüz yüze geleceğinde hiç kuşku yoktur.<br />
Değişim oldukça amansızdır ve daha açık, daha ilgili ve daha iyi enforme edilmiş toplulukların yaratılması için imkanlar sunmaktadır, ancak bu toplulukların ortaya çıkması yalnızca gazeteciliğin mesleki, kamusal amaçları (kamusal tartışmaları başlatma, bu tartışmalar hakkında eğitici ve bilgilendirici olma, toplumda iktidar sahibi olanlardan hesap sorma) korunduğu sürece mümkün olabilecektir. Gazetecilik, araştırma ve yolsuzlukları kontrol etme mekanizmaları sunmakta ve toplumları açık toplum olarak tutmaktadır.<br />
Bu tehditkâr koşullara karşılık, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), gazeteciliğin geleceği konusunun, medyanın Avrupa kıtası boyunca istikrar, sosyal adalet ve eşitliğe dayanan bir demokrasi inşa edilmesinde oynadığı kilit role ilişkin ulusal ve uluslararası düzeydeki tartışmanın merkezine oturtulması gerektiğine inanmaktadır.<br />
Gazeteciler ve sendikaları, çalışma koşulları, mesleki standartların ve demokratik medyanın can daman olan sendikal haklarını savunmaya kararlıdır. Gazeteciliğin ve Avrupa medyasının yaratıcı kalbi olan medya profesyonelliğinin korunması, beslenmesi ve gelişmeye teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz.<br />
EFJ bu düşünceyle; Etik Gazetecilik Girişimi çerçevesinde ve aşağıdaki ilkeler doğrultusunda, medyada kamu yaran değerleri ve etik gazeteciliğe bağlılığın yeniden canlandırılmasına yönelik olarak kıta çapında bir kampanya çağrısında bulunmaktadır:<br />
1. EFJ, gelişmenin önündeki engel olarak kabul ettiği, her tür sansür ve otosansür uygulamasına karşı tutumuna sıkı sıkıya bağlı kalmayı sürdürmektedir. Hükümetlerin, gazetecilerin özgür çalışmalarına imkan sağlayacak yasal, düzenleyici koşulları oluşturmakta başarısız kalmaları halinde, demokrasi işlevini yerine getiremez.<br />
2. Gazetecilik inanılır ve güvenilir olmalıdır. Bu da, gazetecilerin işlerine, onların yaptıkları çalışmalara yatırım yapılmasını, toplumsal koşullarındaki, iş koşullarındaki belirsizliklerin giderilmesini gerektirir. Kadrolu veya serbest tüm gazetecilerin, fikri haklarının ve profesyonel statülerinin koruyucu düzenlemelerle desteklendiği uygun çalışma koşullarına sahip olması, nitelikli gazeteciliğin de güvencesidir.<br />
3. Özellikle daha açık, çoğulcu ve temsili hükümet yönünde çaba gösteren toplumlarda olmak üzere, gazetecilerin mesleki eğitimine ve yetişmesine daha fazla önem verilmelidir.<br />
4. Medya dallarının birbirine giderek daha fazla benzemesi, yakınlaşması, yeni yönetim modelleri gerektirmektedir; basın konseyi ve radyo televizyon yayımcılığı konseyleri, farkı biçimlerdeki iç düzenleme, ortak düzenleme ve bağlayıcı yasalar. internet gerçeklikleri, var olan yapıları giderek daha demode hale getirmektedir.<br />
5. Enformasyon dünyasındaki değişim, eski ve test edilmiş değerleri esas alan yenilikler ve yeni vizyonlar gerektirmektedir. EFJ, gazeteciler ve onların sendikalarının, tehditlerin üstesinden tek başlarına gelemeyeceğini kabul etmektedir. Medyanın rolünü güçlendirmeye ilişkin yeni diyalog ve tartışmaların başlatılması için, medya sahipleri, açık toplum gruplan, ulusal ve Avrupa düzeyinde siyasetçiler de dahil bütün ilgilileri kapsayan yeni ittifaklar oluşturmalıyız.<br />
Avrupa&#8217;da basının geleceği üzerinde ulusal düzeylerde ve Avrupa düzeyinde kamuoyu tartışmaları başlatılması için, Avrupa Birliği&#8217;nde 2009 yılındaki yönetim değişikliğini bir fırsat olarak kullanmalıyız.<br />
Bu tartışma sadece telefon, radyo-televizyon yayını, yazılı ve dijital medyanın teknolojik olarak birbirlerine yakınlaşmasından kaynaklanan iletişim politikaları ve teknolojik sorunlara odaklanmamalı. Bunlar önemlidir, ancak kritik ve tarihi önemdeki mesele, Avrupa&#8217;nın demokratik hayatında çoğulculuk ve halk katılımı mekanizmasının temel taşı olarak gazeteciliğin rolünün güçlendirilmesidir.<br />
Bu nedenle EFJ, Varna&#8217;da yapılan 2009 Yıllık Toplantısında, Avrupalı gazetecilerin, aşağıdaki eylemler aracılığıyla, gazetecileri, değişimin öncülüğüne yerleştireceğini ilan etti:<br />
• Medya sektöründeki gelişmelerin eksiksiz incelenmesine olanak sağlamak için, Avrupa düzeyindeki siyasetin değişmesi yönünde güçlü bir kampanya yürütmek ve yeni girişimleri teşvik etmek; bu yeni girişimlerin, bütün tarafların katılımıyla bir Avrupa medya zirvesinin yapılmasını, medyadaki krizin doğurduğu belirsizlik ortamında AB ülkelerinin yol bulmalarına yardımcı olmak üzere, basın sendikalarının da katılımıyla, AB bünyesinde bir &#8220;medya görev gücü (task force)&#8221; oluşturulmasını da kapsaması;<br />
• Siyasal karar vericiler ve hükümetlerle diyalog alt yapısının iyileştirilmesi olanaklarını medya sahipleri ve diğer taraflarla birlikte araştırmak;<br />
• Medyaya acil destek kapsamında ulusal düzeyde ve Avrupa düzeyinde yapılacak önerileri desteklerken; geleneksel veya yenilikçi biçimlerde yapılabilecek bu yardımların, aşağıdaki şartlar altında gerçekleşmesinde ısrarcı olmak:<br />
-Editoryal bagımsızlığın ve basın özgürlüğünün temel etik ilkelerine saygı ve bu değerleri medya kurumlan ile gazeteciliğin değişen çehresinde de savunmak;<br />
