Basına Eleştirel Bakış

22 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Nostalji, Özdemir Erdoğan

Halkla iletişim kuracak medyanın, özellikle 1980’lerden sonra başlayan bir ivmeyle olayları son derece sansasyonel şekilde verme eğilimine girdiğini belirten Erdoğan, basının bundan da bir raytinge varma gibi düşünceye sahip olduğu görüşünü savundu. Reha Muhtar’ın iki sanatçıyı ekrana çıkartıp Romalı gladyatörler gibi çarpıştırmasının diğer kanalları da harekete geçirdiğini öne süren Özdemir Erdoğan, “Abuk subuk duygularla, özel hayatlarıyla irdeleyerek sanki biz çok meraklıymışız gibi onların hayatlarına bir moda akımı başlatıldı. Bu öylesine temcit pilavı haline getirildi ki, 10’ar tane manken, şarkıcı, türkücü, sinema artisti sabahtan akşama kadar pişirilip pişirilip önümüze konuluyor” diye konuştu. Erdoğan, programların rayting yaptığına inanmadığını da vurgulayarak, “Benim bildiklerimle, sizlerin duyduklarınız tamamen farklı boyutlara ulaşıyor. Biz böyle bir ortama layık değiliz” şeklinde konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bir futbolcu formundan düşerse, eleştirebilirsiniz. Ama sanatçının formdan düşmesi gibi bir şey yoktur. Bizde o sanatçı ilahlaştırılmışsa, sanat güneşi, süper star olmuşsa veya Özdemir Erdoğan olmuşsa, aman ona dokunulmasın kardeşim. Niye dokunulmasın? Eğer kendine bakmazsa, safahata dalmışsa, içki içiyor, kumar oynuyorsa, özel hayatı düzensiz ise, bu insanın çıkıp şarkı söylemesi mümkün değildir. Fakat insanımız o kadar iyi niyetli ki, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Muazzez Abacı’dır, aman bunlara dokunulmasın der. İşte Avni Anıl, derseniz ki, kötü söylüyorsun. İtiraz eder, evet kötü söylüyorsun, ama sen ilk çıktığında çok iyi söylüyordun. Bunu söylemek kötü bir şey değildir. Bunu söylemek sivri dillilik de değildir. O bakımdan da eleştiri, her şeyden evvel, basının içerisindeki gerçek müzik eleştirmenlerini bulmakla olur.”
Zeki Müren’in 1953 ile 1970 yılları arasında inanılmaz güzel işler yaptığını, ancak bu tarihten sonra sesi ve yorumculuğunun özel hayatı nedeniyle bozulduğunu iddia eden Özdemir Erdoğan, “Kasetleri ortadadır. Meraklısı olanlar, ilk ve son kasetlerini dinleyerek farkı bulabilirler. Bunu söylemenin sivri dillilikle, Zeki Müren düşmanlığıyla ilgisi yoktur. Biz onu eleştirmezsek, çocuklarımıza neyin iyi, neyin doğru olduğunu nasıl anlatabiliriz. Şimdi Mustafa Keser için de diyoruz ki, binlerce şarkısı, müthiş bir hafızası var. Ama isteyin çalalım programlarında bir risk vardır. Yani o şarkı daha önce prova edilmemişse risk taşır. Dünyadaki virtüözler, yorumcular veya enstrümantalistler 20-30 şarkı seçerler, onları çalışırlar. Böylece müziğin kalitesi yükselir. Şimdi biz bunu söylüyoruz ve basında şöyle bir yazı çıkıyor: Mustafa Keser müziğimizi baltalıyor. Onun için eleştiriyoruz. Dokunulmazlara parmak basıyoruz. Şimdi, Bursa’nın meydanına çıkıp, bir mendil açsam, biraz da gitar çalsam, 2-3 saatte 50 milyon lira toplayamaz mıyım? Ben o parayla çok güzel geçinirim. Onun için, beni bu saatten sonra kimse durduramaz” diye konuştu.
Özdemir Erdoğan, söyleşinin bir bölümünde kendisine yöneltilen bir soruya karşılık verirken, 1950 yılından bu yana Türkiye’de üç starın inanılmaz bir promosyonla Türk halkına sunulduğunu öne sürerek, “Bunların biri Zeki Müren, diğeri Bülent Ersoy ve sonuncusu da Tarkan’dı. Üçü de homoseksüeldi. Bunun üzerinde oturup düşünmek lazım. Başka bir isim çıkmadı mı bu ülkede? Bu ülkede bir Bekir Sıtkı Sezgin, Mustafa Sağyaşar çıkmadı mı, çıktı. Ama bunların hiçbiri basınımızın gündemine gelmedi. Çünkü bu insanlar doğru dürüst şarkı söylüyorlardı. İşte bütün olay budur. Bu bahsettiklerimizin üçü bir Münir Nurettin Selçuk eder mi?” görüşlerine yer verdi.

Bilgi: Özdemir Erdoğan’ın 2002 tarihinde Bursa’da konuşmacı olarak katıldığı söyleşiye ait haber.

İlgili yazılar: