Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor, Bizleri Neler Bekliyor
06 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Ekonomi, Seminerler, Ufuk Uras - Ercan Karakas

Prof. Dr. Tahir Baştaymaz
Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, dünyayı bekleyen en büyük tehlikenin terör olduğunu belirttiği konuşmasında, bu çerçevede zaman zaman belli ülkelerin hedef içerisine alındığını söyledi ve, “Bunun dünya kamuoyu tarafından da izlenmesi sağlanıyor” dedi. Dülgeroğlu, neden böyle bir şeyin gerçekleştiği sorusunun cevabını verirken, ABD’nin kendi elleriyle yarattığı El Kaide’yle mücadele ettiğini anlattı. Bugün ABD’nin, dünyaya hakim olma stratejisi içerisinde, kendini ayakta tutacak ve dünyada kendi isteğine göre düzenlemeyi sağlayacak bir karışıklığı ifade ettiğini dile getiren Dülgeroğlu, “11 Eylül olayları da, daha evvelden planladığı ya da planlandığı görülen bazı şeyleri gerçekleştirmek için ABD’nin kullandığı bir bahane olarak görülüyor” görüşlerine yer verdi.
ABD’nin neden böyle bir güç kullanmak ya da gösteri yapmanın altında yatan gerçeğin kendini beğenmişliği yattığını anlatan Prof. Dr. Dülgeroğlu, ABD’nin süper güç olarak kalmanın sarhoşluğuyla bunları değerlendirdiğini kaydetti. Dülgeroğlu, “Bütün bunların altında bir hedef ve niyet var. Yakın bir gelecekte, yani 2020 veya 2025’lerde dünya nasıl bir hal alacak, kaynaklarda nasıl bir tükenme var, yeni kaynak yaratımı nedir, bugün su yüzüne çıkmamış, ama su altında giderek büyüyen, gelecekte de su yüzeyine çıkarak rol üstlenecek bir güç var mı, bu güç nerede ve bu nasıl gerçekleşir gibi senaryolar kullanılıyor. Buna böyle bakarsak, 2020’lerde ABD’nin karşısına dikilecek bir güç var. ABD şimdiden bu güce karşı kendini kollamak ve kendi çıkarmalarını korumak için belli bir hamle yapmaktadır. Bu da, Çin’in ya da Uzakdoğu’nun yırtıcı bir şekilde büyük bir hamle yaparak 2020’lerde ABD’nin GSMH’nı yakalayıp geçmesidir” dedi.
Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, dünya GSMH’nın 33 trilyon dolar olduğunu vurgulayarak, bunun 11 trilyon dolarının ABD’ye ait olduğunu, geri kalan kısmını da diğer dünya ülkelerinin paylaştığını kaydetti. 2020’lerde ABD ve Çin’in GSMH’nın 14 trilyon olarak eşitleneceğini söyleyen Dülgeroğlu, “Aynı hız devam ederse, perspektif 20 yıl öteye uzatıldığında Çin’in daha hızlı yükseleceği görülüyor. Bir diğer senaryo, ABD’nin dünyada süper güç olarak kalması karşılığında, Amerikan ekonomisine, siyasetine hükmeden çok uluslu şirketler, yani dünyanın para babaları ve silah sanayi, kendi istekleriyle getirdikleri ABD yönetimini, dünyada bazı olaylar çerçevesinde pazar genişlemesine ulaşılması, var olan durgunluğu kapitalizmin getirdiği hareketsizliği aşmalarını sağlayacak gelişmeyi planlıyorlar, Bunu söyleyenler, bunu kuvvetli delillere dayandırıyorlar. ABD Başkanı’nın bugün izlediği politika, ABD Anayasası’na bile aykırıdır. Özellikle Müslümanlara karşı