-Gazeteciler ve diğer medya emekçilerinin iş standartları ve uygun çalışma koşullarını da kapsayan sosyal haklara saygı;<br />
-Nitelikli gazeteciliğe yatırım yapılması, çeşitliliğin teşvik edilmesi ve çoğulcu medyatik sistemler bünyesinde kamunun yararına olan değerlerin vurgulanması;<br />
• Avrupa&#8217;da basın endüstrisindeki değişimi izlemeyi sürdürmek ve gelişmeleri haberleştirmek;<br />
• Pervasız maliyet azaltma stratejilerine karşı direnişlerinde gazetecilere destek olmak, Avrupa çapında EFJ&#8217;ye bağlı güçlü sendikaların gelişimini ve toplumdaki tüm gruplara, özellikle de gençlik kesimine erişebilme yeteneklerini teşvik etmek;<br />
• Gazeteciliğin savunulmasına ilişkin yeni girişimlerin belirlenmesi ve Avrupa&#8217;da medyanın geliştirilmesi amaçlı yeni girişimlerin olgunlaştırılması amacıyla, 2009 Yılında, medya krizi üzerine Avrupa çapında bir konferans düzenlemek.<br />
EFJ, geleceğin büyük fırsatlar sunmasının yanı sıra çok önemli tehditler de getireceğine inanmaktadır. Mesleği ve gazetecilerin istihdamını savunma çalışmalarında, üyemiz olan sendikaların yanındayız; bütün bireylerine değerler ve diyalog sunan bir toplumun öneminin ve basın özgürlüğünün ön plana çıkarıldığı, geleceğe dair yeni tartışmalar ve diyalogları teşvik etmeyi sürdüreceğiz.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-3/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-2/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-1/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 06:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[ATV]]></category>
		<category><![CDATA[basın hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Basın İş Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[BGC]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceyi açıklama özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberci]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[kamera]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Medyada çalışma ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Medya]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sabah gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[saydamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sınıflar arası ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[TGF]]></category>
		<category><![CDATA[TMSF]]></category>
		<category><![CDATA[Turkuvaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın 12 Eylül ihtilalinde grev eylemlerinin durdurulmasının ardından Bursa'daki ilk basın grevi 3 Temmuz 2009 Cuma günü başladı.Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), ATV ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz işletmesine ait Bursa'daki iş yerinde grev uygulaması başlattı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-510" title="grevsabahic" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/grevsabahic.jpg" alt="grevsabahic" width="92" height="426" />Türkiye Gazeteciler Sendikası&#8217;nın 12 Eylül ihtilalinde grev eylemlerinin durdurulmasının ardından Bursa&#8217;daki ilk basın grevi 3 Temmuz 2009 Cuma günü başladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), ATV ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz işletmesine ait Bursa&#8217;daki iş yerinde grev uygulaması başlattı.</p>
<p>TGS temsilcileri, Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı ve Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca ile Türk-İş&#8217;e bağlı sendikaların şube başkanları tarafından Turkuvaz Haber Ajansı&#8217;nın Kırcaali Mahallesi Kahramanoğlu 1 Plaza&#8217;nın ikinci katındaki bürosuna grev pankartının asılmasının ardından bina önünde basın açıklaması yapıldı.</p>
<p>Basın açıklamasında ilk sözü alan TGS Ankara Şubesi Mali Sekreteri Cem Kor, TGS Yönetim Kurulu&#8217;nun 6 iş yerinde grev başlatılması nedeniyle hazırlanan metni okudu. Konuşmasının ardından greve destek veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı’ya teşekkür eden Cem Kor, “BGC’yi ve başkanını, sivil toplum kuruluşu olarak yanımızda görmekten memnunluk duyuyoruz” dedi.</p>
<p>BGC Başkanı Nuri Kolaylı da, basın sektöründe sendikal örgütlülüğün önemine işaret ederek, Turkuvaz iş yerlerinde 13 Şubatta başlayan grev uygulamasının bir an önce çalışanların lehine sonuçlanması dileğinde bulundu.</p>
<p>Greve katılan 10 gazetecinin işten çıkarılmasının &#8221;patron ayıbı&#8221; olduğunu anlatan Kolaylı, Turkuvaz&#8217;daki örgütlenme sürecinin bir benzerinin de Bursa&#8217;da Olay Medya&#8217;da yaşandığını hatırlattı. Olay Medya çalışanlarının örgütlülük mücadelelerinin sonuç verdiğine, Olay Gazetesi&#8217;nde yetkiyi alan TGS&#8217;nin toplu iş sözleşmesi için yakın zamanda işverenle masaya oturacağına işaret eden Kolaylı, bu iş yerindeki sürecin anlaşmayla sonuçlanmasını temenni ettiklerini dile getirdi.</p>
<p>Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca da, TGS&#8217;nin yaklaşık 4,5 ay önce İstanbul&#8217;da başlattığı grevin ilk tabelasını asanlardan biri olduğunu, Bursa&#8217;da da grev pankartını asan teşkilatla yine beraber olmanın gururunu yaşadığını belirtti.</p>
<p>Turkuvaz işvereninin çalışanlarına karşı sergilediği tutumu &#8221;insanlık dışı&#8221; olarak nitelendiren Kanca, işverenin, örgütlenme hakkının yasalarla belirlenmiş olmasına rağmen bu hakkı kullanan sendika üyelerini istifaya zorlayarak, toplu iş sözleşmesi sürecindeki müzakerelerde 22 madde görüşüldükten sonra masadan çekildiğini, arkasına bir gücü alarak bu toplu iş sözleşmesinin akıbetini sonuçsuz bıraktığını savundu.</p>
<p>Kanca, TGS yönetiminin bu nedenle yasanın kendilerine verdiği yetkileri kullanarak, Turkuvaz&#8217;a ait İstanbul, Ankara&#8217;da toplam 3 iş yerinde Şubat ayında greve çıktığını, bugün de 6 ilde bulunan iş yerlerinde grev uygulamasının başlatıldığını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Bu grev, ne ilk grevdir ne de son grev olacaktır. Kamudaki yaşanan olumsuzluklar önümüzdeki günlerde diğer toplu iş sözleşmelerine de sirayet edeceği için TGS&#8217;nin grevinin, bizim için sendikal açıdan diğer grevlerle hiçbir farklılığı yoktur. bu grev, TGS&#8217;nin grevi değil Bursa&#8217;daki Türk-İş&#8217;e bağlı sendikaların grevidir, bu grev Türk-İş&#8217;in grevidir. Bu grev, sonucu çalışanların lehine oluncaya kadar Türk-İş&#8217;e bağlı sendikalarımızdan yerelde ve genelde destek görecektir.</p>
<p>TGS&#8217;nin en son grevinin 12 Eylül 1980 sürecinde durdurulduğunu, 29 yıl aradan sonra yapılan ilk grev olan &#8221;Turkuvaz grevi&#8221;nin Bursa&#8217;da da basın sektöründe uygulanan ilk grev olduğunu kaydeden Kanca, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Bursa ilk toplu iş sözleşmesi de inanıyorum, güveniyorum, her ne kadar TMSF yönetiminde de de olsa Olay gazetesindeki cengâverlerin başlattığı sendikal örgütlenme hareketinin sonucu olarak neticelenecektir. Bu sürecin tüm basın çalışanlarına hayırlı olmasını diliyorum. TGS ve BGC saflarında henüz yer almayan basın mensuplarının da üyeliklerini mutlaka yapmaları gerektiğini söylüyorum.&#8221;<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-3/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 3</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-2/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 2</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bilgi-edinme-hakki-1/' title='Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1'>Bilgi Edinme Hakkı &#8211; 1</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik yalan söylemez</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 10:23:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceyi açıklama özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[EURO]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[GSY]]></category>
		<category><![CDATA[GSYİH]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[kredi]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[küresel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küreselleşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[Krize ilişkin doğruları rakamlar söyledi: Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13,8 daraldı ve resmen durgunluğa girdi. Türkiye 'en çok daralan ülkeler' sıralamasında üçüncü sırada yer aldı. İhracat yüzde 34,5 azaldı. Tüketim, yılın ilk üç ayında da yüzde 9,2’lik düşüş kaydetti. Yatırımlarda yüzde 29,7’lik daralma yaşandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hukukçuya yalan söyletebilirsiniz. Gazeteciye, politikacıya, öğretmene, hatta zabıtaya yalan söyletebilirsiniz. Yerleşik deyimle “adam gibi adam” değilse yalan söyler.</p>
<p>Ama matematikçiye kolay kolay yalan söyletemezsiniz. Hatta hiç söyletemezsiniz. Rakamlar yalan söyletmez.</p>
<p>Bakalım yalan söylemeyen ve söyletmeyen rakamlar 30 Haziran 2009’da ne dedi:</p>
<ul>
<li>Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13,8 daraldı ve resmen durgunluğa girdi.</li>
<li>Türkiye &#8216;en çok daralan ülkeler&#8217; sıralamasında üçüncü sırada yer aldı.</li>
<li>Yılın ilk 6 aylık döneminde ihracat yüzde 34,5 azaldı.</li>
<li>Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 4,6 azalan tüketim, yılın ilk üç ayında da yüzde 9,2’lik düşüş kaydetti.</li>
<li>Yatırımlarda yüzde 29,7’lik daralma yaşandı.</li>
</ul>
<p>Ne demişti başbakanımız:</p>
<p>“Allah’a şükür küresel kriz Türkiye’yi teğet geçti.”</p>
<p>Baktı teğet geçmemiş, aradan 4 ay geçtikten sonra düzeltti:</p>
<p>“Yok pardon. Teğet geçmedi de, teğet geçerken birazcık sıyırdı.”</p>
<p>Acaba şimdi ne diyecek çok merak ediyorum.</p>
<p>Ne diyecek bilemiyorum. O kadar hayal gücüm yok ama “Teğet geçiyordu, teğet geçerken sıyırdı, sıyırırken de kafamızı patlattı” demeyeceği ortada.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya yüzde 6,9 daralma yaşarken, İsveç ekonomisi yüzde 6,5, İtalya da yüzde 6 oranında daraldı. Latin Amerika&#8217;nın en çok daralan ülkesi yüzde 8,2 ile Meksika oldu. Bizi azıcık sıyıran kriz Türk ekonomisini yüzde 13,8 daralttıysa, yukarıda saydığım ülkelere demek ki hiçbir şey olmadı.</p>
<p>Yalan söylemeyen matematiğin verileri ortada. Kimin ne diyeceği, ne yalanlar üreteceği artık umurumda değil.</p>
<p>Çünkü ülkemiz ekonomik anlamda uçurumdan aşağı hızla düşerken söylenen yalanlar da anlamını yitiriyor. İsteyen istediği yalanı söylesin, gerçekler balyoz etkisiyle günlük yaşamımıza giriyor. İnsanlar aç, insanlar açık, insanlar işsiz, insanlar umutsuz ve ümitsiz.  Bırakalım artık kim ne söylemişi de, kafamızı patlatan krize çözüm bulalım.</p>
<p><a href="http://www.sinantunc.com">Sinan Tunç</a><br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/' title='Dünya Bankası karamsar '>Dünya Bankası karamsar </a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/' title='Bankacı Gözüyle Ekonomi'>Bankacı Gözüyle Ekonomi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Habercilik TARAFsızlıktır</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/habercilik-tarafsizliktir/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/habercilik-tarafsizliktir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 10:37:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Fettullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurmay]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberci]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[irtica ile mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[MGK]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[Bu ülkede kaç yayın organı ve kaç gazeteci var? Cevabı bulmak için sakın Türkiye İstatistik Kurumu’nun internet sayfasına bakmayın. Ömrümden yarım saati orada harcadım. Tek sözcük yok. Neyse sorumuza dönelim. Bu ülkede kaç gazeteci var? Siz diyin on bin, ben diyeyim daha fazla. Bu gazeteciler ne iş yapar? Toplumu bilgilendirirler. Ama ideolojik görüşlerine veya birilerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-399" title="gazete150" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/gazete150.jpg" alt="gazete150" width="150" height="150" />Bu ülkede kaç yayın organı ve kaç gazeteci var?<br />
Cevabı bulmak için sakın Türkiye İstatistik Kurumu’nun internet sayfasına bakmayın. Ömrümden yarım saati orada harcadım. Tek sözcük yok.<br />
Neyse sorumuza dönelim.<br />
Bu ülkede kaç gazeteci var?<br />
Siz diyin on bin, ben diyeyim daha fazla.<br />
Bu gazeteciler ne iş yapar?<br />
Toplumu bilgilendirirler. Ama ideolojik görüşlerine veya birilerinin yönlendirmelerine göre değil, “doğru” bilgilere ulaşarak, “taraf”sız haber yaparlar, yapmalılar. Yorum yazarların işidir. Yazarlar “taraf” olabilir, haberciler olmaz.<br />
Ben şimdi “taraf” olup olmadığım sorgulanmaksızın bir haber yapsam, önüme gelen veya getirilen bir belgeyi araştırıp soruşturmadan, ülkenin en saygın kurumunu hedef alan, “taraf”lı, asılsız haberi müdürüme götürsem ne olur? İnanıyorum ki Bursa’daki medya kuruluşlarında çalışan her haber müdürü, her editör, her yönetici haberi yüzüme fırlatır. Üstelik bununla da kalmaz, en az bir saat gazeteciliğin toplumsal önemi üzerine ders verirler. Vermelidirler.<br />
Peki, çok satan, çok okunduğu söylenen bir yaygın medya kurumunda ne olmuş?<br />
Haber manşetten verilmiş.<br />
Sonra?<br />
Sonrası ortada.<br />
Başta ekonomik kriz ve dış politikadaki gelişmeler olmak üzere onlarca soruna akılcı çözümler üretmesi gereken Türkiye, son 15 gününü doğruluğu kanıtlanmamış bir belgeyi tartışmakla geçirdi.<br />
Ağzımızla kuş tutsak geri getiremeyeceğimiz 15 günü kaybettik.<br />
Şimdi bununla da kalmayıp, önümüzdeki süreçte de kaybetmeye devam mı edeceğiz?<br />
Hayır.<br />
Şimdi, kaybettiğimiz 15 günün hesabını soracağız, sormalıyız.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ab%e2%80%99den-korkmak-yersiz/' title='AB’den korkmak yersiz'>AB’den korkmak yersiz</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/gazetecilik-ve-bilim-iletisimi-1/' title='Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 1'>Gazetecilik ve Bilim İletişimi &#8211; 1</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/habercilik-tarafsizliktir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Bankası karamsar</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 10:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[GSY]]></category>
		<category><![CDATA[GSYİH]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[küresel kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Bankası Küresel Kalkınmanın Finansmanı raporuna göre Türkiye ekonomisi 2009’da Yüzde 5.5 küçülecek. Dünya Bankası raporuna göre, 2009 yılında yaşanacak küçülmenin ardından Türkiye’deki GSYİH 2010 yılında yüzde 1.5, 2011 yılında ise yüzde 3 artacak. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/dolar1.jpg" alt="dolar" title="dolar" width="262" height="400" class="alignright size-full wp-image-387" />Dünya Bankası Küresel Kalkınmanın Finansmanı raporuna göre Türkiye ekonomisi 2009’da Yüzde 5.5 küçülecek. Dünya Bankası raporuna göre, 2009 yılında yaşanacak küçülmenin ardından Türkiye’deki GSYİH 2010 yılında yüzde 1.5, 2011 yılında ise yüzde 3 artacak.<br />
Türkiye, Avrupa ve Orta Asya’da, kısa vadeli borçları rezervlerine oranla en düşük bulunan ülkeler sıralamasında en iyi durumdaki ülke konumunda. Dünya Bankası’nın raporunda Türkiye’nin cari işlemler açıklarının ise bu yıl ve 2010 yılında GSYİH’sının yüzde 1.9’u, 2011 yılında ise yüzde 2’si düzeyinde olacağı tahmin edildi.<br />
