<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinan Tunç &#187; Tüketici Hakları ve Basın</title>
	<atom:link href="http://www.sinantunc.com/category/medya-seminerleri/tuketici-haklari-ve-basin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinantunc.com</link>
	<description>Bilgi paylaştıkça çoğalıyor...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2009 07:16:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Tüketici Hakları ve Basın</title>
		<link>http://www.sinantunc.com/tuketici-haklari-ve-basin/</link>
		<comments>http://www.sinantunc.com/tuketici-haklari-ve-basin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 08:55:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya Seminerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Hakları ve Basın]]></category>
		<category><![CDATA[basında tüketici hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sinantunc.com/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlen Özgen'in 31 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “Tüketici hakları ve basın” konulu seminer.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların ortak özelliklerinden biri tüketici olmalarıdır. Tüm pazarlama ve insan çabalarının hedefi tüketicilere ve tüketicilerin tatminine yöneliktir. Pazarın alıcı ile satıcının karşılaştığı yer, fiyatı belirleyen koşullar dizisi, bir mal veya hizmete olan talep gibi çok çeşitli anlamları vardır. Pazarlamada pazar, bir mal veya hizmete olan talep anlamında kullanılır ve mal veya hizmetin bugünkü tüketicileri ile gelecekteki potansiyel tüketicilerini kapsar (Mucuk, 1987: 59).<br />
Tüketici; bireysel istek ve ihtiyaçlarını gidermek için ürün, fiyat, tutundurma ve dağıtımı kapsayan pazarlama bileşenlerini satın alan veya satın alma kapasitesine sahip olan gerçek kişidir. Tüketici bir mal veya hizmeti satın alırken onun yanında reklamını, ambalajını, teslim ve ödeme koşullarını, kalitesini, garantisini, hatta imajını da satın almış olmaktadır. Bu nedenle, pazar fırsatlarının analizinde başlangıç noktasını pazarlar ve özellikle tüketici pazarları oluşturmaktadır. Tüketici pazarı mal ve hizmetleri bireysel veya ailesel tüketimleri için satın alan ya da satın alma kapasitesinde olan bireylerden oluşur. Küreselleşme ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin, farklı ülkelerde yaşayan tüketicileri, aynı istek ve yaşam biçimlerini paylaşan dünya vatandaşları haline getirmesi, başka bir deyişle ulusal ve uluslararası pazarların iç içe geçmesi tüketici pazarı ifadesi yerine küresel tüketici pazarı ifadesinin kullanılmasına da neden olmaktadır (Tek, 1999:184-186).<br />
Tüketici kavramının alıcı, müşteri gibi kavramlardan farklı bir biçimde ele alınmasının nedeni, tüketicilerin yaşamlarını sürdürmek için zorunlu olarak mal ve hizmet talebinde bulunmaları, kendilerinden bilgi, deneyim ve ekonomik durum açısından daha güçlü olan satıcılar karşısında zayıf konumda olmalarıdır. Tüketicilerin pazardaki konumlarının zayıf olması, pazar koşullarını ve haklarını bilmemeleri, haklarını arayabilecekleri mekanizmalara güvenmemeleri, bu mekanizmaların çok yavaş işlemesi ve satıcıların çoğu zaman tüketicilerin içinde bulundukları güç durumları kendi lehlerine kullanarak tüketiciyi zor durumda bırakmalarından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden, tüketicilerin genel hükümler çerçevesinde korunan alıcı ve müşteri kavramlarından farklı ve bu hükümleri tamamlayıcı nitelikte bir takım yeni düzenlemeler ile korunması gereği ortaya çıkmıştır (Atasoy vd., 2000:9). Ancak, tüketici politikaları açısından yasal ve örgütsel yapı temel koşul olmakla birlikte, hak ve sorumlulukları konusunda eğitilmemiş ve bilgilendirilmemiş tüketiciler ile başarıya ulaşılması mümkün görülmemektedir (Kavas, 1991: 65).<br />
2. Tüketici Hakları<br />
Tüketici politikasının amaçlarını belirlemede temel hareket noktası, tüketicilerin hak ve sorumluluklarıdır. 1962 yılında ABD başkanı J.F.Kennedy’nin kongrede yaptığı tarihi konuşmada tüketici haklarını vurgulaması ile tüketicinin korunması hareketi hız kazanmıştır (Göle, 1983: 13-14, Aslan, 1996: 19). 1975 yılında Avrupa Topluluğu beş temel tüketici hakkını kabul etmiştir. Temel tüketici hakları; tüketicinin sağlık ve can güvenliğinin korunması hakkı, tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması hakkı, tüketicinin tazmin edilme hakkı, tüketicinin bilgilendirilmesi ve eğitimi hakkı ile tüketicinin örgütlenmesi ve temsil edilmesi hakkı olarak sıralanabilir (Tek, 2001: 66).Daha sonra, bu beş tüketici hakkına ek olarak “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” da benimsenmiştir (Loudon ve DellaBitta, 1988: 702, Aslan, 1996: 46, Atasoy vd., 2000: 21-22).<br />
1986 yılında ise Avrupa Topluluğu “Tüketiciyi Koruma Programına Hız Kazandırma Programı” çerçevesinde, tüketici hakları yeniden gözden geçirilerek, Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından sekiz evrensel tüketici hakkı belirlenmiştir. Günümüzde kabul gören bu haklar; temel ihtiyaçların karşılanması hakkı, sağlık ve güvenlik hakkı, mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı, bilgi edinme hakkı, eğitilme hakkı, zararların tazmin edilmesi hakkı, sesini duyurma hakkı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıdır. Bu haklara sonradan dokuzuncu bir hak olarak şikayet hakkı da eklenmiştir. (Ferman, 1993: 12, DPT, 2001: 29, Babaoğul ve Altıok 2007: 28).<br />
Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Tüm tüketicilerin yaşamlarını devam ettirmeye yetecek kadar gıda, giyim, barınma, sağlık ve temizlik haklarından yararlanmasıdır (DPT, 2001: 29).<br />
Sağlık ve güvenlik hakkı: Tüketici yaşamını sürdürebilmek için çeşitli mal ve hizmetleri satın almak ve kullanmak durumundadır. Satın alınan mal ve hizmetlerin kullanım öncesinde, kullanım sırasında ve sonrasında tüketicinin sağlık ve güvenliğine zarar vermemesi gerekir. Ürün güvenliği tüketicinin en önemli önceliğidir. Tüketici, bu konuda ilgililerden önlem alınmasını talep etme hakkına sahiptir. Bu durum özellikle ileri teknolojinin olumsuz yan etkilerine karşı gerekli önlemlerin alınmaması nedeni ile ortaya çıkan büyük zararlarla, daha da önemli bir hal almıştır. Tüketicilerin sağlık ve güvenlik hakkı anayasa ile de güvence altına alınmıştır (Ferman, 1993: 13, Sheehy vd., 1998: 374, Atasoy vd., 2000: 23-24).<br />
Mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı: Tüketicilerin rekabetin hakim olduğu bir pazarda çeşitli mal ve hizmetler arasından özgür iradelerini kullanarak seçim yapabilmelerini kapsar (DPT, 2001: 30).<br />
Bilgi edinme hakkı: Tüketicinin doğru seçim yapabilmesi için mal ve hizmetler hakkında doğru ve yeterli bir biçimde bilgilendirilmesini, aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar, etiketleme, ambalajlama, zararların tazmini ve ekonomik çıkarların korunması konusunda aydınlatılmalarını kapsar (DPT, 2001: 7). Tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetin ne olduğunu, ne işe yaradığını ve ne kadar dayanacağını bilmesi gerekir (Atasoy vd., 2000: 28).<br />
Eğitilme hakkı: Tüketicilerin sorumlu ve bilinçli bir tüketici olabilmeleri için yaygın ve örgün eğitim kurumlarında eğitilme haklarını ifade eder (DPT, 2001: 30).<br />
Zararların tazmin edilmesi hakkı: Tüketicinin pazardaki mal ve hizmetlerin kalitesinden emin olması ve gerçekleştirdiği ödemenin karşılığını tam olarak alabilmesi en doğal hakkıdır. Tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması kapsamında aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar, tüketici kredileri, taksitli satışlar, ayıplı mal ve hizmetler, kampanyalı satışlar gibi konular ön plana çıkmaktadır (Aslan, 1996: 83, Atasoy vd., 2000: 24). Satın alınan mal ve hizmetlerin ayıplı çıkması durumunda, ayıpların neden olduğu her türlü zararın karşılanması “zararların tazmin edilmesi hakkı” kapsamında değerlendirilir (DPT, 2001: 30).<br />
Sesini duyurma hakkı: Tüketicilerin hakları ve çıkarları ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili kurum ve kuruluşlarca alınan kararlara, yapılan düzenlemelere katılmaları; bu kuruluşlarda temsil edilmeleri ve seslerini duyurmaları gerekir. Tüketicilerin seslerini duyurabilmeleri için örgütlenmeleri önemli bir zorunluluktur (Göle, 1983: 20). Tüketici örgütlerinin tüketici haklarının korunması ve geliştirilmesinde çok önemli bir fonksiyona sahip olduğu düşünülmektedir.<br />
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Çevresel tehlikelerden korunma hakkı olarak da ifade edilir. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, çevre hakkının bir alt bölümüdür. Çevre ve yaşama hakkı arasında önemli bir ilişki vardır. Çevre hakkı da tıpkı tüketim hakkı gibi yaşama hakkının bir devamıdır. Tüketicinin asli hakları arasında değerlendirilen bu hakkın etkili bir biçimde kullanılabilmesi tüketicinin bilinçlendirilmesi ve eğitimi ile doğrudan ilgilidir (Topçuoğlu, 1998: 53, Atasoy vd., 2000: 26-27).<br />
Şikayet hakkı: Tüketici herhangi bir olumsuzlukla karşılaştığında şikayet hakkı doğmakta, şikayetini ilgili makamlara ya da kurumlara ileterek çözüm arayabilmektedir (Babaoğul ve Altıok, 2007: 32).<br />
2.1. Tüketici Hakları ve Tüketici Eğitimi<br />
Tüketici eğitimi, toplumu oluşturan bireylerin akılcı ve bilinçli bir tüketici, hatta vatandaş olabilmesi için hazırlanan eğitim programlarını ve araçlarını kapsar ve genel eğitim politikasının bir parçasını oluşturur (Kavas, 1991: 64, Aslan, 1996: 45-46). Tüketici eğitimi, tüketiciye finansal kaynaklarını pazarda en rasyonel bir biçimde kullanmasını sağlayacak bilgiyi veren ve bireyi mevcut ekonomik ve bireysel kaynaklarını arzu ve ihtiyaçlarını tatmin edecek biçimde değerlendirmeye yeterli hale getirebilecek düşünce, anlayış, bilgilendirme ve öğretim süreci olarak tanımlanmaktadır.<br />
Tüketici eğitiminin temel amaçları, tüketicinin kendi değer sistemini anlamasını, karar verme yeteneklerini geliştirmesini, pazardaki bilgi ve alternatifleri değerlendirmesini, satın alma işleminden tatmin olmasını, hak ve sorumluluklarının bilincine varmasını sağlamaktır (DPT, 2001: 7). Tüketici eğitiminin birey ve toplum üzerindeki etkilerini kısa dönemde elde etmek zor olsa da “tüketici eğitimi” programları tüketici davranışları, firmaların pazarlama uygulamaları ve kamu politikaları üzerinde etkili olarak önemli değişmelere yol açabilir. Tüketici eğitimi programlarının başarısı hedef grubun özelliklerinin öğrenilmesine, bu özelliklere uygun mesaj ve eğitim programlarının geliştirilmesine ve çabaların etkinliğinin ölçülmesine bağlıdır (Kavas, 1991: 67, 69,71).<br />
Evrensel tüketici hakları bağlamında tüketici eğitimi kapsamında yer alabilecek konular şu şekilde sıralanabilir:<br />
Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Temel ihtiyaçlar, kaynakların etkin kullanımı<br />
Sağlık ve güvenlik hakkı: Ürünün kullanımı, bakımı ve tüketimi, sağlıklı yaşam, etiket bilgilerinin değerlendirilmesi<br />
Mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı: Karar verme becerilerinin geliştirilmesi, pazarın işleyişi, pazar araştırması<br />
Bilgi edinme hakkı: Bilgi kaynaklarının güvenilirliği, ürün ve hizmetlere ilişkin bilgileri değerlendirebilme yeteneği<br />
Eğitilme hakkı: Örgün ve yaygın eğitim programları<br />
Zararların tazmin edilmesi hakkı: Hakların aranması, zararın tazminini talep etme<br />
Sesini duyurma hakkı: Örgütlenmenin önemi, sorunlara sahip çıkma,tüketiciyi ön planda tutan firmaları destekleme<br />
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Doğal kaynakların kullanımı,çevre-üretim-tüketim dengesi, sosyal sorumlu tüketim anlayışı, gelecek nesilleri düşünme<br />
Şikayet hakkı: Ürün ve hizmetler ile ilgili şikayet başvurusu yapma<br />
2.2.Tüketici Hakları ve Tüketicinin Bilgilendirilmesi<br />
Tüketicinin bilgilendirilmesi, tüketicinin pazardaki mal ve hizmetlerin özellikleri konusunda doğru ve tam olarak bilgilendirilmesi anlamına gelmekte ve bu üretici-satıcıya yüklenen bazı sorumluluklarla sağlanmaya çalışılmaktadır (Aslan, 1996: 45). Bu kavram tüketiciye, pazardaki mal ve hizmetleri satın alma ve kullanmasına yardımcı olacak bilgi ve ipuçlarının resim, yazı ve şekil ile verilmesi olarak da tanımlanabilir. Tüketicinin bilgilendirilmesi makro ve mikro düzeyde ele alınabilir. Makro açıdan önemli olan bilginin dizaynı, üretimi ve tüketiciye ulaştırılmasıdır. Mikro açıdan ise tüketicinin bilgiye maruz kalması, bilgiyi doğru olarak algılayabilmesi ve gerektiği zaman bilgiyi kullanabilmesi önemlidir. Bilginin tüketici tarafından anlaşılabilirliği açısından, kullanılan dilin anlaşılabilir olması büyük bir önem taşımaktadır. Gelişmiş ülkelerde karşılaştırmalı ürün testleri, bilgi verici etiketleme ve kalite işaretleri gibi bilgilendirme yöntemlerine başvurulmaktadır (Kavas, 1991: 63, 66).<br />
Tüketicinin bilgilendirilmesi sürecinde tüketici hakları kapsamında yer verilebilecek konular şu şekilde örneklendirilebilir:<br />
Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: En ekonomik seçenekler, indirimli satışlar, taksitli satışlar<br />
Sağlık ve güvenlik hakkı: Ürün bilgileri, son kullanma tarihi, bilgi verici etiketleme, uyarı beyanları<br />
Mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı: Satın alma kriterleri, karşılaştırmalı ürün testleri, kalite ve standardizasyon işaretleri<br />
Bilgi edinme hakkı: Marka, model ve fiyat bilgileri, etiket bilgileri, uyarıcı beyanlar, raf ömrü, garanti koşulları, servis olanakları<br />
Eğitilme hakkı: Tüketici eğitimi programlarına kolay ulaşma, farklı eğitim programı seçenekleri<br />
Zararların tazmin edilmesi hakkı: Şikayetlerin iletileceği birimler, sözleşmeler<br />
Sesini duyurma hakkı: Toplumsal duyarlılık, tüketici örgütlerine üyelik, tüketici sorunları<br />
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Kıt kaynaklar, çevre kirliliği yaratan ürün ve ambalajlar, çevre dostu ürün ve ambalajlar, atık yönetimi<br />
Şikayet hakkı: Şikayet başvurusu yapılabilecek merciler</p>
<p>2.3. Tüketici Hakları ve Tüketicinin Korunması<br />
