Türkiye’de Yükseköğrenim
06 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Seminerler, Yükseköğrenim

Doç. Dr. Naci Cangül
Doç. Dr. Naci Cangül, cumhuriyetin ilk yıllarında darülfünuna (yükseköğrenim) büyük önem verildiğini kaydederek, Atatürk’ün direktifleriyle hemen her ilde bir fakülte açılmasının hedeflendiğini, ancak bunun bazı olumsuzluklar nedeniyle bunun gerçekleştirilemediğini söyledi. O dönemlerden kalan sıkıntılardan bazılarının bugün halen devam ettiğini dile getiren Cangül, “Bunların aşılması halinde Türkiye’de yükseköğrenim gerçek yerini bulacaktır” dedi. Ulu Önder’in darülfünunu daha modern bir yapıya kavuşturulmasını sağlamak amacıyla 1932 yılında yurt dışından profesörler davet ettiğini anlatan Cangül, yapılan reformlar çerçevesinde 155 öğretim üyesinden 96’sının görevinden uzaklaştırıldığını dile getirdi.
31 Temmuz 1933’te çıkarılan 2252 sayılı kanunla İstanbul Darülfünu’nun kapatılarak bir gün sonra İstanbul Üniversitesi’nin kurulduğunu belirten Doç. Dr. Cangül, “ O günlerde Türkiye’de sayısı sadece 1 olan üniversite sayısı bugün 76’ya çıkmıştır. Bu üniversitelerin 40’ını devlet, kalanını ise vakıf üniversiteleri oluşturmaktadır. ABD ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de üniversitelere devlet tarafından destek verilmektedir. Ancak bu destek, dolayısıyla devletlere büyük yükler getirmektedir. Devlet, bu yükü hafifletebilmek için bir takım harçları devreye sokmasına rağmen, bu yeterli olmamaktadır. Ülkemizde, bu sıkıntının aşılabilmesi için son yıllarda vakıf üniversiteleri devreye girmiştir. Sayıları her geçen gün artan vakıf üniversiteleri, yakın bir gelecekte Türkiye’de eğitime tamamen hakim olacak” dedi.
ÇAĞ ATLATAN REFORMLAR
1933 reformuyla Türkiye’de yükseköğrenimin altın çağını yaşamaya başladığına işaret eden Cangül, 1946, 1960, 1973 ve 1981 yıllarında üniversitelerin işleyişine yönelik gerçekleştirilen reformların da yükseköğrenim kurumlarını daha da ileriye taşıdığını vurguladı. Cangül, “Ülkemizde 1970’li yıllardan itibaren üniversitelere büyük önem verilmeye başlanmıştır. Özellikle 1981 reformuyla yükseköğrenimde bütünlüğün sağlanması yoluna gidilirken, fırsat eşitliğinin gerçekleştirilmesi için yükseköğrenim kurumlarının yurt düzeyinde yaygınlaştırılması hedeflendi. 2004 yılında da üniversitelere yönelik reform paketinden neler çıkacak diyorsanız, cevabı her şeyi zaman gösterecek olacaktır” diye konuştu.
Türkiye’de üniversiteden mezuniyet yaşının 21-23 olduğunu anlatan Doç. Dr. Naci Cangül, oysa Avrupa’da kalitenin korunması açısından yaş sınırının 30’lara dayandığını söyledi. Cangül, devletin üniversitelerde kontenjan gibi uygulamalara yönelmesi yüzünden kalitenin düştüğünü kaydederek, “Bir sınıfta 30 kişi yerine 50 kişiye öğrenim veriyorsanız, kaliteyi yakalamanız zaten mümkün değil” dedi.
EUA GERÇEĞİ
AB’ye girmeye hazırlanan Türkiye’nin yükseköğrenimde sıkıntıları ortadan kaldırabilmek için uğraş verdiğini belirten Cangül, “AB ülkeleri arasında yükseköğrenimde serbest dolaşım imkânı vardır. İngilizce, dünyanın ana diline haline getirilmeye çalışılıyor. Ancak, AB ülkeleri arasında hemen hepsi kendi ana dillerinin kullanılması taraftarıdır. Dolayısıyla, eğitimde, öğrenci dolaşımı bundan etkilenecektir” görüşlerine yer verdi. Cangül, AB’de eğitimde birlik ve diplomaların tanınması konularının da büyük bir sorun olarak karşılarına çıkacağını kaydetti.
31 Mart 2001 tarihinde kısa adı EUA olan Avrupa Üniversiteler Birliği’nin kurulduğunu anlatan Doç. Dr. Naci Cangül, EUA’nın 662 Avrupa üniversitesi ve 45 ülkenin rektörler konseyinin üst kuruluşu olduğuna işaret ederek, EUA’da temel ilkenin Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı kurulmasının hedeflendiğini bildirdi. EUA’nın aktiviteleri arasında yer alan “Socrates Programı”na Türkiye’nin dahil olmadığını söyleyen Cangül, “Ülkemiz, bu programa dahil olmamakla milyonlarca doların dolaştığı bu programdan mahrum kalmaktadır. Ancak, son zamanlarda bu programdan yararlanabilmek için ülkemizde pilot üniversiteler seçildi. Bugün, 3 öğrencimiz yurt dışına gitti. Üniversitelerimizin bunun daha da yaygınlaştırarak, sayıyı daha da yükseltecektir” dedi.
ÜNİVERSİTELERE TEKNOPARK
Doç. Dr. Naci Cangül, Türkiye’de sanayicilerin üniversitelere karşı ilgisiz kaldığını da ifade ederek, şöyle devam etti:
“Ne yazık ki, ülkemizde üniversite-sanayi işbirliği yeterli düzeyde değildir. Ancak, yakın bir gelecekte kurulacak teknoparklar sayesinde bu sıkıntının önemli ölçüde ortadan kalkmasını bekliyoruz. Teknoparklar nedir? Teknoparklar, iş adamlarımızın üniversitelerde işyeri açma esasına dayanan bir uygulamadır. Yani, sanayicimiz, iş adamımız üniversitelere gidecek, üretimini burada yapacaktır. Bunu benimseyen sanayici ve iş adamları 5 yıl vergi ödemeyecektir. İşin de cazibesi buradadır. Kendisi hem üretimini yapacak, hem para kazanacak, bu arada üniversite öğrencileri de bundan yararlanarak kendilerini geliştirecektir.”
İNTERNET ÜNİVERSİTELER
Cangül, dünyada teknoloji devriminin önemli boyutlara ulaştığını belirttiği konuşmasında, üniversitelerin de eğitimlerini internet üzerinden vermeye hazırlandığını söyledi. İnternet üzerinden eğitimle, artık kampüslere, öğretim görevlilerine önemli oranda ihtiyaç kalmayacağını kaydeden Doç. Dr. Naci Cangül, “Tek bir tuşla milyonlarca bilgi elinizin altına geliyor. Dolayısıyla, internet üniversiteler, devletlerin bütçeleri üzerindeki sıkıntıyı ortadan kaldıracağı gibi, büyük bir rahatlamayı da beraberinde getirecektir. Nedir bu rahatlamalar? Devletler, artık eskisi gibi kampüs yapmaktan kurtulacak, eğitim ve öğretim görevlilerine de eskisi gibi ihtiyaç kalmayacağından, bunun mali külfetinden de kurtulacaktır. Aslında, devletler üniversiteler açısından birçok kalemde rahatlayacaktır” diye konuştu.
Tarih:
Mart 2004
Bilgi:
Doç. Dr. Naci Cangül’ün “Bilimin Işığında Aydınlanma Seminerleri”nde yaptığı konuşmaya ilişkin haber.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.