Dünya Bankası tarafından hazırlanan raporun ‘Küresel Ekonomi İçin Olasılıklar’ başlıklı bölümünde finansal kriz salgınının yatırımların büyük ölçüde likiditasyonuna, dünya çapında zenginlikte önemli kayıplara, küresel kredi verme koşullarında sıkılaşmaya ve belirsizlikte büyük çaplı bir artışa neden olduğu da bildirildi. Raporda özetle şu tespitlerde bulunuldu:<br />
* “Ekonomik etkinlikte en keskin düşüş özellikle dayanıklı tüketim malı ve yatırım malı üretmede uzmanlaşmış ülkeler ile önceden oluşmuş ciddi makroekonomik zayıflıkları bulunan ülkelerde yoğunlaştı.<br />
* Düşük gıda ve akaryakıt fiyatları, azalmış ekonomik etkinliğin yoksullaşma etkisini hafifletti ve gelişmekte olan ülkelerde petrol ithalinin cari işlemler üzerindeki baskısını azalmasına yardımcı oldu. Gelişmekte olan petrol ihraç eden ülkelerin kazançlarında ise gayrı safi iç hasılalarının yüzde 17’si kadar bir azalmaya yol açtı.<br />
* 2009 yılında mali dengenin yüksek gelirli ülkelerde gayrısafi iç hasılanın yüzde 3’ü, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 4’ü dolayında kötüleşmesi bekleniyor.<br />
* Ekonomik etkinlikteki düşüş, gelişmekte olan ülkelere daha zayıf sermaye akışıyla birleşince, düşük ve orta gelirli pek çok ülkeyi ciddi finansal zorluklar içine soktu. Birçok ülke ihracattan yeterli döviz kazanma ya da ithalat talebini karşılayacak yeterli borç sağlama güçlüğüne girdi. Gelişmekte olan ülkeler için genel borçlanma gereksiniminin net sermaye akışlarını aşması beklenirken, birçok ülke bu finansman boşluğunu iyi günlerde oluşturduğu uluslararası döviz rezervlerini aşağı çekerek karşıladı. Ancak bu stratejinin sürdürülebilirliği belirsizdir.<br />
* 2008 Eylül ayından bu yana 16 ülke dış rezervlerinin yüzde 20’sini ya da daha fazlasını tüketti. Bu arada toplam 18 ülkede halihazırdaki rezerv stokları, ithalatlarının dört aydan az bir bölümünü karşılayabilir.<br />
* Cari işlem açıkları ve kötüleşen mali pozisyonlar en fazla, kısmen durgunluğun en derin biçimde görülmesi beklenen yerler olmalarından dolayı, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde kronik bir şekilde yayıldı. Bunda birçok ülkenin son yaşyanan global finansal krize gayrı safi iç hasılalarına göre iki haneli cari işlemler açıklarıyla girmesi ve yüksek kamu borçları da rol oynamıştır. Söz konusu ülkelerde iç-dış dengelerin oluşturulması için talebin bastırılması ve para değerinin düşürülmesi gerekebilir.<br />
* Yüksek gelirli ülkelerde gayrı safi iç hasılalardaki hızlı düşüşe karşın 2009 yılının ilk üç ayı boyunca bir dizi gösterge ekonomik iyileşmenin başladığına işaret etti. İstikrara kavuşan hatta iyileşmeye başlayan dünya borsaları, kimi ülkelerdeki ihracatta görülen ılımlı iyileşmeler, sağduyulu mali teşvik önlemlerinin hala süren talep patlaması yapan etkileri ve bunun yanı sıra tüketici talebinde yaşanan bir artış iyileşmenin başladığına işaret eden faktörler arasındadır.”<br />
Dünya Bankası’nın raporunda küresel ve Türkiye dahil ülkeler için öngörülen büyüme tahminlerinin dayandığı temel senaryonun, global finansal kriz ardından gelen bir ekonomik çöküş yaşanmasından dolayı “Daha durgun bir iyileşme” öngördüğü belirtilirken şöyle denildi:<br />
* “Senaryoya göre küresel gayrı safi iç hasıla 2009 yılında yüzde 2.9’luk rekor bir düşüşten sonra ılımlı bir şekilde 2010 yılında yüzde 2 düzeyinde, 2011 yılında ise yüzde 3.2 düzeyinde iyileşecek.<br />
Bu arada bankacılık sektöründe konsolidasyonlar, negatif zenginleşme efektinin devam etmesi, yüksek işsizlik oranları ve riskten kaçınmanın, tahmine konu olan dönem boyunca talep üzerinde ağırlıklarını hissettirmeleri beklenmektedir.<br />
* Gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme oranları, daha güçlü verimlilik ve nüfus artışları dolayısıyla daha yüksektir, ancak 2009’dan 2011’e kadar sırasıyla yüzde 1.2, 4.4 ve 5.7 oranlarında gerçekleşecektir.<br />
* Yavaş iyileşme nedeniyle kötüleşebilecek cari işlemlerin baskısı, özellikle birçoğu Avrupa ve Orta Asya ülkesini, yerel paranın değerinin önemli oranda düşürülmesi ve iç talepte acı veren kesintiler şeklinde karakterize olan ve daha az düzenli iyileşme sürecine zorlayabilir.”<br />
Raporda dünya ticaret hacminin bu yıl yüzde 9.7 oranında düşeceği, ticaret hacminin ise gelecek yıl yüzde 3.8, 2011 yılında ise yüzde 6.9 oranında artacağı öngörüldü. Bu arada global piyasalarda petrolün varil fiyatı bu yıl için ortalama 55.5 dolar, 2010 yılı için 63 dolar, 2011 yılı içinse ortalama 65.9 dolar olarak tahmin edildi. Rapora göre bu yıl Çin yüzde 6.5, Hindistan yüzde 5.1, Endonezya yüzde 3.5 büyüyecek.</p>