ABD yasalarına aykırı uygulamalar yapılmaktadır. Bu parçanın temel ezgisi şiddet, dünya kaynaklarını ele geçirmek, nakaratında ise az gelişmelerin refah ve özgürlük talepleri, gelişmiş ülkelerin fısıltılar halinde söyledikleri sahte insan haklarıdır. Bugün baktığımız zaman, dünyanın geniş kitleleri barışa olan özlemlerini, kalkınmaya, refaha olan özlemlerini dile getiriyorlar. Bunlar yüksek çığlıklarla aktarılıyor, ama fısıltıyla aktarılan nakarat kısımlarında ise sahte bir insanlık ideali yatıyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Tahir Baştaymaz da şunları söyledi:
“1960’lı yıllardan bugünlere bakıyoruz. Her sene bir, bir gitmiş. Bu birler nedir biliyor musunuz? Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermayenin gösterdiği rakamdır. 1970’li yıllarda Çin’e baktığımız zaman bu rakam 3.5, Brezilya ve Arjantin’e ise 1.5’tur. Bugün ise Türkiye hala 1’leri oynuyor, ama Çin 105’e çıkmış. GSMH’ye baktığımızda Çin’in yüzde 33’ü yabancı sermayeden oluşuyor. Çin’in piyasa koşulları kim tarafından koşullanmış? Geçtiğimiz yıllarda Hong Kong Çin’e devredilmedi mi, piyasayı bu mekanizma düzenledi. Amerika, İngiltere, Fransa veya Japonya oraya yatırım yaptıkları zaman, kendi tasarımlarıyla gidiyorlar. Onların düşündükleri, tasarladıkları piyasa Türkiye’de yok. Neoliberal felsefenin ortaya koyduğu piyasa sistemini Türkiye henüz ortaya koymuş değildir. Dolayısıyla yabancı yatırımcının siyasi ve ekonomik istikrar istemesinin yanında bu market yasasının çıkarılması gerekiyor. Yani taklit olmayacak, patent, mülkiyet hakları dikkate alınacaktır. Yani bu yasa, seni piyasaya sokmam yasasıdır. Serbest piyasa ekonomisini kabul ediyorsanız, doğal olanı budur.”
Yabancı sermayenin Türkiye’de fiyatları bildiklerini, maliyetleri düşüremeyeceklerini göz ardı edemediklerini söyleyen Baştaymaz, buna karşılık ‘market yasası’nın düzenlenmesi halinde yatırım yapabileceklerini belirttiklerini kaydetti. Prof.Dr.Ercan Dülgeroğlu’nun “Bizi sömürmek için geliyor olmasınlar?” şeklindeki sorusuna Baştaymaz, “Elbette çok dikkat etmeliyiz. Geldikleri gibi giderler lafını unutmayalım. Ama biraz zor. Onun için gelmeden bunları hazırlayacağınız yasada çok iyi denetime tutacak maddeleri koymalısınız” karşılığını verdi. Bu yasayı kimlerin yapacağını merak ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, “Türkiye’de kaç tane kaliteli hukuk mezunu var. Peki, biz kendi medeni kanunumuzu yapabiliyor muyuz? Yoksa başka bir altyapının üzerine mi koyuyorlar. AB hukuk sisteminin tercüme edilerek Türkiye’de parlamentodan geçerek kabul edilmesi başkalarının tasarladığı hukuk sisteminin kendinize adaptasyonudur. İktisadi hayatımızı biz belirleyemiyoruz, biz tasarlayamıyoruz. İşte bu konu, Türkiye’de iktisadi oyunun nasıl oynanacağını çerçeveleyen bir mekanizmadır. Siz tasarlayamıyorsunuz bu oyunu, kaidelerini siz koymuyorsunuz. İçindeki hizmet ve malları da siz üretmeyeceksiniz” diye konuştu.
