Gazetecilik ve Bilim İletişimi – 2
22 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Bilim İletişimi, Medya Seminerleri
Bilim gazeteciliği nasıl yapılıyor?
Hemen her gazete bilim iletişimine bir şekilde yer vermektedir. Bu yer vermenin yoğunluğu, yaygın medyada oldukça çok ve yerel medyada azdır.
Yaygın basında bilim haberciliğinde bir artış gözlense de, bilim eki veren gazete sayısı düşüktür. İncelenen 35 gazeteden 3’ü (% 8,6) haftada bir bilim eki vermektedir. İkisi bilim ve teknoloji, üçüncüsü de sağlık başlığı altında ek vermektedir. Zaman zaman teknoloji, sağlık, bilim ekleri veren gazeteler de vardır. Bu eklerde, “bilim haberciliği” adı altında, çoğu kez tanıtım, reklam ve promosyon faaliyetleri sürdürülmektedir.
Bilim iletişimine yer vermeyle ilgili oldukça farklı nedenler sunulmaktadır:
Okuyucuların yerel haberler dışında diğer haberleri de okumak istemeleri
Okuyucunun bilgilendirilmesi gereği,
Bilim günlük hayatın parçası faydalanmak gerekir,
Bilim olmadan cehaleti yenmek zor,
Bilimle ilgili geneli ilgilendiren haberlere yer verilmeli,
Okuyucunun eksik ve bilgisiz oldukları bir konu olması,
Okuyucunun/genelin ilgi duyması,
İlgi çekici veya önemli bir haber olduğunda,
Gerekli görülmesi,
Temin edilebilirse: Ajanstan, üniversiteden vb kaynaklardan haber geldiği sürece kullanılması,
Bilim haberinin bölge ile ilgili olup olmaması,
Gündem yoğun olmazsa, verilir
Haber ile doldurulamayan sayfanın bilim haberleri ile doldurulmasına ilişkin nedenler:
Haber oldukça
Yerel haber değeri olunca
• Bilim iletişimine yer vermemeyle ilgili nedenlerin başında ekonomik koşullar, okuyucu talebinin olmaması ve yetişmiş eleman yokluğu gelmektedir. Nedenler:
Ekonomik olanaksızlıklar; Ekonomik sıkıntı; Olanakların kısıtlı olması
İhtiyaç duymuyoruz; Çok fazla ihtiyaç yok
Okuyucu talebi ve ilgisinin olmaması
Bölgede bilimsel çalışma yapan kişi ya da kurum olmaması
Yeterli materyal bulunamaması
Gündemin yoğun olması ve ayıracak sayfa olmaması
Birim yok
Yeterli bilgi yok
Altyapı yok
Araştırma eksikliği
Gazetede yer yok; Sayfa yetersizliği
Gelirler ve kadro istihdamı yeterli değil
Genelde yerel ve bölgesel haberler ağırlıklı olduğu için
Gerekli olduğuna inanmıyoruz
Kaynaklar sınırlı
Kadro yetersizliği; Eleman yetersizliği; Yetişmiş eleman eksikliği
Çalışanların interneti gereğince kullanamamaları
Okuyucunun talebinin bu yönde olmaması; Talep yok; Okuma oranının azlığı
Gazetenin içeriğine uygun olmaması
Yerelliğin doğasının izin vermemesi
Yerel haber temelli olduğu için
Yerel haber kapasitesi kanunen 3/2 olması gerektiğinden
Bilim haberinin bölge ile ilgili olmaması
Haberin güncel ve ilgi çekici olmaması
Türkiye’de bilim insanlarının yetersizlikleri
BİLİM GAZETECİLİĞİNDE ÜRETİLEN İÇERİK