Çağdaş anlamda tüketicinin korunması, tüketici haklarının ortaya çıkması ve bu haklar dikkate alınarak düzenlemeler yapılması ile temin edilmiştir. Tüketici hukuku, ekonomik ve toplumsal gelişmeler sonucunda klasik yasaların tüketiciyi korumakta yetersiz kalması sonucunda ortaya çıkan yeni bir hukuk dalıdır (Aslan, 1996: 40-43, Atasoy vd., 2000: 15-16). Cumhuriyetin ilk dönemlerinden 1950’li yıllara kadar kalkınma öncelikli bir politika uygulanmış, tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler ihmal edilmiştir. İlk kez 1970 yılında hazırlanan kalkınma planında hukuksal olarak tüketicinin korunmasından söz edilmiştir. 1971 yılında Ticaret Bakanlığı öncülüğünde bir sempozyum düzenlenerek “Tüketicinin korunması için ticaret konusu mal ve hizmetlerle ilgili faaliyetlerin düzenlenmesi hakkında kanun tasarısı” hazırlanmıştır. 1975 yılında “Ticaretin düzenlenmesi ve tüketicinin korunması hakkında kanun tasarısı, 1981 yılında “Ticari faaliyetlerin düzenlenmesi ve tüketicinin korunması hakkında kanun tasarısı” gündeme gelmiştir. 1982 Anayasasının 172. maddesinde tüketicinin korunmasına ilişkin olarak “Devlet tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” ifadesine yer verilmiştir. 1983 ve 1984 yıllarında da tüketicinin korunması hakkında kanun tasarıları hazırlanarak meclise sunulmuş, ancak kanunlaşmamıştır. Tüketicinin korunması hakkındaki en önemli gelişme, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 1995 yılında hazırlanan 4077 sayılı “Tüketicinin korunması hakkında kanun” un 8 Eylül 1995 tarihinde yürürlüğe girmesidir. 2003 yılında “Tüketicinin korunması hakkındaki kanun”da Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum çalışmaları çerçevesinde değişiklik yapılmıştır (Özel vd., 2007: 49). 6 Mart 2003 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen 4822 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 14 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir (TRKGM,2005). Bu kanun ile tüketicilere sağlanan haklar genişletilmiş ise de zaman içinde karşılaşılan güncel sorunlar yeni bir yasa tasarısının hazırlanmasını gündeme getirmiştir. Yeni bir kanun tasarısı meclisin gündemindedir (Babaoğul ve Altıok, 2007: 40).<br />
Tüketici hakları-tüketicinin korunması kapsamında yer alabilecek konular şu şekilde sıralanabilir:<br />
Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Ürün ve hizmetlerin pazarda bulunması, tüm bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde gelirinin olması, istihdam olanakları<br />
Sağlık ve güvenlik hakkı: Kazalar ile ilgili riskleri minimuma indirecek yasal düzenlemeler, yasal sınırlar<br />
Mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı: Haksız rekabeti önleme, rekabeti destekleyen önlemler, aldatıcı ve yanıltıcı reklamlara yönelik önlemler, aldatıcı ve yanıltıcı etiketlere yönelik önlemler<br />
Bilgi edinme hakkı: Reklamların denetlenmesi, iddialarla ilgili ispat yükümlülüğü, bilginin doğruluğu ve anlaşılabilirliğinin kontrolü<br />
Eğitilme hakkı: Örgün tüketici eğitiminin desteklenmesi, yaygın tüketici eğitiminin desteklenmesi<br />
Zararların tazmin edilmesi hakkı: Tüketici zararlarının tazmin edilmesi ile ilgili yasal önlemler<br />
Sesini duyurma hakkı: Tüketici örgütlerinin desteklenmesi<br />
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Çevrenin korunmasına yönelik önlemler, sosyal sorumluluk anlayışı, etik yaklaşımlar<br />
Şikayet hakkı: Tüketicinin şikayet hakkının yasa ve düzenlemeler ile desteklenmesi<br />
3. Basında Tüketici Hakları<br />
