Gazetecilik ve Bilim İletişimi – 1

22 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Bilim İletişimi, Medya Seminerleri

bilimDoğruyu söyleyeni kim ve neden 9 köyden kovar?
Gerçek batar!
Gazeteciler derneği kimi temsil ediyor?
Gazeteciler derneği başkanı ne iş yapıyor?
Bir gazete sahibi veya patronu temsil eden kişi gazeteciler derneği başkanı olabilir mi?
O zaman gazetecilerin burada ne işi var?
Gazetecilerin ne kadarı sendikalı?
Gazetecilik bir hobi veya bir meşgale midir?
Gazetecilik: Zor durumdaki bir insanın resmini çekmek veya haberini yapmak, o insana yardım etmekten daha mı önemli?
Yerel, ulusal ve uluslararası siyasal yapıları bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Kamu yönetimi hakkında Türkiye’nin yapısı hakkında bilgisi olmayan gazetecilik yapabilir mi?
Yerel, ulusal ve uluslararası ekonomik yapıları bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Şunu yüzdeye çeviremeyen gazetecilik yapabilir mi?
“1981’de mi oldu? Ben o zaman doğmamıştım” diyor genç. Ben de 1453’de doğmamıştım, ama F.S.M.’nin İstanbul’u fethinde ilk uçaksavar kullandığını biliyorum (Öyle mi?). “Bilgi toplumu ve enformasyon toplumu” gibi çekici uydurular yaratıp yayarak cehalete bilgiçlik taslatanların (özellikle medyayı yönetenlerin ve medyanın içeriğini dolduranların) bilgi diye sundukları ne işe yarar? Kitlelerin bilişleri ve davranışları neden ve nasıl yönetilir?
Suyun, yiyeceğin, tarımın ve enformasyonun jeopolitiğini bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Sosyoloji bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Cahilce bilgiçlik taslayan gazetecilik yapabilir mi? Zenginliğin veya yoksulluğun nedeni eğitim mi? Nüfus artışı mı?
Çevre politikalarını bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Çevre kirliliğinin nedeni cahil halk mı? Cahil halk mı ekosistemi bozuyor yoksa yüksek eğitimlilerin kararlarıyla yönetilen endüstriyel pratikler mi?
Çevre kirliliğine çözüm halkın eğitimi mi? Eğitilmişlerin neden olduğu bir şeyin çözümü nasıl halkın eğitimi olur ki?
İletişimi mesaj gönderme ve alma sanan gazetecilik yapabilir mi?
İngiliz kraliçesi size “nasılsınız” der; Siz ona “siz nasılsınız” diye mesaj gönderebilir misiniz? Neden? İletişimi insanın sosyal varlığını sürdürmesinin, egemenliğin ve mücadelenin zorunlu koşullarından biri olduğunu bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?
Sosyal Psikoloji, sanat ve tarihi, kültür ve edebiyat, ve istatistik bilmeyen gazetecilik yapabilir mi?

YAPAR VE YAPILIYOR
NASIL YAPAR?
ŞÖYLE YAPAR:
Türkiye hakkında bir haber: SON 4 YILDA 3 KİLO ŞİŞMANLADIK
Bu haber neden yapılır?
Bu tür haberin amaç ve sonuçları nedir?

Şu aşağıdaki haberler neden yapılır? Amaç ve sonuçları nedir?
• Çılgın sahne şovu.
• Muhteşem bir ses
• Yüksek performans
• Madonna sizlerle!
• Hemen Arkadaş Arayın
• 5 Milyon Yeni İnsan
• Aşka gel ve hayatını değiştirecek bir şeyler yap.
• Onlar Kuzey Kutbu’nu paylaşıyorlar
• İzmirli jant devi CMS’ye teklif yağıyor
• Enkazı CIA korumaya aldı
• Türkiye’den insan manzaraları
• Yarışın laptop kazanın…

Bunları yapanlar gazeteci mi ve yapılan gazetecilik mi?
Türkiye’de gazetecilik diye yapılanın doğası ne?
Bu tür haberleri yapmak için (gazeteci olmak için) sosyal bilimler okumaya, istatistik bilgisi olmaya gerek var mı? “Magandayım, ama para bende” diyen de gazetecilik yapamaz mı?
“Nasıl haber yazılacağını,” öğrenme yeteneği olan herkes öğrenebilir. Ama o sadece öğretileni yapandır. Adına “gazeteci” dense bile. Bu tür gazeteci acıkınca durmadan ağaca tırmanıp muz indiren gibidir. Faaliyetleri üzerine düşüncesini yansıtarak tarih yapan insan değildir. Efendisinin çıkarını kendi çıkarıyla bilerek veya bilmeyerek özdeştiren bir “fonksiyonerdir” (kendini özgür ve değerli sanan çağdaş profesyonel-serbest-köle). Kendisi dahil, yaşamın örgütlenmesini ve pratiklerini (çiviyi, sahibini, çakanı, çakılanı, amaç ve sonuçlarını) soruşturan biri değildir. Zaten, ondan beklenen de budur: Bir işçi, çiviyi çakma yerine, elindeki çekice, çiviye ve çiviyi çakacağı duvara bakıyor. Bunu gören patronu “ne yapıyorsun?” diye soruyor. İşçi de “düşünüyorum” diye yanıt veriyor. Patron çıkışıyor: ben sana düşünmen için değil, çivi çakman için para ödüyorum” diyor. “İletişim fakültelerinde medyaya düşman yetiştiriyorlar” diyen medya yöneticilerinin temel derdi şu: Düşünen ve soruşturan insan, birileri için tehlikeli insandır. En iyi gazeteci “çiviyi çıkara uygun şekilde istendiği gibi çakmayı öğrenen ve çakandır;” düşünen değil. Dolayısıyla, ya iletişim fakülteleri kapatalım ya da fakülteleri meslek okullarına dönüştürelim ki medya endüstrileri ve belli çıkar çevreleri rahat etsin.