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/' title='Matematik yalan söylemez'>Matematik yalan söylemez</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/' title='Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor'>Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/' title='Bankacı Gözüyle Ekonomi'>Bankacı Gözüyle Ekonomi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-bizleri-neler-bekliyor/' title='Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor, Bizleri Neler Bekliyor'>Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor, Bizleri Neler Bekliyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/jeoekonomi-jeopolitika-turkiye-ve-degerlendirmeler/' title='Jeoekonomi, Jeopolitika, Türkiye ve Değerlendirmeler'>Jeoekonomi, Jeopolitika, Türkiye ve Değerlendirmeler</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iPhone eksiklerini giderdi</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/iphone-eksiklerini-giderdi/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/iphone-eksiklerini-giderdi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 08:10:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[3G]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[GPS]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iPhone 3G S]]></category>
		<category><![CDATA[Mac]]></category>
		<category><![CDATA[otofokus]]></category>
		<category><![CDATA[SMS]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[Wi-Fi]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[Piyasaya çıkar çıkmaz adeta kapışılan iPhone 3G S, bir önceki modelinde yaşanan eksiklerin hemen hemen hepsini gideriyor. iPhone 3G S, video çekiminden ses kontrol fonksiyonuna kadar bir çok yeni özelliğe sahip.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-395" title="iPhone200x200" src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/iPhone200x200.jpg" alt="iPhone200x200" width="200" height="143" />Piyasaya çıkar çıkmaz adeta kapışılan iPhone 3G S, bir önceki modelinde yaşanan eksiklerin hemen hemen hepsini gideriyor. Video çekiminden ses kontrol fonksiyonuna kadar bir çok yeniliğe sahip olan iPhone 3G S’in öne çıkan farkları şunlar:<br />
Apple’ın satışa sunulduğu günden bu yana milyonlarca kullanıcıya ulaştırdığı iPhone 3G’nin yeni versiyonu iPhone 3G S’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri, hiç şüphesiz uygulamaların bir önceki iPhone’a göre oldukça hızlı açılıyor ve çalışıyor olması. Zaten 3G S model ismindeki S de ‘speed’ yani ‘hız’dan ileri geliyor. E-posta’larda bulunan dosyaları da gayet hızlı bir şekilde açabilen iPhone 3G S, kısacası Apple’a göre diğer iPhone’dan en az iki kat daha hızlı.<br />
Bir önceki iPhone’un en çok şikayet edilen noktası, video çekimi konusundaydı. Ancak yeni iPhone’la birlikte Apple, artık kullanıcıların bu yöndeki şikayetlerini tamamen ortadan kaldıracak gibi görünüyor; zira yüksek kalitede fotoğrafları kolayca yakalayabilecek olan iPhone 3G S ile video çekimi de artık mümkün olacak.3 megapiksel dahili kamerası ile dikkat çeken iPhone 3G S, otofokus özelliğiyle de öne çıkıyor.<br />
iPhone 3G S’in bir diğer önemli özelliği ise ses kontrol fonksiyonu. Diğer bir deyişle örneğin kişi rehberinizde bulunan bir ismi telaffuz ettiğinizde, iPhone sizden onay bekliyor ve aynı işlemi tekrar yaptığınızda ismini söylediğiniz kişi otomatik olarak aranabiliyor. Bunun yanı sıra, numarayı da telaffuz ederek, arama işlemini gerçekleştirebilmeniz mümkün. Türkçe dili henüz desteklemeyen ses kontrol fonksiyonunun desteklediği diller ise şöyle: Çince, Almanca, Hollandaca, İngilizce, Fince, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Norveççe, Portekizce, İspanyolca ve İsveççe.<br />
Dahili dijital pusula teknolojisi sayesinde, GPS ve Wi-Fi aracılığıyla iPhone 3G S artık bulunduğunuz yeri net bir şekilde size gösterebiliyor. Örneğin bulunduğunuz yeri tarif etmek istediğinizde, harita üzerinde işaretleme yaparak, bu bilgiyi anında iPhone’nunuz aracılığıyla dilediğiniz kişiyle paylaşabilirsiniz.<br />
Yeni iPhone 3G S, aynı zamanda şehiriçi trafik bilgilerini de kullanıcıyla paylaşarak kullanıcıları bilgilendirebiliyor. Buna göre kırmızı noktayla gösterilen lokasyonlarda trafik bir hayli yoğunken, yeşil noktalarda ise trafiğin akıcı bir şekilde ilerlediği anlaşılıyor.<br />
iPhone 3G S ile artık kelime, fotoğraf ya da uygulamalar arasında kesme, kopyalama ve yapıştırma işlemlerini kolayca gerçekleştirilebilecek. Yani bir kelime ya da cümleyi ya da bir fotoğrafı bir noktadan kopyalarken, bu kopyalanan cümleyi aynen SMS ya da e-posta mesajınıza en kısa yoldan yapıştırabilirsiniz. Geri al özelliği sayesinde ise yapılan yanlış işlemler anında geri alınabilecek.<br />
iPhone 3G S ile yazmak artık çok daha kolay ve pratik olacak. Ne yazdığınızı kolayca algılayabilen iPhone 3G S, size kelimeler önererek metninizi çok daha hızlı bir şekilde iPhone’a girmenizi sağlayacak. Sık sık yazılan kelimeleri de takip eden iPhone 3G S, bu sayede daha sonra bu kelimeleri yanlış girseniz bile otomatik olarak düzeltebilecek.<br />
Bunların dışında yazı yazarken ya da bir mesajı okurken, büyüteç fonksiyonunu kullanarak seçili bir bölümü özel bir büyüteç ile daha da büyük gösterebilirsiniz. Bu şekilde kursörün tam olarak ne noktada olduğunu görebilir, yazım hatalarının önüne geçebilirsiniz.<br />
iPhone 3G S ile artık nerede olursanız olun, YouTube videolarını zahmetsizce izleyebileceksiniz. Bunun yanı sıra YouTube hesabınıza da girebileceğiniz iPhone 3G S ile kendi favori videolarınızı oluşturabilir, arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.<br />