Türkiye, neoliberalizm ile 24 Ocak kararları ile tanışmış, yeni yapılanma tüketim kavramını ön plana çıkarmıştır. Ürün çeşitliliğinin artması, yeni markaların pazara girmesi, tüketimin yükselen bir değer haline gelmesi tüketici hakları ile ilgili tartışmaları gündeme taşımıştır. Tüketicilerin sahip oldukları haklar ve sorumluluklar konusunda bilgilendirilmelerinin, pazardaki konumlarının güçlendirilmesinin yanı sıra, tüketicinin eğitimi-korunması faaliyetlerinin başarısının artması ve pazar ekonomisinin etkili bir biçimde işlemesi açısından da önemli olduğu düşünülmektedir. Temel sorumluluğu toplumu bilgilendirmek ve toplumun farkındalık düzeyini yükseltmek olan basın, tüketicilerin doğru ve yeterli bilgiye ulaşabilmeleri açısından büyük bir önem taşımaktadır.<br />
Basının, toplumsal sorunların çözümlenmesi ve ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan ve örgün eğitim yolu ile elde edilemeyen bilgi ve becerinin kazanılmasındaki etkisi büyüktür. İhtiyaç duyulan konularda bilgi, beceri ve davranış kazandırma, temel hak ve sorumlulukları öğretme, basının en önemli görevleri arasındadır.(Gürdal, 2004:2).<br />
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da tüketici haklarının korunmasında basının önemi üzerinde durulmuştur. Toplumun çeşitli kesimlerinin katılımı ile hazırlanan “Tüketicinin Korunması Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nun “Tüketicinin Eğitimi, Bilgilendirilmesi ve Örgütlenmesi” bölümünde radyo ve televizyon programları, basılı yayınlar, reklam ve ilanlara vurgu yapılarak, ”Görevler” başlığı altında basın yayın organlarında tüketici köşelerinin oluşturulması ile tüketici sorunlarının ve çözüm yollarının okuyucu, izleyici ve dinleyicilere duyurulması, ürün ve hizmetlere ilişkin araştırma ve inceleme sonuçlarının tarafsız olarak açıklanmasının önemine değinilmiştir (DPT, 2001:17-18)<br />
Tüketim kültürünün küreselleşmesinde de basının tüketicileri bilgilendirme, öğretme ve bir davranışa yöneltme işlevini üstlendiği bilinmektedir. Bu işlevin toplumsal bir sorumluluk anlayışı ile gerçekleştirilmesinin önemi ise giderek artmaktadır. Ancak, bu işlevin yerine getiriliş biçimi ile ilgili eleştiriler mevcuttur. Eleştiriler, basının tüketimi körüklediği; tek taraflı, emredici ve yönlendirici iletişim biçiminin sağlıklı bir kamuoyu oluşmasını engellediği, basında yer alan reklamların yönlendirmesi ile tüketicilerin özgür iradelerini kullanamadıkları, tüketimi yükselen bir değer olarak algıladıkları ve çoğu zaman aldatıldıkları ya da yanıltıldıkları noktalarında yoğunlaşmaktadır (Odabaşı,2004:114). İster açık ve doğrudan, isterse örtülü ve dolaylı olsun reklamlarda verilen mesajlar yanlış akıl yürütmelere neden olacak unsurlar içerebilmektedir (Büyükkantarcıoğlu,2007:112-113). Bu noktada, hem reklam verenin hem de reklamı yayınlayan mecranın tüketici hakları açısından etik davranma sorumluluğu bulunmaktadır.<br />
3.1.Görsel Basında Tüketici Hakları<br />
Görsel basında tüketici hakları ile ilgili konulara, ilk kez 1983 yılında Meral Tamer tarafından, Cumhuriyet’te değinilmiştir. Meral Tamer ekibi ile birlikte tüketici sorunlarına çözüm aramış, konuya ilişkin çalışmalarını daha sonra Milliyet’te sürdürmüştür. Ancak, son yıllarda köşesinde daha çok makro ekonomi ile ilgili konulara yer vermektedir. Ahmet Vardar, önce Sabah ve daha sonra Vatan’daki köşesinde, kendisine iletilen şikayetler ve yaşadığı olaylardan hareketle tüketicileri korumaya çalışmıştır. Ahmet Vardar, kullandığı üslup ile diğer basın mensuplarından ayrılmaktadır. Akşam’da Cemile Varol bir dönem tüketici yazıları yazmıştır. Sabah’ta Esen Evran, tüketici sorunlarını konu alan yazılar yazmaktadır. Erkan Çelebi, Hürriyet‘te “Tüketicinin Erkan Abisi” olarak adlandırılan köşesinde tüketici sorunlarına yer vermektedir. Erkan Çelebi’nin de son zamanlarda ekonomi ile ilgili konulara öncelik verdiği görülmektedir. Cumhuriyet’te Fatma Koşar, Zaman’da Hüseyin Sümer, Tercüman’da Şenol Gezer, Vakit’te Ümit Sönmez köşelerinde tüketiciler ile ilgili yazılara ağırlık vermektedirler. Ayrıca Hürriyet’ten Yalçın Bayer, Radikal’den Fatih Özatay, Mahfi Eğilmez ve Baran Tuncer, Sabah’tan Filiz Çiçek Bil, Yeni Şafak’tan Kürşat Bumin, Milliyet’ten Güngör Uras ve Hurşit Güneş, Zaman’dan Günseli Özen Ocakoğlu’nun tüketici hakları ve tüketicinin korunması ile ilgili yazılar yazdığı tespit edilmiştir.<br />
Ulusal gazetelere ek olarak, yerel gazetelerde de benzer köşelere rastlanmaktadır. Örneğin, Bursa’da basılan Olay’da Ayşe Aygör, “Söz Sizde”, Bursa Hakimiyet’te, Erdal Özdur “Erdal Abi” köşelerinde tüketici ile ilgili konuları ele almaktadırlar. Bursa 2000’den Elif Sezgin 1998 yılında “Yazılı Basın Tüketici Köşesi” dalında Sanayi Bakanlığından ödül almıştır. Gazetenin adı daha sonra Bursa Hakimiyet olarak değişmiş, 2000 yılında Gül Kolaylı tüketici köşesi ile Tüm Tüketicileri Koruma Derneği’nden ödül kazanmıştır.<br />
Türkiye’nin ilk tüketici yayını olan “Tüketici Dergisi” 1988 yılında Ankara’da yayınlanmıştır. 1990 yılından itibaren yayın hayatını İstanbul’da sürdürmektedir. Tüketici Zirvesi Organizasyonları ile tüketici sorunlarını gündeme taşıyan dergi, Kasım 2007’de yeni bir yapılanma sürecine de girerek, üniversiteler ve sivil toplum örgütleri ile “Tüketici Akademisi”ni oluşturmuştur. “Tüketici Raporu Dergisi” ise tüm tüketicilere ulaşmayı, tüketicilerin sesi olmayı ve ilgili kesimler arasındaki iletişimi güçlendirmeyi hedefleyen bir dergidir.<br />
3.2.İşitsel /Görsel ve İşitsel Basında Tüketici Hakları<br />
4077 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun”un 20. maddesinde de “tüketicinin eğitimi ve bilinçlendirilmesi için radyo ve televizyonda programlar ve esaslar düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Tüketici Konseyi’nin önerisi ile Bakanlık tarafından tespit ve ilan olunur” ifadesi yer almaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın “Radyo ve televizyon kuruluşlarında tüketicileri eğitici, aydınlatıcı ve bilgilendirici programların Yayımlanması”na ilişkin bir tebliği de bulunmaktadır. Bu çerçevede, radyo ve televizyonlarda tüketicileri bilgilendirici yayın yapma zorunluluğu olduğu, yayın süresinin yayın kuruluşunun haftalık yayın süresinin %1 inden az olamayacağı ve programların hedef kitlelere ulaşabilmesi için 07.00-23.00 arasında yapılması öngörülmektedir (TRKGM:2001/02).<br />
Geçmişte, Meral Tamer ve Ahmet Vardar tüketici konulu televizyon programları hazırlamışlardır. Günümüzde, görsel ve işitsel basında tüketici konusunu ele alan üç program dikkat çekmektedir. TRT 2 de yayınlanan “Alan Razı Satan Razı Programı” yaygın bir izleyici kitlesine ulaşmaktadır. Her hafta güncel tüketici sorunları işlenmekte, yaşanmış tüketici hikayeleri yaşayanların ağzından “ben yaşadım siz yaşamayın” başlığı ile dile getirilmektedir. Kanal B’de yayınlanan “Tükenmeden Tüketmek Programı” tüketicileri ilgilendiren pek çok soru ve soruna canlı yayında uzman konuklar ile yanıt bulmaya ve çözüm üretmeye çalışmaktadır. SKY TV de yayınlanan “Bilinçli Tüketici” isimli programda da üç saat süre ile tüketici ile ilgili konulara değinilmektedir.<br />