Bilim iletişiminde çoklu taraflar ve çoklu çıkarlar bulunmaktadır; bu da kaçınılmaz olarak bilim iletişiminin doğasının belirlenmesinde güç ilişkilerinin getirdiği gündemlerin egemenliğiyle oluşan bir konu seçme ve içerik doldurma ortamı yaratmaktadır. Bu ortamda da, en güçsüz olan kaybetmektedir. Bu kaybetmede, basın çoğunlukla güçlünün yanında yer alacak biçimde içerik inşa etmektedir. Basında ender olarak birileri, basın ve endüstriler arasındaki karşılıklı çıkar ilişkisini, endüstrilerin çıkarına aykırı olan bilim haberlerinin bastırıldığını, diğerlerinin abartıldığını belirtir. Araştırmaların genel bulgularına göre, medyanın bilimsel iletişim adı altında sağlık, hastalık, açlık, savaş ve ölümü pazarlamakta; mucize tedavilerle, video basın bildirgeleriyle ve tıp haberleriyle ciddi hastalıkların nasıl “tedavi edildiği” hakkında mitler/uydurular yaratmaktadır. Basının bilim iletişimindeki tutumu bilinçli karar vermeye dayanan bir yanlılığı yansıtmaktadır. Bu tür araştırmalara ilk örnekler olarak sigara ile ilgili bilimsel bilgileri haber yapma veya yapmama konusu verilebilir. ABD’de insanlar kamusal alanlarda sigara içmeyi bırakırken, Türkiye’de, 2000’lerde, örneğin radikal kavramının anlamına asla yakışmayan bir karakterde olan Radikal isimli bir gazetede “Hitler de sigarayı yasaklamıştı” gibi bir başlık atarak, sigara içmeyi özgürlükle ilişkilendiren ve sigara yasağını Hitler biçimi politika olarak niteleyen yazılar belirdi. Daha kötüsü, basın ve akademik toplantılar dahil hiçbir yerdeki tartışmalarda asla “sigara üretimi durdurulmalı” gibi soruna gerçek çözümü sunan bir görüş savunulmamaktadır. Onun yerine, gündem sigara içen, alkol kullanan seyirci, izleyici, okuyucu ve tüketici üzerinde kurulmakta ve sigarayı, alkolü, izlemeyi, satın alıp kullanmayı bırakma söylemi öne çıkarılmakta ve haber ve kampanyalar bu temel üzerinde inşa edilmektedir.
Bütün dünyada, özellikle televizyonda ve dolayısıyla basında, bilim iletişimiyle ilgili içerik 1990’lardan beri nicel olarak giderek artmıştır. Bu artış doğal olarak bilim iletişimini de karlı bir endüstri olmaya doğru itmiştir. Bu bağlamda, “mucize bir ürünle/aletle vücuttaki yağları eritip bir haftada on santim beli incelttiğini” iddia eden promosyonlardan, doktorlara, hastanelere, ecza firmalarından sağlık ve bilgisayar sektöründeki her firmaya kadar tüm özel çıkar grupları medyayı kullanma işini profesyonel bir faaliyet olarak düzenlemeye başlamışlar veya profesyonel faaliyet olarak yapan şirketlerden faydalanma yolunu seçmişlerdir. Medya sektörü yanında, bu çok karlı işe, bilim adamlarının bazıları da katılmış ve bilim adamları bilim adına ticarete başlamıştır. Bu ticarette, bilimle ilgili içerikler genellikle en sansasyonel, yeni, ilgi çekici, özel, etkileyici, kolay ulaşılabilir tarifleri, kullanımları ve tüketimleri işlerler: Cilt sağlığı, diyet/zayıflama ve yaşlanma etkilerine karşı önerilen yöntemler ise abartılı bir şekilde gerçeklerden uzak sunulur. Kanser gibi tedavisi güç ve uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklar için sunulan önerilerle her yönteme umutla sarılan hastalara umut dağıtılır. Sadece hasta olanlara değil sağlıklı insanlara ve toplumun her kesimine hitap eden reçeteler verilir. Dogal ve bitkisel tedavi adı altında devleşerek büyüyen “alternatif tedavi” adı altında sayısız faydasız veya faydası belli olmayan ürünlerin promosyonu yapılır.
İçeriği kim üretiyor?
Nasıl üretiyor?
Bilgi kaynakları kimler ve neler?
Normal olarak beklenen (veya normal olarak düşünülen):
BİLİM bilgi üretimidir.
Bilim gazeteciliği bilimin ürettiği bilgiyi yaymadır.
Böyle mi oluyor? Olan ne?