iPhone 3G S’in hızlı 3G bağlantısını artık diğer Mac ya da bilgisayarlarla paylaşabilmeniz mümkün olacak; bunun için Wi-Fi teknolojisine de ihtiyacınız yok.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/teknoloji-okuryazarliginin-gerekliligi/' title='Teknoloji Okuryazarlığının Gerekliliği'>Teknoloji Okuryazarlığının Gerekliliği</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/nuri-kolayli-sansur-kalkmadi/' title='Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı'>Nuri Kolaylı: Sansür Kalkmadı</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/medya-piyasalari-cokuyor/' title='Medya piyasaları çöküyor'>Medya piyasaları çöküyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ihtilalden-bu-yana-ilk-basin-grevi/' title='İhtilalden bu yana ilk basın grevi'>İhtilalden bu yana ilk basın grevi</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/habercilik-tarafsizliktir/' title='Habercilik TARAFsızlıktır'>Habercilik TARAFsızlıktır</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/iphone-eksiklerini-giderdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bankacı Gözüyle Ekonomi</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 10:39:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ersin Özince]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Banka]]></category>
		<category><![CDATA[borsa]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[EURO]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[IMF]]></category>
		<category><![CDATA[IMKB]]></category>
		<category><![CDATA[iş bankası]]></category>
		<category><![CDATA[kapital]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Marx]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[kredi]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[reyting]]></category>
		<category><![CDATA[USD]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinantunc.com/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, IMF'nin Türkiye'ye, özellikle Türkiye'nin kredibilitesini yükseltecek destekler vermesi gerektiğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_390" class="wp-caption alignright" style="width: 80px"><img src="http://www.sinantunc.com/wp-content/uploads/ersinozince70x70.JPG" alt="Ersin Özince" title="ersinozince70x70" width="70" height="70" class="size-full wp-image-390" /><p class="wp-caption-text">Ersin Özince</p></div>Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, IMF&#8217;nin Türkiye&#8217;ye, özellikle Türkiye&#8217;nin kredibilitesini yükseltecek destekler vermesi gerektiğini belirterek, &#8221;Türkiye&#8217;nin reytingi komik. Fonun Türkiye&#8217;ye kredibilite konusunda destek vermesi gerekir. Türkiye&#8217;nin bugün Mısır ve Kolombiya&#8217;nın altında, Venezüella ve Nijerya ile eş reytinginin olması akla ziyan bir konudur&#8221; dedi.<br />
IMF ile ilişkiler konusunun toplumda merak edildiğini, merak etmenin de bur hak olduğunu ifade eden Özince, &#8221;Bu konudaki belirsizliğin ortadan kalkmasını talep etmek hakkımız, ama herkesin her işe burnunu sokması doğru değil&#8221; ifadesini kullandı.<br />
Özince, özellikle iletişim sektöründeki gelişmeye paralel olarak basının bu konuları çok ince irdelediğini, merakın bazen abartılabildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:<br />
&#8221;Ben meslek hayatımın büyük bölümünü finansal konularda pazarlık yaparak geçirdim. Bunu özellikle yabancı dilde ve yabancılarla yapılanlarında çok bocaladığımı gördüm. Yani nihayet bir banka şirketsin, konuştuğun kişiler de senin gibi banka, ortak menfaatleriniz var ticaret yapacaksınız, her iki taraf da para kazanacak. Bunun devlet adına yapılmasını düşünebiliyor musunuz? Bunun hiç kolay olmadığını kabul etmek lazım. O kadar zor ki&#8230;&#8221;<br />
IMF ile pazarlık etmenin hiç kolay olmadığını vurgulayan Özince, şöyle devam etti:<br />
&#8221;(Anlaş, anlaş) diyorlar. Sen git anlaş. Var mı böyle? &#8216;Anlaş&#8217; diyenler heyetle anlaşsın bakalım, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları adına bir koyun kendinizi yerine&#8230; Benim bugüne kadar basın mensubu arkadaşlara yazdırtamadığım tek ifadem şu; Bu soruyu niye bana soruyorsunuz? Ben yetkisi sorumluluğu olan bir insan değilim. Böyle soruları her önüne gelene sormamak, cevap verene de inanmamak durumundayız.&#8221;<br />
Özince, IMF&#8217;nin ile anlaşmanın belirsizliklerin ortadan kalkmasına katkı yapacağını belirterek, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Türkiye şu güne kadar fonsuz (IMF) uygulamayı da başarıyla götürebilmişe benziyor. Acaba para fonunun Türkiye ile anlaşma konusunda, şu andaki yoğunlukları ve durumu çok mu rahattı bilemiyorum. Fakat para fonunu bir sağlık müessesesine benzetecek olursak şu anda durumu Türkiye&#8217;ninkinden çok daha ciddi acil hastalar olduğu, yoğun bakımlık hastalar olduğu bir gerçek. Para fonunu da böyle düşman gibi görmemek lazım. Serbest piyasa ekonomisine inanıyorsak, bir kere içimize sindirmek finans kapital gereği. Sermaye düşmanıysan, kapitalist felsefeye düşmansan bir kere bazı söylemler yapılıyor ya iş çevrelerinde filan, onlar gençlerin de kafasına sokuluyor. Ben çok yaptım zamanında o tür şeyleri, öğrencilik zamanında. Şu anda dönmüş falan diye de nitelenmeye gerek yok, devir değişti. Ama burada söylemek isteğim şu; &#8216;IMF&#8217;ye hayır&#8217;. Ya IMF&#8217;nin kurucu ortağıyız biz. IMF&#8217;de emeğimiz var, IMF içinde insanlarımız var.&#8221;<br />