İLETİŞİM, GAZETECİLİK, BİLİM VE BİLİM İLETİŞİMİ
İletişim insanın örgütlü yaşamını oluşturması, sürdürmesi ve değiştirmesinin zorunlu koşullarından biridir. İletişimin basın teknolojileri yoluyla aracılanmış biçimine (gazeteyle yapılan iletişime) yönetimsel iletişim denir. Yönetimseldir (yani yönetme amaçlı örgütlü girişimdir), çünkü gazetenin paketlenmiş yükünden (içeriğinden) geçerek biliş/bilinç ve davranış yönetimi yapılır. Gazete yoluyla yapılan yönetimsel iletişimin egemen karakteri şudur: Haber, bilgi, enformasyon, spor ve eğlence gibi isimler altında, insanlarda, siyasal ve ekonomik yapılara işlevsel olan cehalet yaratılır ve sürdürülür; cehalete bilgiçlik taslatılır ve bu tür bilgiçliğin desteklediği ilişkiler yapısını sürdüren pratikleri insanların yapması (gönüllü katılması) sağlanır. Dolayısıyla, gazetelerin egemen işlevi, kitleleri yönetmek için zorunlu olan cehaletin her gün yeniden-üretimidir. Cehaletin medyadan geçerek üretilmesi, yönetici güçlerin kendileri için hayati öneme sahip bilgiyi kendileri için üretmeleri kadar önemlidir. Dikkat edilirse, toplumlarda temel olarak iki tür bilgi üretilmektedir: Birisi bilgi denen cehaletin üretimi ve desteklenmesidir. İkincisi de bilgi denenin üretilmesi ve üretenler tarafından kullanılmasıdır.
Bilgi olan “bilgi” veya cehaleti destekleyen “bilgi” yoktan var olmaz ve kendiliğinden oluşup ortalıkta, kamusal alanda veya iletişim medyasında özgürce dolaşmaz. Her tür bilgi insan tarafından üretilir. Bu üretim de örgütlü yapılarda, güç ve çıkar ilişkileri içinde, gücün belirlediği amaçlara uygun olarak yapılır. Dolayısıyla, her tür bilgi mülkiyet yapısının ve ilişkilerinin bütünleşik bir parçasıdır. Pazar değeri olan bilgi emtiadır/maldır ve alınıp satılır; dolayısıyla, bilgi hiçbir iletişim medyasında bedava dolaşıma sunulmaz. Bedava gibi görünse bile, o bir şekilde pazar ilişkisinde mübadeleye konu olmuştur (alınıp satılmıştır). Bazı bilgiler (örneğin, teknolojik araçları –ürünleri– üreten araçlarla ilgili bilgiler, savaş teknolojileriyle ilgili bilgiler) stratejik değerleri nedeniyle asla pazara sunulmaz. Pazarda dolaşıma sokulmaz. Televizyonda veya gazetede veya kitaplarda yayınlanmaz. Gizlidir. Satan casuslukla suçlanır ve cezalandırılır. Bu tür yönetimsel bilgi bilimin, teknolojinin, teknolojik yapıların kendini geliştirmesinde kendilerinin kullandıkları bilgidir. Dolayısıyla, örgütlü yaşamın yeniden üretiminde bu tür bilgiler yönetim için üretilen ve yönetim için yönetenler tarafından tüketilen/kullanılan bilgilerdir.
Gelelim ikinci tür bilgiye: Cehaletin yeniden üretilmesi için üretilen, özellikle teknolojiyle aracılanmış kitle iletişim araçlarıyla üretilen, dağıtılan ve tüketilen bilgiler, yöneten güçlerin kendileri için ürettikleri ve kullandıkları bilgiler kadar değerlidir; çünkü ücretli/maaşlı serbest köleliğin sürdürülebilirliliği, insanların kendilerini özgür sanmasına ve kölelik koşullarına gönüllü katılmasına bağlıdır. Aksi taktirde sadece polis ve iş yerindeki baskıyla kitleleri üretime zorlayan bir toplum yapısı otaya çıkar ki, bu tür yapı sürekli meşruluk krizleri çeker. Toplumların yönetimi o toplumu oluşturan materyal üretim tarzı ve ilişkileri üzerine inşa edilir; egemen biliş/ideoloji ile bu ilişkiler açıklanır ve meşrulaştırılır. Bilişle/ideolojiyle insanın beyni üzerinde kurulan ve sürdürülen egemenlik, bu materyal ilişkiler yapısının desteklenmesini sağlar. Egemenlik aynı zamanda kendine karşı mücadeleyi kontrol etmeye ve yönlendirmeye çalışır. Kalıcılığı bu yönetimdeki başarısına bağlıdır.
Özlüce, toplumların yönetimi yukarıda tartışılan iki tür bilginin üretiminden, dağıtımından ve tüketiminden geçerek desteklenmektedir.