Örnek, 112 yerel gazetenin bilim iletişimiyle ilgili içeriğinde, büyük çoğunlukla (%59.3) sağlık konuları yer almaktadır. Bunu % 10,1 ile din, % 5,2 ile teknoloji ve buluşlar, % 4,7 ile çevre ve % 4,1 ile tarih takip etmektedir. Diğer ele alınan konular bilgisayar, eğitim, bilimsel toplantı, tıp, bilgisayar, tarım, bilim, bilgi ve sosyolojiyle ilgilidir.
Yaygın basında da ele alınan konularda öncelik sağlık (% 50.5), tıp ve teknolojik gelişmelerle ilgili içerikler olmaktadır.
Örneğin üç gazetede 6 ay içinde sunulan 1034 bilim iletişimiyle ilgili yazının % 95.6’sı ürün kullanımı, beslenme-diyet uygulamaları hakkında olmuştur.
İcatlar ve keşifler konusunda okuyucunun ilgisini kolaylıkla çekecek konular işlenmektedir: ömrü uzatan molekülün bulunması, biyonik gözün icadı, kelebek tozundan astronot bisküvisi gibi.
Bilişim ve teknoloji konusunda ise sunulan hemen her şey promosyon (gizli reklam) karakteri taşımaktadır. Örneğin CEBIT 2006, bilişim fuarı, kapsamında yaygın gazetelerin bilişim, teknoloji, bilgisayar haberlerinde artış görülür. 6 gazete bu konuya tam sayfa ayırır ve bir yandan bilim haberciliği yaparken bir yandan da promosyon faaliyetlerinde bulunur. Ürünleri tanıtırken özelliklerinin yanı sıra üretici ve web sitesi de mutlaka verilmektedir.
Muhafazakar kesime yönelik yayın yapan gazetelerde bilim haberciliği “anne ve çocuk”, “yaşam” gibi başlıklar altında sunulmaktadır. Özellikle İslam’ın “bilimsel” yanlarını vurgulayan (DNA’dan Kuran’da bahsedildiği) ya da Evrim teorisinin geçersizliğini iddia eden yazılar da bulunmaktadır. Oruç tutmanın faydaları “yıl boyunca biriken toksinleri atmaya yaradığı, ülsere iyi geldiği gibi tartışmaya oldukça açık bilim haberleri de bu tür gazetelerde sıklıkla yer almaktadır.
Cumhuriyet’in bilim ekini ayrı tutarsak, diğer gazetelerdeki ekler etik açıdan problemlidir. Bu eklerdeki içeriklerde kaynak yazılmamakta, içerikler promosyon karakteri taşımakta, hatta web/eposta adresi verilmekte, bilgiyi sunan kaynak verilmemektedir. “İyi bir örnek” olan Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji eki genetik, alternatif tıp, internet, ekoloji, uzay, biyoloji, tıp ve sağlık, bilim tarihi gibi konular da bilgiler, yeni tartışmalar sunmaktadır. Kaynak için yabancı bilimsel dergiler, yabancı gazeteler ve internet sitelerinden faydalanılmaktadır. Akademisyen ve doktorlar ile röportajlar yanında, bilimsel faaliyet yapan kişilerin köşe yazıları da ekte yer almaktadır.
Bilim gazeteciliğinde “bilimsel bilgi” olarak sunulanlardan örnekler:
• 3 kilo şişmanladık
• Beynin gizemine yolculuk
• Düşünceyle robot kolu hareket ettirildi
• En az yakıtla en uzun mesafe
• Göbekleri bağlı ana-bebek balık fosili
• iPhone güneş enerjisiyle çalışacak
• Kadın mucitler zirveyi bırakmadı
• Kansere çare Bulundu!
• Margarin kalbe iyi gelir
• Phoenix Mars’a Türk “bor”uyla gitti iddiası
• Robot Titan öğrencilere şov yaptı
• Sanal Müze’de “Kalamış Yazmaları” sergisi
• Uzay ve havacılık alanında yeni bir teknik
Cumhuriyet: AIDS, alerji, kalp hastalığı, içki ile kanserin bağlantısı, diyabet, kanser tümörü, şeker hastalığı, timsahlardaki nil virüsü, organ nakli gibi konular.
Hürriyet gazetesi: Aşırı diyet seksi öldürüyor; sevap için sperm bağışı; tansiyon ilacı; tavuğa lokal anestezi; Türk bilim adamı şeker hastalığına neden olan geni buldu; bilgisayarın sağlığa etkisi; hormon tedavisi ve kanser riski; aşı kampanyaları sakıncalı mı?, Yunanistan’dan Sperm ithal ediyoruz; Laptop penise zarar verebilir.
Sabah: Türkiye’de İlk suda doğum Türk doktorunun başarısı; İlk kopya bebek nasıl olacak; Kilolar nasıl verilir.
Milliyet: Erkeklerdeki y kromozomu azalması sonucu erkekler yok olacak mı? Kilo aldırmayan iftar; kronik hastalar oruç tutmamalı
• Bu tür ve aşağıdaki örneklere bakınca ilk akla gelen soru şu olmaktadır: Neden?
Baharda detoks ile yenilenin
Bakım zamanı
Bakımlı ve aktif olun yaşamla bağlarınızı sıkı tutun
Ballı güzellik
Basınçlı oksijenle cilt gençleştirme
Baş ağrısına ginkgo biloba çayı
Bel ağrılarına ve uykusuzluğa su yatağıyla çözüm bulun
Beylere fındık fıstık
Bilinçli ve dengeli incelmenin adı nutra slim
Bir tabletle gençleşin
Bir yudum buzlu kahve ferahlatır
Botox mu yaptıralım dolgu mu
Bu diyetle kesin kilo verirsiniz
Cildinizin kış bakımına ihtiyacı var
Depresyon düşmanı gıdalar
Bahar yorgunluğuna meyve, sebze ve su
Bal pansumanı mikropları öldürüyor
Balık kalbe iyi geliyor
Bayram diyeti
Bebeklerde ve küçük çocuklarda yeme bozuklukları
Bebeklere klasik müzik
Beslenme üzerine bilimsel bir sohbet
Bikiniye sığmak için
Bıldırcın yumurtası her derde deva
Bilinçli beslen, depresyonu yen
Bir avuç bademle gelen sağlık
Bir kanser savaşçısı daha yazdı
Bir orası kalmıştı-dizler
Bir tabletle gençleşin
Bitkiden bitkiye sağlıklı yürüyüş:
Bu çamur iyileştiriyor
Bu da doğal enerji içeceği-doğa çay
Bu diyetle kesin kilo verirsiniz
Bu sakız göğüs büyütüyor
By-pass’lılara kalp yogası
Cildinizin sağlığını düşünüyorsanız Çareyi bilimde arayın
Çay dişlere faydalı
Çilek ve soğan ye uzun yaşa
Çin masajı rahatlattı
Çocukları obeziteden kurtaracak 10 tavsiye
Dayanılmaz sırt ve bel ağrılarına deva: yeşim taşı
Deniz ürünleri diyeti
Diyet yaşı 12′ye düştü okulda başarısızlık arttı
Doğa bir ilaç fabrikasıdır
Dökülen saçlara badem yağı ve susam yağı karışımı
Ekşi nar tansiyona yarar
Elma dişleri güçlendirir
Genç ve sağlıklı kalmanın anahtarı iyi bir cinsel yaşam
Genetik ve beslenme şekliniz
Göz sağlığı için ne yemeliyiz
Havuçtaki madde kanseri önlüyor
Hayat brokoli yemekle geçmez
iyotlu tuz kullanılmalı-troit
Kanser hastaları anne sütü içiyor
Kelliğin ilacı pirinç
Kemik erimesine karşı soğan
Meme kanserinden korunun-kansere karşı soya
Ruh ve beden sağlığına ‘modern kaplıca’ tedavisi
Selüloitle savaş selülit için hangi masaj
Sinir sistemi için fındık ye
Sivilceden doğa yollarla kurtulun
Sünnet olmak kanseri önlüyor
Varisler ve kılcal damar çatlamaları
Vücudu toksinlerden arındırmanın yolları
Vücut kendini onarıyor
Yeşil diyeti ile 5 günde 1 kilo
Zayıflama yöntemleri.
Gazetelerdeki bu “bilim iletişimi” içerikleri bilimi de gülünç duruma düşürmüyor mu? Neden anlamlı bir şekilde hasta ve doktor, hasta ve hemşire ilişkileri, sağlık hizmetlerinin kullanım şekilleri, koruyucu sağlık davranışları, kronik hastalıkların yönetimi gibi konular işlenmiyor? Neden tıp ve ilgili endüstrilerin iş yapış biçimi, araştırma ve geliştirmedeki yönelimleri ve yapısal ilişkiler ele alınmıyor? Neden sağlıkla ilgili çoğu şey pazarlama ve promosyon için kullanılıyor? Yakında, Türkiye’de medyanın en gözde tıp sorunlarından biri de “ölümcül durumda makinelerle yaşayan bir insanın ölümüne ailesinin karar verip vermemesi” olacaktır. Bu yanlış yönlendirici bilim haberleri ve tartışmalar sürdürülürken, insanlar bakımsızlıktan, tedavi görmemekten, hastaneye kabul edilmemekten, hastanede kötü muameleden, hatta ziyaretçi olarak gittikleri hastaneden hastalık kapmaktan muzdarip olarak yaşamaya devam edecek. Neden bu tür insanlık durumu ve bu durumla ilgili bilimsel iletişim olmayacak? Profesyonel etik yoksunluğundan mı? Sosyal bilinç eksikliğinden mi? Profesyonel yetersizlikten mi? Hiçbirinden, çünkü etik ve sosyal bilinç de kontrol mekanizmalarının işlevsel birer parçasıdır.
Bilim iletişimiyle, Türkiye’de doğumda veya doğumdan sonra bebek ölümleri neden halkın cahilliği ile ilişkilendirilir? Neden yoksulluk ve hastalıklar halkın cehaletine bağlanır? Eğer halk cahil olmasaydı, yoksulluk olmayacak ve tüm hastalıklar ortadan kalkacak mıydı? Neden böyle sahte “gerçek-imajları” yaratılmaktadır? 21. yüzyılda hastalık, materyal ve bilişsel yoksulluk ve yoksunluk koşullarını yaratan, cehalet değildir. Bu koşulları insanların yaşadığı ve çalıştığı çevreleri düzenleyen ve yöneten çok eğitilmiş olanlar yaratır. Sorun cehaletten kaynaklanmıyor; cehaletin ve tedavilerin bilinçli üretim ve dağıtımından kaynaklanıyor.
İnsan gerçeğinin örgütlü çıkar yapıları ve ilişkilerinden geçerek biçimlendirilmesi ve bunun sonuçları, insan gerçeği örgütlü çıkar yapıları ve ilişkileri içinde biçimlendirildiği için, gazetelerde ender olarak dile getirilir. Örgütlü çıkar yapılarından biri olan üniversitelerde bunu dile getirenler egemen çıkar ve baskı ilişkileri sonucu marjinal duruma itilirler.
BİLİM İLETİŞİMİNİ ÜRETEN KADRO
Gazetelerin hemen hepsi, değişen yoğunlukta bilim iletişimiyle ile ilgili olarak, özellikle popülerleştirilmiş yönetimsel içerikleri kullanmaktadır. Bu içerikleri üreten profesyonel bir kadro hem yerel hem de yaygın gazetelerde bulunmamaktadır.
Bilim gazeteciliği kadrosu olmamasına aşağıdaki nedenler verilmektedir:
• Ekonomik nedenler: imkansızlıklar, mali/ekonomik sıkıntılar
• İhtiyaç duyulmaması: Gerek yok, ihtiyaç yok, gerek duymadık
• Okuyucunun talep etmemesi: İnsanlar ilgilenmediği için; Arz talep meselesi
• Yerel gazeteciliğin doğası: Bu yaygın gazeteler için geçerli bir tür.
• Kadronun karakteri: İşverene yüklü maliyeti: Normal muhabiri yok ki bilim muhabiri olsun.
• Gazetenin içeriğinin karakteri: Gazetenin yerel olması; gazetenin içeriği ile ilgili olmadığı için.
• Dış kaynaklardan yararlanma: Bu haberler dış kaynaklardan alındığı için kadroya gerek yok.
• Kaynakların yoksunluğu ve ilgisizliği: Bilimle ilgilenen yok. Üniversitelerden destek yok.