IMF&#8217;nin, şu anda çok daha ciddi sorunlarla uğraştığını ifade eden Özince, Türkiye&#8217;nin şu ana kadar işi kendi imkânlarıyla fena götürmediğini belirtti. Özince, şunları dile getirdi:<br />
&#8221;Ancak, yedi düvele akıl ve destek verilirken Türkiye&#8217;nin de kendine tahsis edilebilecek limitlerin başkasına kullandırılması hiç doğru değil. IMF&#8217;nin Türkiye&#8217;ye, özellikle Türkiye&#8217;nin kredibilitesini yükseltecek destekler vermesi lazım. Türkiye&#8217;nin reytingi komik. Fonun Türkiye&#8217;ye güvenilirlik konusunda destek vermesi gerekir. Türkiye&#8217;nin bugün Mısır ve Kolombiya&#8217;nın altında, Venezuella ve Nijerya ile eş reytinginin olması akla ziyan bir konudur. IMF bu konuda yol göstersin, ne yapacağımızı bilelim&#8230;&#8221;<br />
Özince, bu süreçte paranoyak olmaktan vazgeçmek gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi:<br />
&#8221;Süper paranoyak davranıyoruz. Yani bizde kriz feryadı öyle arşı alaya çıkıyor ki&#8230; Ben şimdi burada &#8216;Bankalarda sıkıntı olabilir&#8217; diyeyim, yarın kıyamet kopar. Belki uydurdum. Hiç kimse gerçek bilgiyle hareket etmiyor. Boyuna doldurma. Oysa iş adamı, bilançoyla konuşur.<br />
Ama IMF ile ben olumlu bir şeye varacağımız inanındayım. Onun da kredibilitesi açısından bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye fonun yüz akı. Türkiye doğru düzgün idare etti her şeyi. Ekonomi yönetimini de bu konuda oldukça ilkeli buluyorum, Türkiye&#8217;nin gerçekleri içinde. Eleştirilen yönler oluyor, eleştirileri yapıyoruz&#8230;&#8221;<br />
Özince, Avrupa&#8217;da binlerce bankanın batacağını da ileri sürdü. Yaşanan küresel krizin etkilerinin Avrupa&#8217;da daha yeni yeni hissedildiğini belirten Özince, &#8220;Avrupa&#8217;da krizin etkileri uzun süre devam edecek. Bu etkilerin yansımaları ister istemez Türkiye&#8217;de de hissedilecek. Çünkü Amerika&#8217;daki bankacılık faaliyetlerinin bir kısmı Avrupa&#8217;da tam oturmadı. Dünya Bankası yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Avrupa şirketlerinin eski Doğu Bloğu ülkelerinde yüzlerce bankası var. Bunların bir kısmının krizden sonra iflas ettiği ve daha da batacak banka olduğu iddia ediliyor. Krizden etkilenen ve Doğu ülkelerine yatırım yapan bankalar, Türkiye gibi serbest ekonomi piyasasının gelişme gösterdiği ülkeleri göz ardı edip başka ülkelere yatırım yaptı. Ancak bizi tercih etmeyip küçük ekonomileri bulunan Doğu ülkelerini tercih eden birçok Avrupa şirketi ve bankasının durumları hiç iç açıcı değil. Birçok batı ülkesi, yatırımlarını Balkanlar ve Doğu ülkelerine yaptı. Bu ülkelerde de ekonomik açıdan çok ciddi sıkıntılar yaşanacak&#8221; diye konuştu.<br />
Özince konuşmasında KOBİ&#8217;lere de tavsiyelerde bulundu. KOBİ&#8217;lerin kendi borsasını kurması gerektiğinin ifade eden Özince, &#8220;İMKB&#8217;yi biz kurduk. Ancak KOBİ&#8217;ler için bir borsa kurmamız bu şartlarda mümkün gözükmüyor. Biz bunu yapamıyorsak işadamlarımız KOBİ borsasını kurabilirler. Bu küçük ölçekli işletmeler açısından da önemli bir kazanım olacaktır. KOBİ&#8217;ler kendi ihtiyaçlarını karşılamalı ve ihtiyaçların küçüklüğünü daha büyük ekonomik paketlerle sağlayabilmeli. Son yıllarda KOBİ kredilerinde bir azalma olduğu söyleniyor. Bunun temel sebebi, kredilerdeki sorunlar&#8221; dedi.<br />
Yılardır döviz kredisinin serbest olmasını istediklerini belirten Özince, hükümetin bu konuda attığı adımların bankacılık ve firmalar açısından önemli bir çığır açtığını söyledi. </p>
<p>Bilgi: Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin, 19 Haziran 2009 Cuma sabahı TUGİAD Bursa Şubesi üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda yaptığı açıklamalara ilişkin haber.  </p>
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/matematik-yalan-soylemez/' title='Matematik yalan söylemez'>Matematik yalan söylemez</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/ne-kadar-bursasporluyuz/' title='Ne kadar Bursasporluyuz?'>Ne kadar Bursasporluyuz?</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/hazir-giyim-ve-tekstil-kan-kaybediyor/' title='Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor'>Hazır giyim ve tekstil kan kaybediyor</a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/dunya-bankasi-karamsar/' title='Dünya Bankası karamsar '>Dünya Bankası karamsar </a></li>
<li><a href='http://www.sinantunc.com/dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor-bizleri-neler-bekliyor/' title='Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor, Bizleri Neler Bekliyor'>Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor, Bizleri Neler Bekliyor</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/bankaci-gozuyle-ekonomi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