“Bilim iletişimi” bilimin üretilmesinden üretilmiş ürününün kullanılmasına kadar olan tüm faaliyetleri içeren ve bilimin var olmasının zorunlu koşullarından biridir: İletişimin “yokluğu” insanın, bilimin ve toplumun da yokluğu demektir. Dolayısıyla, bilim iletişimi, bilimin ürettiği bilginin (bilimsel gelişmelerin) çeşitli araçlardan geçerek dağıtımını da içerir. Bu araçlardan biri de gazetedir. Bilimsel üretimin ve dağıtımın ve tüketimin karakteriyle ilgili olarak yukarıda sunduklarımı düşünürsek, gazete yoluyla bilim iletişiminin ancak çok özel durumlar dışında olamayacağını görürüz. O zaman gazetelerdeki “bilim haberleri” ve bilim eklerinde sunulanlar “bilimsel bilgi” değil mi? Bu soruya yanıtı gazetedeki bilim iletişimini içeriğini konuştuğumuzda daha ayrıntılı göreceğiz.
“Bilim iletişimi” gibi bir konuyu gazetelerde yer vermeyi düşünmek, gazetecinin ve basını yönetenlerin aklına çok az gelir; gelse bile, gazetede içerik olarak yer verme konusunda en son düşüneceği bilim iletişimi olur. Bu durum, egemen bir yönelimdir. Fakat serbest dolaşımda olan bilimsel bilginin özel şekillerinin, marjinal de olsa, gazetelerde görünmesi daha ilk gazetelerden itibaren vardır. Fakat gelişmesi, basının egemen doğası nedeniyle, ancak endüstriyel yapıların ve bu yapıların ürünlerinin pazarlanması, promosyonu, reklamı ve imajlar yaratma gereksinimi çerçevesi içine çökertilmesi biçiminde olmuştur:
Dünyada ve Türkiye’de gazeteler ilk çıktıklarından bu yana, bilerek veya bilmeyerek, sayfalarında bilim iletişimine yer vermiştir. Çoğunlukla haber olarak sunulan ve çoğu kez promosyon ve gizli veya açık reklam biçimindeki “bilim iletişimi,” son zamanlarda bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve bu diğer teknolojik yapıların ürünlerinin dünya pazarında yaygınlığının sağlanması gereksinimlerinin artışıyla giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Böylece, bilim iletişimi veya bilim gazeteciliği olarak mucize ilaçlar, mucize tedaviler, sorunları “hemen” çözen sağlık ve güzellik ürünleri, insanları bilgi ve enformasyon çağına taşıyan bilgisayar ve internet ürünleriyle ilgili yazılara gazetelerde artarak yer verilmektedir.
Özlüce, bilim iletişimi basında belli materyal çıkarlara uygun bilinç ve davranış yönetiminin özel bir biçimi olarak şekillendirilir ve yürütülür: Mitlerin ve gerçeklerin karıştırılıp imajlarla gerçeklerin “yapılıp” (gerçeklerin inşa edilip) satıldığı örgütlü faaliyet türlerinden biridir. Gazetelerde sunulan bilim iletişiminin egemen karakteri siyasal, ekonomik ve kültürel pazarlar için işlevsel olan “bilişler yaratma” ve sürdürme biçimini ötesine geçemez. Bunun bir anlamı da şudur: Teknolojiyle aracılanmış kitle iletişim araçlarıyla dolaşıma sokulan “bilgilerin” toplumları enformasyon çağına veya bilgi toplumuna ulaştıracağı iddiası, cehaletin yeniden üretilmesinin ve cehaletin bilgiçlik taslamasının bütünleşik bir parçasıdır.
Bilim haberi bir üründür ve bilim haberciliği ise bu ürünün üretilmesi faaliyetidir. Bu ürün ve faaliyet bilim iletişiminin ve bilim gazeteciliğinin içinde yer alır. Yani, bilim haberciliği “bilim haberi” içeriğini doldurma faaliyetine verilen isimdir. Bilim haberi ise bilim iletişiminin sadece “haber kapsamı” içindeki bir ürünüdür.
(DEVAM EDİYOR)

Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın 31 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “Türkiye’de gazetecilik ve bilim iletişimi” konulu seminer.

Paylaşmak için tıklayınız:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • RSS
  • Twitter
  • Technorati
  • email
  • Live
  • Yahoo! Bookmarks
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace

İlgili yazılar:

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.