BİLİM İLETİŞİMİ ÜRETMEDE KULLANILAN KAYNAKLAR
Bilim iletişimiyle ilgili haber kararında haber toplanılacak kaynaklara başvurularak istenen bilgiler elde edilir ve gazetede kullanılır. Bu bağlamda haberde kaynak olarak kişiler ve kişi dışındaki kaynaklar kullanılmaktadır. Kaynak olarak kullanılan kişilere bakıldığında yerel basın tarafından en yoğun kullanılanlar üniversite hocaları (% 55) ve uzmanlar (% 20), yaygın basın tarafından en yoğun kullanılanlar ise diyetisyenler (% 61.5) ve tıp doktorları (% 19.2) olmaktadır.
Yaygın basında, bilim iletişiminde din adamları da kaynak olarak kullanılmaktadır (% 9.6). Örneğin sigaranın zararları, ruhsal hastalıklar ve çevrebilimle ilgili problemler hakkında gazete sahibinin dâhil olduğu dinsel cemaatin lideri kaynak kişi olarak sunulmaktadır.
Kaynak açısından ikinci önemli konu, kullanılan genel ifadeler ve atıflardır: “Amerikalı bilim adamlarına göre”, “İngiliz bilim adamlarının araştırmaları kanıtlıyor ki” gibi ifadelere sıklıkla rastlanmaktadır.
Yerel basında kişiler dışında kullanılan bilimsel haber kaynaklarının başında sırasıyla internet (% 42.7), haber ajansları (% 27,2) ve üniversiteler (% 11.4) gelmektedir. Kullanılan diğer kaynaklar sırasıyla dergiler (% 4,1), kurumlar ve kuruluşlar (% 3,8), gazeteler (% 2.5), televizyon (2.5), akademik yazılar ve bültenler (% 2,2), kitap (% 1,3), radyo (0,9), mail ve fax (% 0,3), doktorlar ve uzmanlar (% 0.6) bulunmaktadır.
Yaygın basında da, bilim haberlerinin toplandığı kaynaklar daha çok internet, ajanslar, yazılı kaynaklar, radyo, televizyon ve bilimsel toplantılar olmaktadır. Birileri tarafından önceden paketlenmiş olanlar elbette tercih edilir ki bunlara da internette ulaşmak çok da zor değildir. Ayrıca, onlar gazetecileri bulurlar.
ÇÖZÜM?
Çözüm:
“Biz yetmiş milyonluk bir aileyiz” diye reklam yapıyor Hürriyet .
Hangi aile, aile fertlerinin binlercesini işinden atar ve ardından 70 milyonluk aileyiz der?
İnsan haklarından ve özgürlüklerden bahsediyor Hürriyet diğer reklamlarında…
İnsan hakları şampiyonluğu yapan gazeteler, önce iş koşullarında ve ücret politikalarında insanca davranmalıdır. Bilim konusu dahil tüm içeriklerini insana saygılı, insanlığa faydalı bir şekilde doldurmalıdır. Büyük çoğunlukla promosyon, pazarlama ve bilime hakaret olarak duran içerikler ile dolu olan bir bilim iletişimi ve bilim gazeteciliği, gazeteciliğin cehaleti sürdürme ve teşvik yoluyla birilerine güç ve kazanç sağlama faaliyetlerinin bütünleşik bir parçasıdır.
Çözüm:
Hürriyet’in yaptığı gibi
Özel çıkarlar için gerçek hakkında imajlar yaratmayla olmaz
gerçeği insanlığın genel faydasına uygun bir şekilde biçimlendirmekle ve bu biçimlendirmeyi desteklemekle, teşvik etmeyle olur.
Çözüm:
İnsana insanca değer veren bir çalışma ortamı gerektirir.
Bu ortam da ancak insanca dayanışmayla ve kötüye karşı mücadeleyle olur.
Paparazzicilik oyunuyla değil.
Bilim adına yapılan işlevsel ve promosyoncu şarlatanlıkla değil.
Düşmanlıklar işleyerek değil.
Her şey gönlünüzce olsun.
Ama kendiliğinden olmuyor.
İyiyi desteklemek ve kötüye karşı çıkmak gerek.
Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın 31 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “Türkiye’de gazetecilik ve bilim iletişimi” konulu seminer.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.