Türkiye’de Sivil Toplum Örgütleri
06 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Demokrasi, Seminerler
Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset ve Sosyal Bilgiler Anabilim Dalı öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Sertaç Serdar ve Yrd. Doç. Dr. Mert Gökırmak, “Türkiye’de sivil toplum örgütleri” konulu seminer verdi.
Avrupa tarihinde STÖ’lerin ortaya çıkışı ve gelişimini anlatan Yrd. Doç. Dr. Mert Gökırmak, her geçen yüzyılda örgütlenmenin önemli gelişmeler kaydettiğini söyledi. 17. yüzyılda Thomas Hobbes’un, “toplum sözleşmesi” kavramıyla mutlak otoriteyi bireylerin rızasına dayandırdığını anlatan Gökırmak, sözleşmenin yapıldığı sivil toplumun devletin bir parçası olduğunu dile getirdi.
18. yüzyılda kral devletten ulus devlete dönüşün başladığını yansıtan Yrd. Doç. Dr. Mert Gökırmak, “Bu gelişim 1789 Fransız İhtilali’yle oldu. Bu dönem bireyin kimliğinin hukuki niteliğini kazandığı dönemdir. Ancak politik sahnede yurttaş denilen yeni bir aktör vardır” dedi. Modern sivil toplum kavramının 19. yüzyılda İskoçyalı Ferguson tarafından ortaya atıldığını bildiren Gökırmak, ancak bu yaklaşımın tek taraflı ve önyargılı olarak eleştiriye uğradığını dile getirdi.
Sivil toplum tartışmalarının liberal yaklaşım, toplumcu görüş ve demokratik yaklaşım olarak üç ana konu üzerinde toplandığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Gökırmak, “Modern devlet ve sivil toplum, cemaatten cemiyete, diğer bir deyişle topluluktan topluma geçiş süreci olarak değerlendirilmektedir. Cemaatin yapısında esas olan dayanışma ve cemaatin birliğidir” diye konuştu.
Yrd. Dç. Dr. Sertaç Serdar da, sivil toplum örgütlerinin çoğulcu demokrasi anlayışının önemli yapı taşları olarak politik yaşantımızda yer aldığını söyledi. Serdar, STÖ’lerin merkezle çevre arasında bir köprü vazifesi gördüğünü belirttiği konuşmasında, STÖ’lerin talep, öneri ve şikayet, merkezin de alınan kararların uygulanabilirliğinin sağlandığı yerler olduğunu kaydetti. Etkin bir sivil toplum örgütünün varlığının etkin bireylerle mümkün olabileceğine işaret eden Serdar, toplumsallaşmanın bireyin bilincinin yerleşmesiyle başladığını, yok olmasıyla sona erdiğini söyledi.
Serdar, şöyle devam etti:
“Bireyin aktif olabilmesi, onun siyasal etkinlik duygusuyla ilgilidir. Toplumsallaşma sürecinde kilit sisteminin de etkisiyle yüksek düzeyde siyasal etkinlik duygusu yaratabilecek inanç sistemine sahip biri, öneri ve şikayetlerini STÖ’ler kanalıyla siyasal hayata dahil etmektedir. Yani bireyin STÖ içerisinde aktif olmasını sağlayan süreçler, bir anlamda STÖ’nün de aktif olmasını sağlamaktadır.”
Tarih:
Nisan 2004
Bilgi:
Yrd. Doç.Dr. Sertaç Serdar ve Yrd. Doç.Dr. Mert Gökırmak’ın, “Bilimin Işığında Aydınlanma Seminerleri”nde yaptıkları açıklamalara ilişkin haber.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.