Geçen yıl dünyanın en başarılı şirketleri arasında ilk sıraya oturan ve 1 milyon kişinin çalıştığı Wall-Mart Stores adlı Amerikalı süper marketin, yıllık GSMH’nın 276 milyar dolar olduğunu, bu rakamın Türkiye’nin GSMH’den çok fazla olduğu dile getiren Baştaymaz, şunları söyledi:
“Dolar düştü ya, zenginleştiniz, sevinin artık. Dolar yükselirken diyordunuz ki, fakirleşiyoruz. Evet, bütün basın, tüm ekonomistler bunu söylüyordu. Bize hocamız, ‘dolar yükselirse bir millet fakirleşmez. Ama, doların düşmesiyle, yükselmesiyle sizin gelir dağılımınız bozulursa, o zaman fakirleşirsiniz. Kendinizi korursanız tamam’ derdi. Şimdi dolar 1.3 milyon liraya indi, 1 milyon liraya inse ne olacak. Daha mı fakirleşeceğiz. Maaşlarınız değişecek mi, hayır. Ürettiğiniz mallarla hizmetler değişecek mi, hayır. Sınıfta yetiştirdiğiniz çocuk sayısının üçte birini dışarı mı atacaksınız, hayır. Çok fakirleşmeyeceksiniz. Paritelerden bu kadar korkmamak lazım. Esas sizin ortaya koyacağınız miktarlar önemli. Kaç tane araba, kaç tane karpuz ürettiğiniz önemli. Ve çekirdeğini sizin yetiştirdiğiniz karpuzlar önemli. Karpuz çekirdeği ithal ediyorsan, hiç benim yanıma gelme, ziraat fakültelerini de kapatın. Fakirleşmek ve zenginleşmek dolar ölçüsüyle olmaz. Aklınızdan bu doları yok edin. Euro’yu da yok edin. Kendi kazandığınız Türk Lirası’na bakın. Para hakimiyet sembolüdür. Bu işler projeyle olur. Proje ne demektir, Türkiye’nin bilmediği konulardan bir tanesi demektir. Türkiye hukuk sistemini bilmiyor, hukuku, iktisadi tasarımı bilmiyor, proje yapmayı bilmiyor. Bilgisizlikle, cehaletten başka kötü bir şey yok. Eğitim, bu işin bir numaralı altyapı şartıdır. Eğiteceksiniz, öğreteceksiniz, öğretmenlerimize büyük işler düşüyor. Proje yapmayı da öğreteceksiniz elbette. Onlarla mücadele edebilmek için hukukçularımız iktisat bilen, ana dili gibi ingilizce konuşan insanlar olmak zorundalar.
Wall-Mart Stores’ta doğrudan ve dolaylı 1 milyon kişi çalışıyor. Peki biz kaç kişiyiz, 70 milyon. Ne kadar GSMH üretiyoruz, 240 milyar dolar. Acaba, Türkiye Wall-Mart’taki çalışanlar kadar çalışsaydı ne kadar geliri olurdu. Hesabı gayet basit, 246 milyarı 70’le çarparsınız olur biter. Bu rakamı 7’yle çarpsak yeterli olur. Bu memleketin hiçbir şeye ihtiyacı kalmaz. O zaman 1 trilyon 750 milyar doları buluruz. Bizim büyük ülke olabilmek için sınırımız 1 trilyon dolardır. Süleyman Demirel de “Biz böyyük ülkeyiz” dememiş miydi? 250 milyar dolarla büyük ülke olunmaz. Amerika 11 trilyon dolara oynuyor. Çin 14 trilyon dolara gelince onu geçecek. Katlama kat sayısı var. 2010 yılına gelince ne kadar olarak milli gelirimiz. 600 milyar doları bulacak. Bu verimlilikte gidersek. Rakamlar, uyanın, çalışın diyor. Yani çocuklarımıza, köylülerimize çok şeyler öğretmemiz lazım.”
Tarih:
Nisan 2004
Bilgi:
Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu ve Prof. Dr. Tahir Baştaymaz’ın “Bilimin Işığında Aydınlanma Seminerleri”nde yaptıkları açıklamalara ilişkin haber.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.