Gülmek Cesaret İster

22 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Nostalji, Oğuz Aral

Türkiye’de mizah yapmanın çok zor, diğer yandan da çok gelişmiş olduğunu belirten ünlü mizah ustası Oğuz Aral, “Gülmek cesarat ister” diye konuştu.
“Mizahçı yaşanan olayların ötesine geçmeli yaşanan olaylardan daha komik olanı hayal etmeli ve üstüne bir şeyler yaratabilmeli” diye konuşan Oğuz Aral, gazete haberlerinde ya da yaşam içinde mizahçıya gerek kalmayan durumlardın da var olduğunu söyledi. Türk halkının ‘cin’ gibi insanlardan oluştuğunu ve böyle bir ortamın mizahın gelişimine büyük katkı sağladığını açıklayan Aral, şu örneği verdi:
“Her gün bebeklerimiz, çocuklarımız ve biz Arapça okunan ezanı dinliyoruz. Devlet Arapça ezan söyleyenlere maaş veriyor. Ancak aynı devlet arabesk müzik yapanlara kızıyor ve yasaklıyor”.
Bilim insanlarının insanı kategorize etmeye bayıldığını belirten Aral, “Bence insan ikiye ayrılır: Mizahtan anlayan ve anlamayanlar. Mizahtan anlamayanlar yüzünde dünyanın başına bir türlü felaket gelmiştir” dedi.
Büyük adamların çok ciddi, kahraman ve asık suratlı olmak durumunda kalırken, gülmenin sıradan, zavallı halkın işi olduğunu söyleyen Aral, “Çünkü halk cesurdur. Gülmek de cesaret ister. Ama nedense gülme yasağı, korkusu herkese bulaşmıştır. Türk insanı gülerken tam ağzını açar, sonra elini ağzıyla kapatır. Erkeklerin bu kadar bıyıklı olmasının nedeni de belki de budur. Bıyık altından gülmek diye bir kavramımız bile vardır” diye konuştu.
Türk insanının gülmeye bayıldığını, kendisini güldürenlere peygamber gibi davrandığını ifade eden Aral, “Bunun aksine gülenlerden hoşlanmayız, hatta döver ve söveriz.. Türkiye’de gülme bir taraftan çok sevilir, diğer taraftan ise tabudur” dedi.
Gülme yasağının aileden başladığını anlatan Aral, aile içi hiyerarşiyi şöyle anlattı: “Baba bir yüzbaşı; anne başçavuş çocuk da er. Çocuk bir gülse baba önce bakar, annede çocuğun bacağını buruverir. Çocuğun gülmeyle yasağı askerde, karakolda ve daha pek çok ortamda da devam eder”.
İnsanları gülmeye iten 4 durumu konuklarla paylaşan Aral, “Gerilim altındaki insanın gülmesi (korku), beklenen gerilimin boşa çıkması, tezat durumlar, ne yapılacağını bilinmediği durumlarda bu 4 neden oluşur” dedi.
“Mizah sanatı insanların kafasında hem yüce bir yeri işgal eder, hem de sanattan sayılmaz” diyen Aral, güldüren insanı biraz palyaço yerine konulduğunu belirtti.
“Mizah acılı sos gibidir. İnsanın hem elini hem dilini yakar” diyen Aral, mizahla ilgili kitap yazmanın zor olduğuna dikkat çekti.
Aziz Nesin’in mizahı, yenilenlerin ezilenlerin kılıcı olarak ele aldığını söyleyen Oğuz Aral, Anadolu insanının mizahi yapısının yüksekliğinin nedeninin bu olduğunu belirtti.
Mizahın iki önemli yanının olduğunu söyleyen Aral, “Mizah için özgür beyin şarttır. İkincisi, mizahta gerçeği çağrıştıran, insanı sarsıp gerçeği görmesini neden olan bir ayrıştırma yolu, bir başkalaştırma yolu vardır” diye konuştu.
Gırgır’ın 12 Eylül 1980’de kapatılan ilk yayın olduğunu ifade eden Aral, Gırgır’ın bugün hala mizah yapan pek çok meslektaşı yetiştirdiğini söyledi.

Bilgi: Oğuz Aral’ın 18 Mayıs 2002 tarihinde Bursa’da konuşmacı olarak katıldığı söyleşiye ait haber.

İlgili yazılar: