İletişim Teknolojilerinin Gelişimi II
16 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Medya Seminerleri, İletişim Teknolojileri
(ikinci bölüm) Aktarılan enformasyonun boyutu, içeriği, niteliği ve aktarılma biçimi klasik ve yeni medya arasındaki farklılıkları belirleyen bir başka unsurdur. Geçmiş dönemlerde gazeteler sadece yazılı ve görsel basılı enformasyonu, yeni medya ortamı ise, aynı belge üzerinde hareketli ve/veya hareketsiz görüntüleri, sesleri, filmleri, fotoğrafları, grafikleri vb. metinlerle birlikte okuyucuları ile paylaşabilmektedirler.
Dijital ortamın sağladığı bir avantaj olan ve multimedya olarak adlandırılan bu süreçte çok daha fazla yazılı görsel enformasyon okuyucuların hizmetine sunulmaktadır. Bu ortamın bir başka özelliği de, kullanıcıların bir bilgiden diğerine rahatlıkla geçebilmeleridir. İnternet ortamındaki gazetelerde yayınlanan haber ve makalelerde kullanılan kaynaklara, web sitelerine vb. elektronik bağlantılar kurulmakta, böylece okuyucunun bilginin gerçek kaynağına ulaşması ve bunları gözden geçirmesi sağlanmaktadır. Ayrıca ilgili makale ve yorumu yazan kişilerin e-mail adresleri ve erişim bilgileri verilerek interaktif bir ilişki ortamı sağlanmaktadır (Brunson, 2001, s.74). Böylece okuyucular konu ile ilgili diğer bilgilere, farklı görüşlere anında erişebilmekte ve daha sağlıklı değerlendirme yapabilmektedirler.
Yeni medya ortamının etkisi sadece gazetecilikle sınırlı kalmamış, radyo ve televizyon yayıncılığında da büyük değişimler yaratmıştır. Uydu, dijital ve dijital kablolu yayıncılığın gelişimi ile birlikte yüzlerce televizyon, radyo yayınına erişilebilmekte ve yayın sağlayıcıların oluşturmuş olduğu paket programlar interaktif bir şekilde kullanıcılarla paylaşılabilmektedir (Smith, 2002, s. 26). Bu devrimin etkisi, sadece daha fazla televizyon ve radyo yayıncılığı anlamına gelmemekte, aynı zamanda eski dünyanın tekli yayıncılık algılayışı yerine, seçime ve tercihe dayalı, daha iyi bir yayıncılık ortamının gelişmesine olanak sağlamaktadır (Graham, 2002, s.30). Televizyon yayıncılığındaki gelişmeler bunun somut göstergesidir. Yayın sağlayıcı kuruluşlar sinema, eğlence, spor, belgesel, magazin vb. türü farklı farklı paket programlar hazırlayarak bunları ilgili izleyici gruplarına pazarlamaktadırlar. Bu gelişim izleyicileri kendi ilgi alanları doğrultusunda daha spesifik yayınları izleme ve genel programlar dışında farklı seçenekleri değerlendirme olanağı sağlarken, medya sektörünün gelirlerini artırma fırsatı yaratmaktadır.
Bu süreci tanımlayan başka bir unsur da, bütün medya türlerinin internet ortamında erişilebilir olmasıdır. Kısa bir süre önceye kadar, gazeteler basılı olarak, radyo ve televizyonlar da kendi araçlarıyla ayrı ayrı takip edilebilmekteydi. Bilişim teknolojilerinin ve internetin gelişimi, bu üç medya türünü bilgisayar ortamında, elektronik olarak erişim olanağı sağlamış ve bunları izlemek için zorunlu araçlara olan gereksinimi de ortadan kaldırmıştır. Medya türlerinin kendi ortamları dışında farklı araçlarla erişilebilir hale gelmesi, doğal olarak onların geleceğinin yeniden tartışılmasına, hatta bu teknolojilerin tek bir ortamda tanımlanması sürecini gündeme getirmektedir. Gelecekte gazete, radyo ve televizyon yayınları belki tümden ortadan kalkmayacak, hatta yayın formatları bile büyük ölçüde korunabilecek, ancak onları takip etmek için gerekli ortam ve araçlar tümden değişime uğrayacaktır.
Medya, bilişim ve dijital teknolojide meydana gelene gelişmeler ve bunların yöndeşmesi, multimedya uygulamalarında kendini somut bir şekilde göstermektedir. Multimedya uygulamalarının etkisi medya faaliyetlerinin sınırlarını aşarak, eğitim, pazarlama, bilgi aktarımı, tanıtım ve bilgisayar oyunları gibi alanlara yayılmıştır. Multimedya eğitimde, uzaktan ve/veya CD tabanlı eğitim programlarının hazırlanmasında, seminer ve konferans metinlerinin yayınlanmasında etkin bir şekilde kullanılmaktadır (Şeker, 2005, s. 181).
Bununla birlikte iş çevrelerinin, ulusal ve uluslararası düzeyde artan rekabet koşullarına ayak uydurabilmek için daha fazla bilgiye gereksinim duyması, medya da dâhil olmak üzere bilgi sahibi kişi ve kurumlarla daha fazla etkileşim içerisinde olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da iş çevrelerinin medyaya olan ilgisini artırmaktadır.
Elektronik yayıncılığının gelişiminin sağladığı en önemli avantajlardan biri de, yayınların arşivlenmesi ve bunların erişiminde ortaya çıkmaktadır. Klasik yayıncılık döneminde basılı, sözel ve görsel alanlarda yapılan yayınlar ilgili kurumların arşivlerinde ve/veya özellikle gazetelerde olduğu gibi enformasyon merkezlerinde arşivlenmekte idi. Doğal olarak belgelerin arşivlenmesi için çok fazla mekâna gereksinim duyulmakta, bu da ilgili kurum ve kuruluşlarda birçok yeni yük anlamına gelmektedir. Ayrıca bu yayınlardan herhangi birine erişim, ancak ilgili arşivlere gidilerek hatta gerekli izinler alınarak sağlanabilmekte idi. Ancak dijital yayıncılığın ve internetin gelişimi ile birlikte, gerek yayınların arşivlenmesinde ve gerekse erişiminde, birçok yeni olanak ortaya çıkmıştır. Yeni medya ortamında, ilgili kurum ve kuruluşlar çok daha küçük mekânlarda ve elektronik ortamda yayınlarını arşivleyebilmektedir. Bu da ekonomik anlamda önemli getiriler sağlamaktadır. Elektronik yayıncılık, geçmiş dönemle kıyaslanmayacak ölçüde, arşiv ortamındaki yayınların erişiminde de önemli avantajlar sağlamıştır. Özellikle Google, Yahoo vb. gibi tarama motorları aracılığı ile arşiv ortamındaki yayınlara anında erişilebilmekte, hatta gerektiğinde konu ile ilgili diğer yayınlar da gözden geçirilebilmektedir. Hâlbuki geçmişte basılı ortamdaki bir yayına erişim için saatler ve hatta günler harcanmaktaydı.
İnternet ve dijital yayıncılığın gelişimi özellikle basılı yayıncılığın farklı bir boyuta taşınması ve işlevselliğinin artırılması açısından önemli avantajlar sağlamıştır. Günümüzde gazeteler elektronik ortamda sadece aynı formatta yayınlanmakla kalmamakta, NTVMSNBC, CNNTÜRK, CNN, BBC vb.’inde olduğu gibi ana akım haber siteleri oluşturulmaktadır. Bu haber siteleri ulusal ve uluslararası düzeyde meydana gelen olayları anında okuyuculara aktarmaktadır. Ayrıca bu gelişmeler konulara göre dizinlenmekte ve okuyucular da ilgili oldukları alanlara daha çabuk yönelmektedirler. Yahoo, Google ve Alta Vista gibi oluşturulan indeks ve gruplama siteleri de gerek güncel, gerekse geçmişe yönelik enformasyonun anında erişimini olanak sağlamaktadır. Oluşturulan tartışma siteleri hem medyanın kendi içerisindeki farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına, hem de okuyucuların bu alanda kendi görüşlerini aktif bir biçimde yansıtmasını olanak sağlamaktadır (Kırçıl, ss.2-3)
Yeni Medya Düzeninin Sağladığı Avantajlar
Elektronik, uydu ve dijital yayıncılık ile internetin gelişimi ve yaygınlaşması, medya sektöründeki harcamaların azaltılmasında önemli rol oynamıştır. Basılı, işitsel ve görsel medya klasik dönemde yayınlarının erişebilirliğini sağlamak için insan gücünden teknolojik altyapıya kadar çok geniş kapsamlı yatırımlar yapmak zorunda iken, günümüzde sınırlı olanaklarla çok daha etkin yayıncılık yapma olanağına sahiptir. Örneğin geçmişte ulusal (yaygın) gazetelerin toplam giderlerinin sadece %40’ı haberi toplama, yazma ve kurgulamaya ayrılmaktadır. Geriye kalan basım, pazarlama ve dağıtıma gitmekte olan %60’lık giderler ise, çevrimiçi gazetecilik ile ortadan kalkmaktadır (Kırçıl, s.1). Yine aynı şekilde radyo ve televizyon yayıncılığında uydu teknolojilerinin ve internetin gelişimi ile birlikte, karasal ölçekli teknolojik altyapıya olan gereksinim gittikçe azalmaktadır.
Yeni iletişim ortamının sağladığı avantajlardan bir başkası da, yayınların erişilebilirliği ve yaygınlaşmasıdır. Geçmiş dönemlerde, yaygın medya da dâhil olmak üzere, yayınların erişilebilirliğinde belirli bir sınırlılık her zaman mevcuttu. Günümüzde ise, yerel medya da dâhil olmak üzere, gerek internet gerekse uydu üzerinden yayın yapan yazılı, işitsel ve görsel medyaya uluslararası düzeyde erişilebilmektedir.
Her türlü medya yayınının etkin bir şekilde izlenebilir olması sorgulama, demokratikleşme ve daha fazla enformasyonu erişebilme olanakları açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Okuyucu ve/veya izleyiciler, geçmiş dönemlerde, olayları ve olguları, sınırlı yayınlar aracılığı ile takip edebilirken ve çoğunlukla da tek yönlü bilgilenirken, günümüzde ise erişilebilirlik ve takip edilebilirlik açısından çok daha fazla yayın kuruluşuna ve buna bağlı olarak da enformasyonu erişebilir hale gelmişlerdir. Bu gelişim sayesinde izleyiciler olay, olgu ve yorumları farklı bakış açıları takip edip değerlendirebilmektedir. Ayrıca olay ve olguların bazı kesimler tarafından manipüle edilmesine yönelik çalışmalar engellenemese bile, doğrularının farklı kanallardan öğrenilmesi çok daha kolay hale gelmiştir. Medya alanında yaşanılan tekelleşmeye rağmen, toplumsal ölçekli farklı bakış açıları geçmiş dönemle kıyaslanmayacak düzeyde kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Bu da medyanın demokratikleşmesinde önemli katkı sağlamaktadır. Bir başka deyişle daha önceleri kendilerini medya aracılığı ile ifade edebilme olanağına sahip olmayan birçok çıkar ve baskı grubu, internet başta olmak üzere, yeni iletişim ortamı sayesinde görüşlerini kamuoyu ile daha fazla paylaşabilmektedir.
Medyanın demokratikleşme yönündeki çabaları, onun kendi kurumsal kimliğine de yansımış, bu alandaki klasik merkezi yönetim uygulamaları, âdemi merkezi bakış açısı çerçevesinde ele alınmaya başlamıştır. Yeni iletişim ortamının, medyayı birçok merkezden yayın yapma olanağı sunması doğal olarak klasik merkezi yönetim uygulamalarını güçleştirmiştir. Bununla birlikte medya yayıncılığının, rekabet ortamının da etkisiyle, haberden ekonomiye, spordan eğlenceye kadar hemen her alanda spesifikleşmesi, bu alandaki yayınlardan sorumlu kişilerin yönetim düzeyinde daha fazla söz sahibi olmalarını zorunlu kılmıştır.
Yeni iletişim ortamının sağladığı başka bir avantaj da, yayın kuruluşlarına, farklı okuyucu ve izleyici profiline uygun kanallara sahip olma ve bu çerçevede yayın yapma olanağı sağlamasıdır. Birçok medya kuruluşu teknolojik olanaklar sayesinde spor, haber, kültür vb. alanlarda uzmanlaşmış farklı yayın kanallarına sahip olabilmekte ve ilgili alanlardaki ulusal ve uluslararası her türlü etkinliği izleyicileri ile paylaşabilmektedir.
Teknolojik gelişimin medya üzerindeki en önemli etkilerinden biri, yerel medyanın gücünü artırması ve bu sayede bölgeye yönelik her türlü değerin ulusal hatta uluslararası ölçekte erişilebilir hale getirmesidir. Klasik medyanın etkin olduğu dönemlerde genellikle merkezden taşraya doğru tek yönlü bir enformasyon akışı söz konusuydu ve bu da yerel ölçekli her türlü haber ve olayların ikinci plana itilmesine neden olmaktaydı. Merkezi bakış açısının ve ticari amaçlı kültürel değerlerin topluma kabul ettirilmesi yönündeki bu çabalar doğal olarak yerel değerlerin ikinci plana itilmesine neden olmuştur. Bu süreç günümüzde de daha güçlü ve baskın bir şekilde devam etmektedir. Ancak yeni medya ortamı bu gelişime dur diyemese bile, yerel değerlerin ve bakış açısının ulusal hatta uluslararası ölçekte erişilebilmesine olanak sağlamaktadır. İnternet ve uydu yayıncılığının birçok yerel medya kuruluşunu ulusal hatta uluslararası ölçekte erişilebilir kılması, aynı zamanda bölgesel ölçekli her türlü enformasyonu erişilebilir hale getirmiştir. Artık buradaki temel sorun teknolojik yetersizlikler hatta maddi olanaksızlıklar değil, bu bakış açısına sahip meslek insanlarının ve kurumsal yapıların henüz yeterince oluşturulamamış olmasıdır. Bu gelişim sağlandığı takdirde yerel her türlü değerin kamuoyunca paylaşılmasına olanak sağlayacağı gibi, aynı zamanda bölgesel sorunların kendi bakış açılarınca irdelenmesi ve kabul edilmesini de gündeme getirecektir.
İnternet medyacılığı ile birlikte interaktif kamuoyu oluşturma ve kullanıcı profilini saptama daha kolay hale gelmiştir. Bu sayede karşılıklı etkileşim ve interaktif yayıncılık ortaya çıkmıştır. Okuyucu ve/veya izleyiciler talep ve eleştirilerini daha etkin bir biçimde iletebilirlerken, yayın kuruluşları da kullanıcıların eleştirileri doğrultusunda yayınlarını daha fazla gözden geçirme olanağını elde etmiştir.
Yeni medya düzeninin sağladığı önemli avantajlardan biri de geçmişte olduğu gibi yayınlara eşzamanlı erişme zorunluluğunun ortadan kalkmasıdır. Özellikle internet ve teleteks yayıncılığı sayesinde okuyucu ve izleyicilerin herhangi bir haberi kaçırma ihtimali hemen hemen hiç bulunmamaktadır. Ayrıca bireyler, geçmişte hiçbir dönemde olmadığı kadar ülkenin ya da dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir olayı ve bunlarla ilgili değerlendirmeleri anında öğrenebilmektedirler. Üstelik bunu fazla bir çaba sarf etmeden gerçekleştirebilmektedirler.
Haberin niteliğini değiştiren internet, günümüzde medya çalışanının tanımını da değiştirmiştir. Medya çalışanı, özellikle yönetici konumunda olanlar, daha donanımlı olmak zorundadır. Sadece mesleki bilgi birikimi ile değil, teknolojik donanımı ile de karar süreçlerinde etkin bir şekilde katılmak ve çalışanları yönlendirme sorumluluğuna sahip olmalıdır. Diğer taraftan televizyonu, radyosu, gazetesi ve internet sitesi olan büyük medya grupları, elde etikleri her türlü enformasyonu bütün yayın kuruluşlarında kullanabilmektedirler. Böylece, her bir yayın kuruluşu için ayrı ayrı muhabir istihdam edilmesine çok fazla gereksinim kalmamaktadır. Böylece medya kuruluşları, tek bir muhabir tarafından sağlanılan her hangi bir haberi, bütün yayın kuruluşlarında yayınlayarak daha az insangücü istihdam etmektedir. Buna karşın, çalışanların emeklerinin aynı ölçüde karşılandığını söylemek pek olanaklı değildir.
Yukarıda belirttiğimiz bütün gelişmeler göstermektedir ki; yeni medya ortamı maliyetlerin düşürülmesinde önemli rol oynamakta, buna karşın performansı sürekli artırmaktadır. Teknolojik yöndeşme sayesinde, bütün medya ortak bir platformda izlenebilmekte ve her türlü doküman herhangi bir sınır tanımadan, bir ortamdan başka bir ortama elektronik olarak taşınabilmektedir.
Yeni Medya Düzeninin Dezavantajları
Yeni medya düzeninin en büyük dezavantajlarından biri çalışanlar üzerinde yarattığı baskıdır. İnternet ve uydu yayıncılığının gelişimi, enformasyonun iletimi ve erişiminde birçok yeni olanak sağlamış, bu da birçok kişi ve kuruluşun iş sahalarının daralmasına neden olmuştur. Özellikle tekelleşme ile birlikte ortaya çıkan yeni süreçte, gazete, radyo ve televizyon gibi birçok yayın aracına sahip medya kuruluşlarının, elde ettikleri enformasyonu bütün yayın kuruluşlarında kullanmaları, doğal olarak bu alanda çalışan meslek elemanlarının sayılarında düşüşe yol açmaktadır. Medya çalışanlarının karşılaştığı, belki de işsiz kalmadan daha tehlikeli olabilecek bir başka sorun da, hemen her şeye reyting ve izlenebilirlik kapsamında yaklaşılması ve meslek ilkelerinin göz ardı edilmesidir. Bu da meslek etiği kurallarının çoğu zaman yok sayılmasına ve “daha fazla izlenebilirliğin” temel ilke olarak ele alınmasına neden olmaktadır. Bir başka deyişle daha fazla izlenme, aynı zamanda daha fazla reklam ve kâr anlamına gelmekte, bu da ilkeli yayıncılığı ve meslek kimliğini ikinci plana itmektedir.
Medya kuruluşlarının toplum üzerindeki etkisinin gittikçe artması, ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren güçlü ve tekelci konumdaki diğer ticari ve sanayi kuruluşlarının ilgisinin medya üzerinde yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Bu kuruluşlar, var olan medya kuruluşlarını satın alarak ya da yeni medya kuruluşları geliştirerek, bunu siyasi iktidarlar ve toplum üzerinde baskı unsuru olarak kullanmakta, haberlerin iletiminden bunlara yönelik her türlü değerlendirmelere kadar hemen herşey, büyük ölçüde, medya sahiplerinin çıkarlarını destekleyecek şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca yine bu kuruluşlar, diğer alanlardaki ürün ve hizmetlerinin reklâmlarını, sahip oldukları medya aracılığı ile yürütmekte ve gerektiğinde diğer rakip firmalara karşı haksız rekabet ortamları oluşturmaktadırlar. Bu gelişmeler, doğal olarak medyanın kendi amaç ve hedeflerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte kitle iletişim araçlarının, toplumsal gerçeklerden çok, ekonomik ve siyasal gücü elinde bulunduran medya sahiplerinin isteklerini yansıtan bir tavır içinde olması, medyanın geniş kitleler üzerindeki etki ve saygınlığını azaltmaktadır.
Yeni medya düzeni, her türlü enformasyonun erişim hızında ve miktarında daha önce hayal bile edilemeyecek düzeyde olanaklar sağlamış, ancak bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. Geçmiş dönemin yayıncılık anlayışında, kamuoyuna aktarılacak enformasyonun yazı ve/veya yayın kurulları tarafından gözden geçirilerek okuyucu ve/veya izleyiciye aktarılması temel ilke olarak belirlenmişken, günümüzde ise, ilk önce duyuran ve en hızlı olma anlayışı içerisinde hareket edilmektedir. Doğal olarak bu uygulamalar, eksik hatta çoğu zaman yanlış enformasyonun kamuoyuna aktarılmasına neden olmaktadır. Ayrıca bilişim teknolojilerinin, enformasyonun iletiminde sağladığı kolaylıklar sayesinde, bazı kişi ve kurumlar, olayları olduğu biçimden farklı biçimde, ya da manipüle ederek aktarmaktadır. Bütün bu gelişmeler, gerek internet ortamından gerekse medyadan gelişmeleri takip eden ve araştıran kişilerin, aynı olaylar hakkında farklı enformasyonla karşılaşmalarına ve hangisinin doğru olabileceği sorusunu gündeme getirmektedir. Bu ortamda kişiler ya yanlış enformasyonu gerçek gibi kabul etmekte, ya da gerçeği öğrenmek için daha fazla çaba sarf etmektedirler.
Günümüz medya yapısının en önemli sorunlarından biri de, telif haklarının göz ardı edilmesi ya da kaynak gösterilmeden yayıncılık yapılmasıdır. Birçok medya kuruluşu, herhangi bir araştırma yapmadan ve muhabir göndermeden, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarını izleyerek haber toplamakta ve herhangi bir kaynak göstermeden bunu kendi araştırmasıymış gibi okuyucularına sunmaktadır. Hatta bazen aynı konuda farklı kaynaklar tarafından kamuoyuna iletilen haberler, yeniden değerlendirilerek özgün bir habermiş gibi okuyucuya aktarılmaktadır. Bir başka deyişle özgün olmayan, fakat internete bağımlı bir medya anlayışı gelişmeye başlamıştır. Bu da doğal olarak telif haklarının çiğnenmesine ve emeğe saygının göz ardı edilmesine, meslek ahlak ilkelerinin daha fazla tahrip olmasına neden olmaktadır (Bengi, 2002, ss-2-3.). Medya kuruluşlarının, herhangi bir çaba sarf etmeden haber toplamada elde ettiği bu fırsatlar, aynı zamanda güçlü ülkelerin enformasyonunun kamuoyuna aktarılmasına ve kendi ülkelerinin sorunlarının göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Medyanın kaynak göstermeden ve telif ücreti ödemeden yayın yapması, gelirlerini bu kaynaktan sağlayan haber ajanslarını zor durumda bırakmaktadır.
Yeni medya ortamının en büyük dezavantajlarından biri de, yerel kültürel değerleri erozyona uğratması ve bunun yerine tüketime dayalı kültürel algılayışı hâkim kılmasıdır. Sinema filmlerinden dizilere, magazin programlarından eğlence programlarına kadar birçok görsel program, bireylerin aile, toplum, okul vb. çevrelerden edinmiş oldukları her türlü değeri yok etmekte ve bunun yerine imaja ve markaya dayalı, tüketilmediğinde dışlanılan bir algılayışı hâkim kılmaktadır. Bir başka deyişle, medya bireyin kimliksel şekillenmesinde diğer toplumsal faktörlerin önüne geçmiştir. Bu da doğal tüketime dayalı algılayışı ön plana çıkarmaktadır.
Sonuç ve Öneriler
Bilişim, iletişim ve telekomünikasyon teknolojilerinin gelişiminin bir ürünü olan “yeni medya” veya “internet medyası”, yukarıda da değinildiği gibi, birçok avantaj ve dezavantajı bünyesinde barındırmaktadır. Gelinen noktada, avantajlardan yararlanarak birçok dezavantajın üstesinden gelme olanağı doğmuştur. Ancak güçlü sermaye olanaklarına sahip tekelci medya karşısında, yerel ve gücünü okuyucudan alan bağımsız medya kuruluşları, varlığını sürdürebilmeleri için hâlâ birçok sorunun üstesinden gelmek zorundadır.
Yerel medyanın çok daha az yatırımla, çok daha güçlü ve bağımsız bir gelişme gösterme olanağına sahip olması ve Dünya’nın her yanından erişilebilir konumda bulunması, bölgesel kültürel, düşünsel, sanatsal vb. değerlerin, ulusal ve uluslararası ölçekte “bir değer olarak” sunulabilmesi olanağını güçlendirmektedir. Yine aynı şekilde, yeni medya düzeni, yerel ve bölgesel haberlerin ilk kez kendi kaynağından bu kadar güçlü bir şekilde Dünya’ya duyurulabilmesine olanak sağlamaktadır. Yerel medya, bölgesindeki eğitim kurumlarında, sivil toplum örgütlerinde vb. mevcut nitelikli insanlardan yararlanarak, güçlü bir medya oluşturma fırsatı yakalamıştır. Bu aynı zamanda, yerel düzeydeki entelektüel birikimin ulusal hatta uluslararası ölçekte tanınmasını, görüş ve düşüncelerinin bilinmesine olanak sağlayacaktır.
Yeni iletişim düzeninde, medya kuruluşları daha fazla uzmanlaşmalı ve yayınlarını bu çerçevede yürütmeli, belirli bir okuyucu kitlesine hedef almalıdırlar. Basılı, görsel ve/veya elektronik olsun bilinçli medya izleyicileri, güncel haberlerin yanında, daha fazla yoruma ve araştırmaya dayalı bilgilerle ilgilenmektedir. Bu da belirli alanlarda uzmanlaşmış ve medya dışında çalışmalarını sürdüren uzmanlardan yararlanmayı daha fazla gerekli kılmaktadır. Nitekim güçlü medya kuruluşlarının haber, spor, kültür, eğlence vb. benzeri gibi birçok farklı yayın kuruluşlarına sahip olmaları veya bu yönde girişimde bulunmaları, önümüzdeki dönemlerde spesifik yayıncılığın artarak devam edeceğini göstermektedir.
Medyanın, toplumsal yaşamın bütün alanlarında güçlü bir baskı unsuru haline gelmesi, diğer alanlarda faaliyet gösteren ve daha önce bu yönde hiçbir etkinlik göstermeyen sermaye kuruluşlarının ilgisini bu alana çekmiştir. Bu gelişim medyanın kurallarının ve değerlerinin gittikçe aşınmasına neden olmakta, farklı yapılanmaları gündeme getirmektedir. Meslek kuruluşları başta olmak üzere, bütün çalışanların bu olumsuz gelişmelerin önüne geçmeleri ve etkin bir kamuoyu oluşturmaları gerekmektedir. Yoksa medya sektöründe, önümüzdeki süreçte belirleyici olan, meslek ilke ve değerleri değil, sermayenin gücü olacaktır. Gelişme ve uygulamalar bunu somut bir şekilde göstermektedir.
Yeni medya düzeninde, en fazla etkilenmesi gereken kurumların başında, eğitim kurumları gelmektedir. Toplumun bütün bireylerini neredeyse esir alacak düzeyde etkisi altına alan medya yayıncılığına karşı, bireyler bilinçlendirilmeli ve “bilinçli medya okuryazarlığı” kavramı, bütün eğitim kurumlarında güçlü bir şekilde ele alınmalıdır. Mesleki formasyonu sağlayan bütün eğitim kurumlarının ders programlarında, bilişim ve iletişim teknolojileri, bireyleri bu alanlarda yetkinleştirecek düzeyde yer almalıdır. Çünkü günümüz medyasını en fazla tanımlayan öğelerin başında teknoloji gelmektedir. Ancak “teknolojinin” bir araç olduğu ve temel ilkenin, meslek olduğu unutulmamalıdır.
Elektronik yayıncılığın gelişimi ile birlikte, “enformasyon” kavramının belirleyici olduğu hemen bütün alanlarda, “intihal” ve “telif hakları” en fazla kullanılan terimlerin başında gelmektedir. Çünkü, internet ve elektronik yayıncılığının, bilginin erişimi ve kullanımında sağladığı hız ve kolaylık, bireylere bunlardan istedikleri gibi yararlanma ortamı sağlamaktadır. Bundan dolayı da enformasyonu yaratan bireylerin hakları, çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Medya ortamında bu tür uygulamaların en aza indirgenmesi için, meslek kuruluşlarının daha fazla çaba sarf etmesi ve bazı yaptırımlarda bulunması gerekmektedir.
KAYNAKLAR
Atabek, Ü. (2001). İletişim ve Teknoloji. Ankara: Seçkin.
Atılgan, M. (2006). Antik Çağın En Önemli Yazı Malzemesi: Papirüs. Bilgi Dünyası. 7 (2): 293- 312.
Adıvar, A. A. (2000). Osmanlı Türklerinde İlim. 6. bs. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Aydın, O. S. (2005). 21. yüzyılda Türkiye’de Ulusal Radyo Haberciliği. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. (1) ss.123-131
Aziz, A. (1998). Türkiye’de Televizyon Yayıncılığının 30 Yılı (1968-1998). Ankara: TRT.
Bengi, H. (2002). “İnternet Gazeteciliği ve Telif Hakları Sorunu”, 5.7. 2008 tarihinde : http://72.14.203.104/search?q=cache:za60L6VpCo8J:inettr.org.tr/inetconf8/bildiri/36.doc++%22internet+gazetecili%C4%9Fi%22&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1 adresinden erişilmiştir.
Boorstin, D. J. (1996). Keşifler ve Buluşlar. Çev. F. Dilber. Ankara: Türkiye İş Bankası.
Brunson, M. (2001). The Media. The Political Quarterly. 72(1). ss.74-80.
Capron, H. L. and J. A. Johnson (2004). Computers: Tools for an Information Age. 8th ed. Upper Saddle River, N. J. Pearson Education International.
Cavalier, J.-J. (2004). Medya ve İletişim Teknolojileri. Çev. M. Çamdereli. İstanbul: Salyangoz Yayınları.
Çakır, H. (2007). Geleneksel Gazetecilik Karşısında İnternet Gazeteciliği. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 22 (1). ss.123-149.
Ersoy, O. (1959). Türkiye’ye Matbaanın Girişi ve İlk Basılan Eserler. Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Enstitüsü.
Gökçe, O. (2005). İletişim Bilimine Giriş. 6.bs. Ankara: Turhan Kitabevi.
Graham, A. (2002). Broadcasting Policy and The Digital Revolution. Political Quarterly. 69 (B), ss.30-42.
Gülle, M. T. (2002). e-Türkiye Sürecinde Bilgilenme Hakkı ve Kütüphaneciliğimiz. 38. Kütüphane Haftası Bildirileri, 25-31 Mart 2002: e-Türkiye Sürecinde Kütüphaneler. Yay. Haz. Ali Can [ve diğ.]. Ankara: Türk Kütüphaneciler Derneği
İnuğur, M. N (1982). Basın ve Yayın Tarihi. İstanbul: Çağlayan Kitabevi.
Hepinçler, T. (2008). Teknolojik Gelişmeler İle Dönüşen Fotoğraf Kavramı. 22.9. 2008 tarihinde: http://members.tripod.com/tolgason/digital.htm adresinden erişilmiştir
Jean, G. (2004). Yazı İnsanlığın Belleği. Çev. N. Başer. 2. bs. İstanbul: YKY.
Jeanneney, j.-N. (1997). Başlangıcından Günümüze Medya Tarihi. Çev. E. Atuk. İstanbul: YKY.
Karaduman, S. K. ve M. Karaduman (2006). Bilgi Toplumunun Oluşmasında Televizyon Haberlerinin Yeri Ve Önemine İlişkin Eleştirel Bir Bakış. 14.09.2008 tarihinde: http://iibf.ogu.edu.tr/kongre/bildiriler/06-01.pdf adresinden erişilmiştir.
Kırçıl, A. G. ve T. Karagüler. Dijital Çağda İletişime Yeni Yaklaşım: Online Gazetecilik. 3.10.2008 tarihinde: http://ab.org.tr/ab03/tammetin/128.doc adresinden erişilmiştir.
Kocabaşoğlu, U. (1980). Şirket Telsizinden Devlet Radyosuna. Ankara: A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi
Levis, B. (2000). Modern Türkiye’nin Doğuşu. Çev. M. Kıratlı. 8. bs. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Paçacı, K. K: (2006). Geçmişten Günümüze Türkiye’de Telekomünikasyon. 5. 7. 2008 tarihinde: http://www.tk.gov.tr/Etkinlikler/Ulusal_Etkinlikler/paneller/125%20ATAT%C3%9CRK’%C3%9CN%20DO%C4%9EUM%20YILD%C3%96N%C3%9CM%C3%9C%20-%20KAYA%20BEY.ppt#256,1, adresinden erişilmiştir.
Rigel, N. (1991). Elektronik Rönesans: Uydu Yayın ve Kablolu TV Teknolojisiyle İzlenen Körfez Savaşı. İstanbul: Der Yayınları.
Smith, C. F. and C. W. R. Webster (2002). Delivering public services through digital television. Public Money & Management. (October-December). ss 25-32.
Şeker, T. B. (2005). Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler çerçevesinde bilgiye erişimin yeni boyutları. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimsel Enstitüsü Dergisi. (13). ss.377-391
Timisi, N. (2003). Yeni İletişim Teknolojileri ve Demokrasi. Ankara: Dost.
Tokgöz, O.(2000). Temel Gazetecilik. 4. bs. Ankara: İmge Kitabevi.
Tonta, Y. (1997). Elektronik Yayıncılık, Bilimsel İletişim Ve Kütüphaneler. Türk Kütüphaneciliği 11(4). ss. 305-314.
Toplu, M. (2002). Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Bilgi Üretimi. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. (Yayınlanmamış Doktora Tezi)
Törenli, N. (2005). Bilişim Teknolojileri Temelinde Haber Medyasının Yeniden Biçimlenişi: Yeni Medya, Yeni İletişim Ortamı. Ankara: Bilim ve Sanat.
Ünlüer, A. O. (2005). Radyo Televizyon Yayıncılığında Küreselleşme ve Ulusal Yayıncılık Üzerindeki Etkileri. Selçuk İletişim, 4 (1). ss. 11-20.
Williams, R. (2003). Televizyon, Teknoloji ve Kültürel Biçim. Çev. A. U. Türkbağ. Ankara: Dost Kitabevi.
Yanatma, S. (2008). Türkiye’de Televizyon Yayınlarının Başlaması ve Gelişimi: İTÜ TV. 2. 10.2008 tarihinde: http://www.sitemder.org/ders_notlari.php?micms=32 adresinden alınmıştır.
Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toplu’nun 3 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi ve medyanın dönüşümü” konulu seminer.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.