“Tüketici Dergisi” başta TRT olmak üzere STAR, TGRT, SHOW TV ve KANAL 7 gibi yayın kuruluşlarına tüketicinin bilinçlendirilmesine yönelik programlar yapmaktadır. Ayrıca, tüketici örgütlerinin temsilcilerinin farklı başlıklar altındaki televizyon programlarına katıldıkları bilinmektedir. Tüketici örgütleri katıldıkları programlarda yaptıkları sunumlar ile ilgili detaylara internet sayfalarında yer vermektedirler.<br />
Radyolarda da tüketiciler ile ilgili programlara yer verilmektedir. Bazı dönemlerde İstanbul FM, İstanbul Yaşam Radyo, TESK Radyo, Marmara FM, Manisa FM, Ordu FM gibi kanallar yaptıkları programlar ile ön plana çıkmışlardır.<br />
4. SONUÇ<br />
Tüketicinin yasalar ile korunması, ancak hakları ve sorumlulukları konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi ile mümkündür. Gelişmiş ülkelerin tüketici politikalarında tüketicinin eğitimi ve bilgilendirilmesi ön planda iken, gelişmekte olan ülkelerde tüketicinin korunmasına yönelik çabalara ağırlık verilmektedir. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde tüketicilerin toplumun politik, teknolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar ile makro düzeyde ilgilenme ve söz sahibi olma aşamasına geldikleri, gelişmekte olan ülkelerde ise tüketici hareketlerinin organize olmadığı ya da organize olma yönündeki çabaların çok yeni olduğu gözlenmektedir.<br />
Türkiye açısından bakıldığında; tüketici politikalarının etkinliği açısından Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un çıkarılması önemli bir adımdır. Ancak, tüketicinin korunmasına yönelik çalışmaların başarıya ulaşmasının tüketicinin eğitilmesi ve bilgilendirilmesine bağlı olduğunun unutulmaması gerekir. Son yıllarda, tüketiciler ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının etkinliğinin artması, tüketicinin güvenini kazanma ve tüketiciye yol gösterme konusunda başarılı olmaları da sevindirici bir gelişmedir.<br />
Ülkemizde basın, tüketicinin korunması, eğitimi ve bilgilendirilmesinde çok önemli bir rol üstlenmiştir. Başlangıçta, Avrupa Birliği ülkelerinden farklı olarak tüketici sorunlarına gazetelerde özel köşeler ayrılmış, tüketici sorunları köşeler aracılığı ile çözülmüş ve çözüm yolları konusunda tüketiciler bilgilendirilmiştir. Günümüzde ise konu Avrupa Birliği ülkelerine benzer şekilde gazetelerin ekonomi sayfalarında ya da gündeme bağlı olarak köşe yazarlarının sütunlarında ele alınmaktadır.<br />
Radyo ve televizyon kuruluşlarının bazılarında tüketicinin korunması, eğitimi ve bilgilendirilmesi açısından önemli çalışmalar yapıldığı, ancak çoğunda yayın süresi ve saati ile ilgili düzenlemelere uyulmadığı, yayınların içeriğine özenilmediği görülmektedir. Bu noktada, hem sorumluluk algılama hem de denetim mekanizması ile ilgili sorunlar olduğu düşünülmektedir. Genel olarak, basın ve tüketici ilişkisine bakıldığında ise, baskıcı ve yönlendirici yaklaşımlardan kaçınılması, yayınlarda tüketimi başlı başına bir amaç haline getiren mesajlar verilmemesi, özellikle reklamlarda etik ilkelerin göz ardı edilmemesi gibi beklentiler mevcuttur. Basının sağlıklı bir kamuoyu oluşturma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p>Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlen Özgen&#8217;in 31 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “Tüketici hakları ve basın” konulu seminer.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li>ilgili yazı yok</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinantunc.com/tuketici-haklari-ve-basin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
